Trabzonspor’un Yükselişi: “Çılgın Bir Takım Oldu!”
Trabzonspor, son haftalardaki performansıyla şampiyonluk sezonundaki havasını anımsatıyor. Beş maçlık galibiyet serisi sonrası takımda gözle görülür bir değişim yaşanıyor. Bu yazımızda, bordo-mavililerin nasıl “çılgın bir takım” haline geldiğini, öne çıkan oyuncu performanslarını, teknik direktör Fatih Tekke’nin etkisini ve taraftara düşen görevleri detaylıca ele alacağız.
Trabzonspor: Sahada Bir Çılgınlık Rüzgarı
Trabzonspor, her maçta değişik bir “çılgınlık” üreterek taraftarlarını heyecanlandırmaya devam ediyor. Takım, adeta çılgın bir yapıya büründü. Örneğin, Onuachu’nun Konyaspor maçında attığı Puskas ödülüne aday topuk golü hafızalardaki tazeliğini korurken, bu tarz denemeler bugün de sahnedeydi.
Olawale ise orta sahadan topu alıp, rakiplerini yıka yıka ceza sahasına girerek harika bir gol attı. Bu gol, tıpkı Rıza Çalınbay’ın Beşiktaş’ta yaptığına benziyordu ve adeta içine Messi kaçmış gibi bir kıvraklıkla geldi. Trabzonspor bu sezon gerçekten de çok güzel gollere imza atıyor; son iki ayın golü Onuachu’dan gelmişti ve bu gol de muhtemelen Ekim ayının en güzel gollerinden biri olacak.
Yükselen Yıldızlar ve Bireysel Performanslar
Trabzonspor’un başarısında bireysel oyuncu performansları büyük rol oynuyor:
- Felipe Augusto: Dört maç üst üste gol atarak inanılmaz bir çıkış yakaladı. Hücumda her bölgede etkili olan, süratli ve topun nereye geleceğini öngörebilen farklı bir oyuncu. Her maç üstüne koyarak ilerliyor.
- Onana: Uğurcan Çakır’ı unutturan performansıyla şu anda ligin en iyi kalecisi olarak gösteriliyor. Rakibin karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda gösterdiği inanılmaz kurtarışlar, Trabzonspor’un kötü oynarken bile “çılgınlık” üretmesinin bir parçası. Galatasaray kalecisi Uğurcan’ın aksine, Trabzonspor kalesine her maç golle burun buruna gelen rakipler oluyor ve Onana farkını burada ortaya koyuyor.
- Folcarelli: Orta sahada müthiş işler yapıyor ve tüm yükü omuzluyor. Şu anda ligin en iyi ve en formda orta saha oyuncularından biri olarak kabul ediliyor. Hem savunmada hem hücumda varlığını hissettiriyor ve Trabzonspor’un güçsüz görünen orta sahasını tek başına ayakta tutuyor. Top kaybı yapmıyor ve topun olduğu her yere koşarak takımın çıkışında önemli bir rol oynuyor.
- Pina: Takıma geldiği günden beri çok iyi bir sağ bek performansı sergiliyor.
- Mustafa Eskellaç: Zaman zaman top kayıpları ve geriye dönüş zafiyetleri olsa da, Folcarelli’nin kaymalarıyla bu açıklar kapanabiliyor.
Ayrıca, Zupkov, Muci (hocanın hazırlamaya çalıştığı), Olawale ve Sikan gibi hareketli oyuncular da takıma önemli katkılar sağlıyor.
Fatih Tekke Etkisi: Takımın Ruhunu Değiştirdi
Fatih Tekke, takımın hem ruhunu hem de karakterini değiştirmeye başladı. Geçen sene merkezde enerji eksikliği olan, topsuz oyunda etkisiz kalan bir Trabzonspor varken, şimdi futbolcularda bir “isyan” ve kararlılık gözlemleniyor. Tekke, oyunculara cesaret aşıladı ve Folcarelli gibi isimleri farklı bir kimliğe büründürdü.
Kamuoyunda yeterliliği tartışılırken, Tekke’nin kulübün efsanesi olması ve iyimser beyanatlarıyla taraftarı da takımla bütünleştirdiği görülüyor. Merkezdeki enerji eksikliği çözüldü, rakip takımların yerleşimlerini bozacak hareketlilikler ön plana çıktı. Bu durum, Trabzonspor’un daha seyir zevki yüksek bir futbol oynamasını sağlıyor. Rakip top kaybettiğinde, ikinci bölgede uygulanan şok baskıyla anında geçiş hücumlarına başlanıyor. Eskiden top ayağına geldiğinde oynamaya çalışan, orta saha eksikliği yüzünden sürekli geçiş hücumu yiyen ve bireysel hatalar yapan bir takım varken, şimdi defansa daha az top geliyor ve hata opsiyonu azaldı.
Tekke, takımın eksikleri olduğunu ve abartılmaması gerektiğini belirtse de, geçen yıla göre çok farklı bir 11’le oynayıp 4’te 4 yaparak maç fazlasıyla Galatasaray’ın 2 puan gerisinde olması ve 10 maçta 7 galibiyet alması büyük başarı. Fenerbahçe maçındaki tartışmalı Onuachu golü ve kırmızı kart olayı olmasaydı belki de durum daha farklı olabilirdi. Trabzonspor iyi bir takım ve daha da iyi olacak.
Trabzonspor Taraftarına Büyük Çağrı
Fatih Tekke’nin de beklentisi doğrultusunda, Trabzonspor taraftarının artık bu takımı gelip izlemesi ve çılgınca destek vermesi gerekiyor. Yönetim, taraftarın tribünlerde olması için bilet fiyatlarını minimum seviyeye indirmesine rağmen, maçlarda istenen seyirci sayısı ve desteği tam olarak sağlanamıyor.
Galatasaray taraftarının Liverpool ve Bodø/Glimt maçlarında gösterdiği destek, tüm takım taraftarları için örnek olmalı. Taraftarın nasıl ateşleyici bir güç olabileceği bu maçlarda net bir şekilde görüldü. Trabzonspor taraftarı, dünyanın en büyük şehir takımlarından biri olan Napoli ile birlikte anılan bu büyük camiayı hak ettiği şekilde desteklemeli. Şampiyonlukta tribünlerin nasıl dolduğunu gösteren Trabzon, artık Yomra, Akçaabat gibi ilçeleriyle kabuğuna sığmayan, büyük bir şehir haline geldi. Bursa’nın 3. Lig’deyken bile tribünleri doldurması örnek gösteriliyor. Trabzonspor, taraftarıyla büyüktür; taraftarı desteklediği zaman zirve yarışının içinde olur. Bu güzel gidişatın devamı için camianın, medyanın ve taraftarın sahiplenmesi şart.
Geleceğe Yönelik Umutlar ve Ocak Ayı Transferleri
Trabzonspor, bu oyunuyla zirve takibini sürdürdüğünde büyük umut vadediyor. Takımın umut vermesi, tribünlerin de yeniden dolmaya başlamasına neden oldu. Eskiden “Trabzonspor ruhu” yoktu ve boş tribünlere oynanıyordu; bu ruhu aşılayacak bir lider de yoktu. Ancak Fatih Tekke’nin gelişiyle bu durum değişti.
Geçiş oyunlarının öneminin arttığı günümüz futbolunda, Trabzonspor’un orta sahadaki hareketliliği, dinamizmi ve enerji kazanması, rakibin geçiş oyununa geçmesini engelledi. Artık defansif zafiyetlerden kimse bahsetmiyor çünkü defansa daha az top geliyor. Bu iyi gidişat Ocak ayına kadar sürerse, başkanın da belirttiği gibi en az üç transfer yapılacak ve şimdiden araştırmaları devam ediyor. Camianın bu Trabzonspor’u sahiplenmesi gerekiyor.
Trabzonspor, Fatih Tekke’nin liderliğinde, bireysel parlamalar ve taktiksel değişimlerle yeniden bir “çılgın takım” kimliğine büründü. Şampiyonluk sezonunu anımsatan bu başarılı gidişat, zirve yarışında iddialarını güçlendiriyor. Ancak bu yükselişin devamlılığı için taraftar desteği hayati önem taşıyor. Yönetimin fedakarlığına, oyuncuların mücadelesine karşılık tribünlerin dolması, Trabzonspor’u daha da ileriye taşıyacaktır. Takımın geleceği parlak görünürken, Ocak ayında yapılacak takviyelerle çok daha güçlü bir konuma geleceği öngörülüyor.
