Fenerbahçe – Galatasaray Derbisi: Beklentiler ve Taktiksel Analiz
Dün akşam 1-1 sona eren Fenerbahçe – Galatasaray derbisi, futbolseverler için beklenen senaryonun gerçekleştiği ancak beklentinin tam olarak karşılanmadığı bir maç oldu. Analitik düzlemde, iki takımın da maça korumacı bir yaklaşımla başladığı ve hücum etmekten ziyade savunmayı önceliklendirdiği görüldü. Bu derinlemesine analizde, derbinin taktiksel detaylarına, teknik adamların yaklaşımlarına ve oyuncu performanslarına odaklanacağız.
Maç Öncesi Taktikler ve Takım Dizilişleri
Maçın 0-0’lık başlangıcında her iki takımın da ortalama pozisyonları incelendiğinde, dikkat çekici bir korumacılık göze çarptı. Ev sahibi Fenerbahçe, Nelson Semedo, Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde ve Bright Osayi-Samuel’den oluşan geri dörtlüsünün önüne Edson Alvarez, Marco Asensio ve İsmail Yüksek ile kurduğu 4-3-3 dizilimiyle sekiz oyuncuyla kendi yarı sahasında kaldı. İleride ise Nene, Youssef En-Nesyri ve Kerem Aktürkoğlu gibi isimler bırakıldı.
Galatasaray ise Davinson Sanchez, Mario Lemina, Abdülkerim Bardakcı ve Kazımcan Karataş’tan oluşan savunma hattının önünde Lucas Torreira ve İlkay ile kendi yarı sahasında konumlandı. İleride ise Victor Osimhen ve Leroy Sané kalmıştı. İki teknik adamın da oyunu bu denli korumacı bir anlayışla ele alması, maçın keyifli geçme beklentilerini düşürdü. İlk 30 dakika boyunca takımların hücum etmek gibi bir kaygısı yoktu. Bu derbi, pozisyon zenginliği ve keyifli bir futbol sunmaktan ziyade, adrenalin vaat etti.
Teknik Direktörlerin Değerlendirmeleri ve Maç Planları
Maç sonrası basın toplantılarında hem Okan Buruk hem de Tedesco’nun açıklamaları dikkat çekti. Okan Buruk’un bahsettiği gergin atmosferin, Kazımcan Karataş’a yönelik şiddet eğilimi dışında, maç genelinde yaşanmadığı ve son yılların en centilmence derbilerinden biri olduğu belirtildi. Kazımcan olayının asla hoş görülemeyecek bir şiddet eylemi olduğu ve yapanın en ağır cezayı alması gerektiği vurgulandı.
Tedesco’nun maç planı hakkında yaptığı “ilk 15 dakika uzun top atıp sonra kendi oyunumuza döneceğiz” açıklaması da sahada tam olarak gerçekleşmedi. Fenerbahçe’nin uzun topları, özellikle Kerem Aktürkoğlu’ya doğru atıldığında, Galatasaray’ın stoperi Davinson Sanchez tarafından rahatlıkla karşılandı. Bu durum, Fenerbahçe’nin oyuncu profilleriyle örtüşmeyen bir taktik tercihi olarak yorumlandı.
Galatasaray’ın Pres Şeması ve Etkileri
Okan Buruk’un 1.5 sezondur uyguladığı pres şeması bu maçta da kendini gösterdi. Victor Osimhen bir stopere, Leroy Sané ise ikinci stopere çıktı. Lucas Torreira, Fenerbahçe’nin ön liberosu Edson Alvarez’i, İlkay ise İsmail Yüksek’i marke etti. Kanat oyuncuları Leroy Sané ve Barış Alper Yılmaz’ın içeriye yönlendirilmesiyle, Fenerbahçe’nin bekleri Bright Osayi-Samuel ve Nelson Semedo topsuz bırakıldı. Bu, Galatasaray’ın merkezi yoğunlaştırarak Fenerbahçe’nin merkezden oyun kurma ihtimalini sıfırlama stratejisiydi. Fenerbahçe’nin bek oyuncularının ayak kalitelerinin çok yüksek olmaması, topu alan kat ederek taşıyamamaları ve Galatasaray’ın şiddetli yan koşularıyla köşe bayrağına yakın bölgelerde sıkışıp top kaybetmelerine yol açtı.
Fenerbahçe’nin Hücumdaki Zorlukları
Maçın başından itibaren Galatasaray’ın pozisyonel üstünlüğü, oyunu Jayden Oosterwolde üzerinden oynamaya zorlamasıyla gözle görülür hale geldi. Fenerbahçe’nin geri beşlisinin topa dokunma sayıları, bu durumu açıkça ortaya koydu: Jayden Oosterwolde 77, Milan Skriniar 72, Bright Osayi-Samuel 63, Nelson Semedo 59, Edson Alvarez 33. Özellikle Edson Alvarez ve Jayden Oosterwolde’nin attığı uzun topların isabet oranının düşüklüğü (Edson Alvarez 16’da 5, Jayden Oosterwolde 14’te 2), Galatasaray’ın manipülasyonunun ne kadar başarılı olduğunu gösterdi. Fenerbahçe’nin Kerem Aktürkoğlu gibi hava toplarında etkili olmayan bir oyuncuya uzun toplar atması, taktiksel bir hataydı.
Galatasaray’ın Golü ve Taktiksel Tercihler
Galatasaray’ın golü de benzer bir taktiksel kurgunun ürünüydü. Barış Alper Yılmaz içeri kat etmiş, Nelson Semedo’yu boş bırakmıştı. Ters tarafta Leroy Sané içteydi ve Bright Osayi-Samuel’i çıplak bırakmıştı. Edson Alvarez’in uzun topu yine sol kanada doğru kullanmasıyla Davinson Sanchez, Kerem Aktürkoğlu’ndan kolay bir ikili mücadele kazandı. Seken top, Bright Osayi-Samuel ve İsmail Yüksek’in çarpışmasıyla Leroy Sané’nin önünde kaldı. Leroy Sané’nin Barış Alper Yılmaz ile yaptığı paslaşma ve şansının yardımıyla defanstan seken vuruşu, Edson Alvarez’i kontrpiyede bırakarak Galatasaray’ı öne geçirdi.
Galatasaray’ın bu golü atmasında iyi futbol oynamasından ziyade, daha doğru bir taktiksel karar alması etkili oldu. Topa sahip olma hafifliğine kapılmak yerine, Fenerbahçe’nin topla üretme konusundaki zayıflıklarını hedef alarak oynamak, Galatasaray’ın doğru tercihiydi. Fenerbahçe’nin resesif anlayışına rağmen topun %49’a %51 paylaşıldığı maçta, topu alanın değil, bırakanın avantajlı olacağı analizi doğrulandı.
Fenerbahçe’nin İlk Yarıdaki Kusurları ve Oyuncu Profilleri
Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki en büyük sorunlarından biri, oyuncu profillerinin uyumsuzluğuydu. Kerem Aktürkoğlu, Nene ve Youssef En-Nesyri gibi koşucu oyuncular, topu ayağına isteyen ve oyun kurabilen bir destekten yoksundu. Marco Asensio gibi topu ayağında tutabilen tek oyuncunun oyun kuramama nedeniyle derine çekilmesi, ön taraftaki bağlantıyı koparmıştı. Tedesco’nun maç önü planı, oyuncu tercihleri üzerinden kusurlu bulundu. Jhon Durán ve Anderson Talisca gibi set oyununa daha uygun oyuncuların ilk 11’de başlamaması, ilk yarıda Fenerbahçe’nin üretkenliğini kısıtladı.
Fenerbahçe’nin ilk 45 dakikalık pas haritası da orta saha merkezinde inanılmaz bir boşluk olduğunu gösterdi. Edson Alvarez ve İsmail Yüksek’in pas haritaları, kaleciye geri dönülen veya yatay pasların yoğunluğunu ortaya koydu. Edson Alvarez’in sadece tek bir kez, İsmail Yüksek’in de yine tek bir kez takımı ileri taşıyan (progresif) pas denemesi olması, bu oyuncuların topla rahat olmamalarından kaynaklanıyordu. Bu durum, Mehmet Topal ve Josef de Souza benzetmesiyle, oyuncuların topla bir an evvel vedalaşmak isteyen profillerini vurguladı.
İkinci Yarıda Dengeler Nasıl Değişti?
Galatasaray, ilk yarıyı iyi oynamadan Galatasaray’ın, ikinci yarıyı ise yine iyi oynamadan Fenerbahçe’nin kazanmasıyla 1-1 sona erdi. Bireysel performanslara bakıldığında:
- Leroy Sané (Galatasaray): Attığı gol dışında çok çalışkandı ve birçok sahipsiz topu topladı. Muazzam driblingleri ve şansının yardımıyla attığı golle Galatasaray adına maçın oyuncusuydu.
- Jhon Durán (Fenerbahçe): Son yıllarda izlediğim en büyük game changer (oyun değiştiren) isimlerden biri. Futbolun “anların oyunu” olduğu düşünüldüğünde, Jhon Durán tam bir “anların oyuncusu”. Gol sezgisi, serseri mayın gibi oyun tarzı ve Zlatan Ibrahimović’e benzetilen stiliyle çok tehlikeli bir oyuncu. Fenerbahçe’nin golünü atarak takımına altın değerinde bir puan kazandırdı.
Fenerbahçe’nin kadrosunda daha az forvet olması gerektiği ve Youssef En-Nesyri’nin performans düşüklüğü nedeniyle dinlenmesinin faydalı olabileceği de belirtildi. Bu derbi, her iki takım için de derinlemesine taktiksel dersler sunarken, oyuncu değişikliklerinin ve taktiksel esnekliğin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
