Mersin Basketbolun Yükselişi: Can Sevim ile Avrupa Hedefleri ve Türk Basketbolunun Geleceği
HT Spor ekranlarından herkese iyi pazarlar! Bu hafta Gökhan German ve Gökhan Türe ile beraber Mersin Basketbol’un genç ve başarılı başantrenörü Can Sevim’i ağırladık. Can Sevim, Mersin Basketbol’u kısa sürede Süper Lig’e taşıyarak Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı kazandıran, dinamik ve vizyoner bir isim. Kendisiyle Türk basketbolunun bugünü ve geleceği, antrenörlük felsefesi ve kişisel kariyer hedefleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Mersin Basketbol’un Başarı Dolu Yükselişi
Süper Lig ve Avrupa Kupaları Hedefi
Mersin, köklü bir basketbol kültürüne sahip bir şehir olmasına rağmen, son 10 yıldır erkek basketbolunda Süper Lig seviyesinde temsil edilmiyordu. Can Sevim’in liderliğindeki Mersin Basketbol, bu duruma son verdi. Sevim, takımıyla ilk yılında Süper Lig’e çıkma başarısı gösterirken, aynı zamanda hem Türkiye Kupası’nda yarı final oynadı hem de Avrupa Kupası’nda mücadele etme hakkı kazandı. Geçtiğimiz sezonu ligi 6. sırada bitirerek Playoff oynayan takım, bu yıl da Şampiyonlar Ligi’nde yer alıyor. Kulübün uzun vadeli hedeflerinden biri, Avrupa kupalarında Mersin’i istikrarlı bir şekilde temsil etmek.
Avrupa Kupası’nda Zorlu Seyahat Süreci
Mersin Basketbol, Şampiyonlar Ligi’nde mücadele ederken beklenmedik lojistik zorluklarla karşılaşıyor. Mersin’den direkt uluslararası uçuşların olmaması nedeniyle tüm seyahatler İstanbul üzerinden yapılıyor. Bu durum, bazen takımı bir gün önceden İstanbul’a gelip konaklamak zorunda bırakıyor, bu da antrenman sürelerini kısıtlıyor ve oyuncular üzerinde yıpratıcı bir etki yaratıyor. Can Sevim, bu durumu Anadolu takımlarının yaşadığı genel bir sorun olarak görüyor ve bu tecrübenin kulüp için öğrenme süreci olduğunu belirtiyor. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in destekleri sayesinde bu lojistik sorunların olumsuz etkileri en aza indirilmeye çalışılıyor.
Şampiyonlar Ligi’nde İkincilik Hedefi
Mersin Basketbol, Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkmayı garantilemiş durumda. Grupta son iki yılın şampiyonu ve ligin ciddi favorilerinden Malaga gibi güçlü bir rakiple karşılaşmalarına rağmen, takım ikincilik için mücadele ediyor. İkincilik, Play-In aşamasında saha avantajı sağlayacağı için büyük önem taşıyor. Bir sonraki turda potansiyel rakip olarak Fransa’dan Le Mans gözüküyor. Bu aşamalara yükselmek, kulübün Avrupa tecrübesini artıracak ve gelecek yıllardaki yapılanmaları için önemli bir referans olacaktır.
Can Sevim’in Kariyer Yolculuğu: Oyuncudan Başarılı Koça
Basketbola İlk Adımlar ve TED Ankara Koleji
Ankara doğumlu Can Sevim’in basketbolla tanışması, köklü bir basketbol kültürüne sahip olan TED Ankara Koleji’nde başladı. Küçük takım seviyesinde basketbol oynamaya başlayan Sevim’in ilk antrenörü, şimdiki U17 Milli Takım antrenörü Hasan Özmeriç’ti. Yıldız, lise ve genç takımlarda da oynamaya devam eden Can Sevim, üniversite döneminde basketboldan biraz uzaklaştı. Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmasına rağmen, kariyerine tamamen farklı bir yön verdi.
Antrenörlük Serüvenine Başlangıç ve Motivasyon
Can Sevim’in antrenörlük kariyeri tamamen şans eseri başladı. Kendisine altyapı antrenörlüğü teklif edildiğinde, çocuklara bildiklerini aktarabileceğini düşünerek bu teklifi kabul etti. Bir yıl altyapıda çalıştıktan sonra, Hasan Özmeriç’in A Takım başantrenörü olmasıyla birlikte yardımcı antrenörlüğe terfi etti. Bu süreçte, maçları analiz etme, rakip takımı okuma ve oyunculara doğru stratejileri aktarma konusunda yetenekli olduğunu fark etti. TED Ankara Koleji’nin TBL’den Süper Lig’e yükselmesi ve ligi 6. sırada bitirmesi gibi başarılar, onun bu meslekte devam etme motivasyonunu pekiştirdi.
Türk Basketbolunun Geleceği: Antrenör, Oyuncu ve Kondisyoner Sorunu
Nitelikli Antrenör Açığı ve Spor Okulları Etkisi
Can Sevim, Türkiye’de yeterli sayıda donanımlı Türk antrenör bulunmadığını düşünüyor ve bu durumun temel nedenlerinden birinin spor okulları olduğunu belirtiyor. Birçok potansiyel antrenörün, bir kulüp takımında yardımcı antrenörlük yaparak “mutfağa girip” kendini geliştirmek yerine, spor okullarında daha az emekle daha kolay para kazanmayı tercih ettiğini ifade ediyor. Bu durum, analiz, istatistik tutma, antrenman takibi gibi temel antrenörlük becerilerinin gelişimini engelliyor ve üst seviyeye çıkabilecek kaliteli antrenör sayısını azaltıyor.
NIL Anlaşmalarının Oyuncular Üzerindeki Etkisi
Türk basketbolu için bir diğer önemli sorun, Amerika’daki kolejlerde uygulanmaya başlayan Name, Image, Likeness (NIL) anlaşmaları. Bu anlaşmalar sayesinde genç oyuncular, henüz 18 yaşında dahi olsa, milyonlarca dolar kazanma fırsatı bulabiliyor. Can Sevim, bu durumun Türk ve Avrupalı genç yeteneklerin kariyer tercihlerini değiştirebileceğini, onların Avrupa’da ya da Türkiye’de gelişim liglerinde oynamak yerine doğrudan Amerika’ya yönelmesine neden olabileceğini öngörüyor. Erken yaşta yüksek miktarda para kazanan oyuncuların, ilerleyen dönemde daha düşük bütçelerle Avrupa’da veya Türkiye’de oynamaya istekli olmayabileceği endişesini taşıyor. Bu durumun, Türk basketbolunda oyuncu, antrenör ve kondisyoner kıtlığına yol açacağı konusunda uyarılarda bulunuyor. FIBA’nın bu konuya çözüm bulmak için Tolga Öngören gibi isimlerle çalışmalar yürüttüğünü de ekliyor.
Afyonkarahisar’daki Dönüm Noktası ve İletişim Odaklı Koçluk
Düşük Bütçelerle Büyük Başarılar
Can Sevim’in kariyerindeki önemli duraklardan biri Afyonkarahisar oldu. Burada yıllarca ligin en düşük bütçeli takımlarıyla mücadele etmesine rağmen, ligin en renkli ve başarılı takımlarından birini kurdu. Genellikle ligin başlamasına yakın, iş bulamamış oyunculardan kurduğu takımlarla sürekli küme düşmesi beklenirken, üst sıraları zorladı. Başarıda kilit nokta, kendi sistemine uygun oyuncuları tercih etmesi ve bu oyuncuların sistemi sahaya yansıtmasındaki yetenekleriydi. Afyon’daki bu başarısı, birçok oyuncunun kariyerinde sınıf atlamasına ve iyi paralar kazanmasına olanak sağladı.
Can Sevim’in Koçluk Felsefesi: İletişim ve Sakinlik
Can Sevim, koçluk felsefesinin temelini iletişim ve sakinlik üzerine kuruyor. Oyuncularla anlaşmadan önce, oynanacak sistemi hem savunma hem de hücum anlamında detaylıca anlatıyor ve onların kendi özelliklerini bu sistemde en iyi şekilde nasıl kullanabileceklerini göstererek ikna ediyor. Despot bir koç olmadığını, her zaman oyuncuların fikirlerini dinlediğini ve mantıklı bulduklarını sisteme entegre edebildiğini belirtiyor. Uluslararası İlişkiler eğitimi almasının, oyuncularla olan iletişiminde ve farklı kültürlerden gelen yabancı oyuncularla sağlıklı bir ilişki kurmasında büyük katkısı olduğunu ifade ediyor.
Maç sırasında sakin kalmasının ise bilinçli bir tercih olduğunu vurguluyor. Hakem kararları veya seyirci tepkileri gibi dış faktörlere odaklanmak yerine, oyunun akışını, rakibin stratejilerini ve kendi takımının ihtiyaçlarını okumanın önceliği olduğunu düşünüyor. Bu sakin duruşun, oyuncular üzerindeki baskıyı azalttığını ve daha sağlıklı bir ortam yarattığını belirtiyor. Zeljko Obradovic ve Ergin Ataman gibi önemli koçların yönetici vasıflarına hayranlık duyduğunu, ancak kendi doğrularını ve sistemini geliştirerek ilerlediğini ekliyor.
Mersin’deki Devam Eden Yolculuk ve Uluslararası Hedefler
Yüksek Beklentiler ve Gelecek Sezon Hedefleri
Mersin Basketbol ile çok kısa sürede elde ettiği başarılar, beraberinde yüksek beklentileri de getiriyor. Can Sevim, çoğu kulübün 10 yılda başaramadığı işleri kısa sürede gerçekleştirdiklerini, bu nedenle çıtanın çok yükseldiğini ifade ediyor. Gelecek sezonda hem Şampiyonlar Ligi’nde kalıcı olmak hem de ligde Playoff hedeflerini sürdürmek istiyorlar. Şampiyonlar Ligi’nde Top 16 veya ikinci grubu görmek, kulübün Avrupa tecrübesini artırarak gelecek yapılanmalarına ışık tutacak önemli bir adım olacak.
Kariyer Planlaması ve Yurt Dışı Deneyimi
43 yaşında olmasına rağmen antrenörlük kariyerinin henüz erken dönemlerinde olduğunu düşünen Can Sevim, sürekli üzerine koyarak ilerlemek istediğini belirtiyor. Avrupa kupalarında final görmek, Türkiye’de büyük kulüplerde görev almak ve daha büyük hedeflere ulaşmak gibi kariyer hedefleri var. Bu hedeflere ulaşabilmek için uluslararası deneyimin kritik olduğuna inanıyor. Daha önce Kosova’da kısa süreli bir deneyim yaşadığını, bunun gibi yurt dışı tecrübelerinin bir antrenörün farklı dinamiklere, yönetim yapılarına ve taraftar beklentilerine alışmasını sağladığını ifade ediyor. Türk antrenör ve oyuncuların konfor alanlarından çıkarak Avrupa’nın farklı liglerinde mücadele etmeleri gerektiğini, bunun Türk basketbolunun genel gelişimi için şart olduğunu savunuyor.
Basketbolun Küresel Geleceği ve Stratejik Düşüncenin Rolü
NBA’in Avrupa Pazarlama Stratejileri
NBA’in Avrupa’ya girme planlarına ilişkin Can Sevim, bu girişimin öncelikli olarak bir pazarlama stratejisi olduğunu düşünüyor. NBA’in yıllardır global çapta pazarlama ve satış odaklı hareket ettiğini, farklı ülkelerden oyuncuları kadrolarına katmalarının bile o pazarlara açılma amacı taşıdığını belirtiyor. Avrupa’da da futbol kulüplerinin taraftar kitlelerini ve pazarlama gücünü kullanarak genişlemeyi hedeflediklerini, ancak bunun Avrupa basketbol kültürünü göz ardı etme riski taşıdığını ifade ediyor. Avrupa basketbolunun ruhunu koruyarak NBA’in finansal gücünden faydalanabilecek bir denge bulunması gerektiğini düşünüyor, ancak şu anki durumun belirsizliklerle dolu olduğunu ve kaos ortamı yaratabileceğini belirtiyor.
Satranç ve Briç’in Antrenörlük Kariyerine Etkisi
Can Sevim, çocukluğundan itibaren satranç ve üniversite döneminde briç gibi strateji oyunlarına olan ilgisinin, antrenörlük kariyerine büyük katkı sağladığını düşünüyor. Bu oyunların analitik düşünme, strateji geliştirme ve farklı senaryoları öngörme yeteneklerini güçlendirdiğini belirtiyor. Basketbolun da bir sistem oyunu olduğunu ve güçlü stratejilere ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, bu sporların kendisine bilinçli olmasa da bu yolda önemli faydalar sağladığını söylüyor.
A Milli Basketbol Takımı’nın Gümüş Madalyası ve Gelecek Jenerasyon
Eylül ayında Riga’da U17 Milli Basketbol Takımı’mızın kazandığı gümüş madalya, Türk basketbolu için büyük bir başarı ve bir dönüm noktası oldu. Can Sevim, bu başarının Türk basketbolu adına çok güzel bir jenerasyonun varlığını gösterdiğini ve bu jenerasyonun önümüzdeki 5-10 yıla damga vurabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtiyor. Milli takım başarılarının, basketbolun izlenirliğini ve ilgiyi artırdığını, çocukların hayaller kurmasını sağladığını vurguluyor. Cedi Osman ve Alperen Şengün gibi örneklerin, gençlerin basketbola yönelmesinde büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade ederek, bu tür başarıların Türk basketbolunun büyümesi için hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Sonuç
Mersin Basketbol Başantrenörü Can Sevim ile yaptığımız bu keyifli sohbet, Türk basketbolunun mevcut durumu, zorlukları ve gelecek potansiyeli hakkında değerli bilgiler sundu. Can Sevim’in Mersin’deki başarıları, genç yaşına rağmen vizyoner koçluk anlayışı ve Türk basketbolunun genel sorunlarına dair analitik yaklaşımı, onun sadece bir antrenör değil, aynı zamanda basketbolun gelişimine katkı sağlayan önemli bir aktör olduğunu gösteriyor. Umarız Can Sevim, kariyer hedeflerine ulaşır ve Türk basketboluna uluslararası arenada yeni başarılar kazandırmaya devam eder.
