Melih Esen Cengiz, uzun yıllara yayılan futbol ve derbi tecrübesiyle Fenerbahçe-Galatasaray rekabetini, geçmişten günümüze önemli olayları ve futbol dünyasındaki değişimleri değerlendirdi. Puan farkının bire inmesiyle heyecanı doruğa çıkan bu dev derbi öncesi beklentilerden, Fenerbahçe camiasının son dönemdeki sakinliğine, unutulmaz derbi anılarından Türk futbolunun efsanevi isimlerine kadar birçok konuya ışık tutan Cengiz, hakemlerin artan önemini ve sosyal medyanın etkilerini de yorumladı.
Dev Derbi Öncesi Beklentiler ve Fenerbahçe’nin Yükselişi
Yaklaşan Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, puan farkının sadece bir olması nedeniyle büyük bir heyecana sahne olacak. Melih Esen Cengiz, 1910’dan bu yana süregelen, 115 yıllık bu köklü rekabetin her zaman aynı heyecanla yaşandığını belirtiyor. Fenerbahçe’nin son dönemde iyi bir ritim yakaladığını, futbol şubesinin sakin bir şekilde yönetildiğini ve taraftarın takıma yeniden sahip çıktığını vurguluyor. Galatasaray cephesinde ise sakatlıkların ciddi bir sorun teşkil ettiğini ve bu durumun maça temkinli bir yaklaşımla çıkmalarına neden olabileceğini öngörüyor. Derbilerin her sonuca gebe olduğunu ve sonucunu kestirmenin zor olduğunu ifade ederken, bir Fenerbahçeli olarak galibiyet umduğunu ekliyor.
Fenerbahçe Camiasındaki Sakinliğin Gerçek Nedeni
Fenerbahçe camiasında son dönemde gözlenen olumlu havanın, Saadettin Saran’ın gelişiyle mi yoksa bir teknik direktörün pozitif enerjisiyle mi ilgili olduğu sorusuna Melih Esen Cengiz, aslında hiçbir şeyin değişmediğini ancak camianın 3 Temmuz sürecinden bu yana çok yorulduğunu dile getiriyor. Bu sakinliğin, başkan değişiminden ziyade, uzun yıllar süren yorgunluğun ardından gelen bir rahatlama olduğunu belirtiyor. Cengiz, bu dinlenme sürecinin tansiyonu artırmamasını ve camiada özlenen sakinliğin devam etmesini temenni ediyor.
Geçmişten Gelen Unutulmaz Derbi Anıları
1960’lardan bu yana derbileri takip ettiğini ve maçlara gittiğini belirten Cengiz, ilk derbi anısını hatırlamanın zor olduğunu söylüyor. Ancak hafızasında yer eden ilginç bir yarı final maçını paylaşıyor. Dolmabahçe İnönü Stadı’nda oynanan bir gece maçında Fenerbahçe’nin Fuat Acar ile öne geçtiğini, ardından Galatasaray’dan Aydın’ın gol attığını ve Yavuz Şimşek’in hatasıyla Metin Oktay’ın attığı golle elendiklerini anlatıyor. Bu maçta tribünlerdeki sarı-kırmızılı ve sarı-lacivertli tabutların dolaşmasının o dönemin atmosferine dair ilginç bir detay olduğunu ekliyor.
Tribün Kültürünün Evrimi
Geçmişteki tribün heyecanının günümüze göre farklı olduğunu belirten Cengiz, eski yıllarda tribünlerin hıncahınç dolu olduğunu ve insanların hep ayakta maç izlediğini hatırlatıyor. Günümüzde tribünlerin daha “medeni” bir şekilde seyredildiğini, ancak geçmişteki taraftar enerjisinin daha samimi ve içten olduğunu düşünüyor. Bestelerin ve tezahüratların o dönemde daha doğal olduğunu vurguluyor.
En Akılda Kalan Derbiler ve Goller
Melih Esen Cengiz için en güzel derbilerden biri, televizyonda izlediği ve ilk yarıyı 3-0 yenik kapatan Fenerbahçe’nin ikinci yarıda 4 gol atarak kazandığı o yarı final maçı. Ofiste patronun Galatasaraylı olmasına rağmen yaptığı tezahüratları gülümseyerek anlatıyor. Şahsen seyrettiği 6-0’lık Fenerbahçe galibiyetini ise “çılgın bir hava” olarak nitelendiriyor ve bunun büyük bir anı olduğunu ifade ediyor. Gollerden bahsederken ise Aykut Kocaman’ın 4-3’lük maçta neredeyse aut çizgisinden attığı golü ve Metin Oktay’ın Yavuz Şimşek’in hatasıyla kaydettiği golü unutamadığını belirtiyor.
Hakemler ve Adalet Sorunu
Günümüz derbilerinde hakemlerin çok fazla konuşuluyor olmasını eleştiren Cengiz, eskiden hakem sayısının az olduğunu ve bu kadar sık gündeme gelmediklerini söylüyor. Türk futbolundaki en büyük sıkıntının adaletin şaşmış olması olduğunu ve özellikle son 30 yılda Fenerbahçe’nin çok adaletsizlikler yaşadığını vurguluyor. Gelecek için adaletin düzelmesini temenni ediyor.
Derbilerin Karakteristik Futbolcuları ve Oyun Tarzının Değişimi
Derbilerin unutulmaz futbolcuları arasında Zeki Rıza Sporel, Büyük Fikret, Küçük Fikret, Gündüz Kılıç, Lefter Küçükandonyadis, Can Bartu, Metin Oktay, Alex de Souza, Gheorghe Hagi ve Ortega gibi isimleri sayan Cengiz, günümüz futbolunda Volkan Demirel veya Felipe Melo gibi sert çizgili, karakter sahibi futbolcuların kalmadığını düşünüyor. Dünya futbolunun daha çok fiziki mücadeleye döndüğünü ve yıldızların parlamasının zorlaştığını, Lionel Messi dışında artık tek başına fark yaratan oyuncu olmadığını belirtiyor. Bu durumun seyir zevkini etkilediğini ve geçmişteki futbolu izlemenin daha keyifli olduğunu dile getiriyor.
Futbola İlgi ve Sosyal Medyanın Etkisi
Dünya futboluna olan ilginin gerçekten artıp artmadığının tartışma konusu olduğunu söyleyen Cengiz, iletişim imkanlarının artması ve dünya nüfusunun çoğalmasının bu ilgiyi yükseltmiş gibi gösterebileceğini ifade ediyor. Günümüzde insanların önündeki alternatiflerin artmasıyla futbolun eski cazibesini yitirdiğini belirtiyor. Özellikle sosyal medyanın spor dünyasını olumsuz etkilediğini, kulüp başkanlarının ve idarecilerin sosyal medyanın yönlendirmesiyle kararlar almasının tehlikeli olduğunu vurguluyor. Sosyal medyanın “kahvehane” ortamı gibi dedikoduların ve söylemlerin çok itibar edilmemesi gereken bir yer olduğunu ekliyor.
Türk Futbolunun Anlatılmaya Değer Hikayeleri
Lefter Küçükandonyadis ve Metin Oktay gibi efsanelerin filmlerinin yapılmasının ardından, Türk futbolunda anlatılması gereken birçok hikaye olduğunu belirtiyor. Kendi yazdığı ve 1914 yazında geçen, Türk-Alman futbol takımlarının müsabakalarına değinen kitabından bahsediyor. İstanbul’un işgal dönemindeki futbol, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki yokluklarda oynanan maçlar, birden fazla spor dalında başarılı olan Melih Kotanca gibi sporcular, Şehit Arif Bey ve Ahmet İzgi gibi şehit futbolcular, Amerika’da şans arayan Yasin Özdenak ve Salim gibi isimler, Almanya’da Der Kicker dergisine kapak olan Bombacı Bekir gibi birçok ilginç hikayenin sinema veya belgesel için uygun olduğunu dile getiriyor. Ayrıca, Hülya Koçyiğit, Ayşecik (Ayşe Tunaboylu), Bahar Erdeniz gibi sanatçılarla evlenen Selim Soydan, Serkan Acar, Engin Verel gibi futbolcuları ve tiyatroyu seçen Metin Serezli, kaleci Fehmi Fecir, Nurettin Selçuk, Zsa Zsa Gabor ile evlenen Burhan Belge gibi renkli karakterleri de anıyor. Bu zengin geçmişin, kulüplerin 118 yılı aşan köklü tarihleri boyunca biriktirdiği değerli anılarla dolu olduğunu vurguluyor.
En Sevilen Stadyumlar
Melih Esen Cengiz, maç izlemekten en keyif aldığı statlar arasında yıkılan Ankara 19 Mayıs Stadı, Vefa Stadı ve Şeref Stadı’nı sayıyor. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nın ise 1907’den beri aynı yerde top oynayan nadir kulüplerden biri olması sebebiyle gönlünde ayrı bir yeri olduğunu ifade ediyor.
Melih Esen Cengiz’den Hızlı Sorular
- Gündüz maçı mı gece maçı mı? Gündüz.
- Lefter mi Metin Oktay mı? Lefter (futbolcu olarak çok daha büyük, Metin Oktay şahane bir karakter ve golcü).
- Şükrü Saracoğlu mu yıkılan Ali Sami Yen mi? Şükrü Saracoğlu.
- Alex mi Hagi mi? Alex (gönlümden geçen), ancak Hagi’nin uluslararası performansı daha iyiydi.
Sonuç
Melih Esen Cengiz, derbiye dair son olarak, kavga dövüş olmadan, iyi bir hakem yönetimiyle futbol adına güzel bir maç beklediğini belirtiyor. Her iki takım için de sakatlık yaşanmamasını diliyor. Adaletli hakem yönetimi ve yöneticilerin sakin davranmasının önemine vurgu yaparak, gönlünün Fenerbahçe’den yana olduğunu ancak derbilerde hiçbir zaman skor tahmini yapmadığını ekliyor.
