Göksenin Köksal: Galatasaray’dan Bursaspor’a Uzanan Duygusal Yolculuk ve Basketbolun Evrimi
ET Spor ekranlarından Gökhan Türe’nin sunumuyla Zone Press programına konuk olan Türk basketbolunun önemli isimlerinden Göksenin Köksal, kariyerindeki önemli dönüm noktalarını ve basketbol dünyasındaki değişimleri paylaştı. Galatasaray’dan Bursaspor’a uzanan yolculuğunu, milli takım deneyimlerini ve geleceğe dair planlarını samimi bir dille anlatan Köksal, aynı zamanda Türk basketbolundaki genç oyunculara ve efsanelere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Bursaspor Macerası ve Sezon Değerlendirmesi
15 yıl boyunca Galatasaray forması giydikten sonra bu sezon Bursaspor’a transfer olan Göksenin Köksal, yeni takımındaki deneyimlerini anlattı. Avrupa’da başarılı bir ön eleme süreci geçirerek gruplara kalmalarına rağmen ligdeki fikstür yoğunluğunun ve yeni kurulan bir takım olmalarının zorluklarından bahsetti. Nenad Marković gibi iyi bir antrenöre sahip olduklarını ve zamanla daha iyi bir ritim bulacaklarına inandığını dile getirdi. Bursaspor’un köklü bir kulüp ve büyük bir camia olduğunu, bu nedenle buraya gelmeyi çok istediğini belirtti.
Galatasaray’dan Ayrılık Süreci ve Duygusal Bağ
Galatasaray’dan ayrılık sürecinin çok konuşulduğunu belirten Köksal, bu konuda fazla detaya girmek istemediğini ifade etti. Galatasaray’ın kendisi için bir aile olduğunu ve şu anda Bursaspor’un kaptanı olarak yeni kulübüne odaklandığını vurguladı. Takımlardan ayrılan büyük isimler (Ergin Ataman, Fatih Terim) olduğunu hatırlatarak, kendisinin de Galatasaray basketbolunun son yıllardaki simge isimlerinden biri olduğunu ancak bunun bağını asla koparmayacağını söyledi. “Kalbi temiz olan her zaman kazanır” diyerek hislerini paylaştı.
Kaptanlık Hayali ve Gerçekleşenler
Genç yaşlarında verdiği bir röportajda en büyük hedefinin Galatasaray kaptanı olmak olduğunu anımsatan Köksal, bu hayalini gerçekleştirdiğinde büyük bir gurur yaşadığını dile getirdi. Ancak içimde bir ukde kaldı dediği tek şeyin, Galatasaray kaptanı olarak bir Avrupa Kupası kaldırmak olduğunu söyledi. Geçen sene çok yaklaştıkları ancak başaramadıkları Avrupa Kupası finalini unutamadığını, ancak basketbol kariyerinin bitmediğini ve Allah’ın sağlık verdiği sürece oynamaya devam etmek istediğini ekledi.
Kariyer Evrimi: Şutörden Savunmacıya
Altyapıdan sayı kralı olarak çıkan ve skorer kimliğiyle tanınan Göksenin Köksal’ın kariyerinde nasıl savunmacı bir oyuncuya evrildiği de konuşuldu. Bu değişimin 7 yabancı oyuncu sisteminden kaynaklandığını anlatan Köksal, Oktay Mahmuti, Recep Şen ve Semih Erden gibi isimlerin kendisi üzerindeki etkisine değindi. A takıma çıktığında kendisinden daha iyi şut atan ve skor üreten yabancı oyuncularla (Jaka Lakovič, Carlos Arroyo, David Hawkins) oynamak zorunda kaldığını ve sahada kalabilmek için savunma, hücum ribaundu gibi sivri özelliklerini geliştirmesi gerektiğini belirtti. Eski nesil (İbrahim Kutluay, Kerem Tunçeri, Kerem Gönlüm, Mirsad Türkcan, Ömer Onan, Ender Arslan, Tutku Açık) ile yeni nesil Türk oyuncuların karşılaştırılmasının anlamsız olduğunu, eski efsanelerin bugünkü sistemde de başarılı olacaklarını savundu.
Milli Takım ve Alperen Şengün Etkisi
Milli takım havuzunun genişlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Köksal, yazın oynanan şampiyonadaki milli takımı ve Ergin Ataman ile ekibini tebrik etti. Özellikle Alperen Şengün‘e ayrı bir parantez açarak, 2 sene önce kendisiyle konuşmasında Alperen’in “Türk basketbolunun en iyisiyim” dediğini ve bunu başardığını belirtti. Alperen’in liderlik özelliğine ve oyun zekasına hayran olduğunu, milli takımı finale taşıdığını ve onunla oynamanın çok kolay olduğunu söyledi.
Forma Numarası Değişikliği: 61’den 7’ye
Galatasaray’da 61 numaralı formayı giyen Göksenin Köksal, Bursaspor’da 7 numarayı tercih etmesinin nedenini açıkladı. Altyapıdan ilk kez A takıma yükseldiğinde 7 numaralı formayı giydiğini ve bu numaranın kendisi için özel olduğunu, bu yüzden Bursaspor’a transfer olduğunda 7 numarayı seçtiğini belirtti. Trabzon’un plakası olan 61’i temsil etmekten gurur duyduğunu da ekledi.
Kulüp Tercihleri ve Gönül Bağları
Trabzonlu olduğunu ve memleketinin takımı Trabzonspor’a gönül bağının her zaman olduğunu belirten Köksal, buna rağmen çocukluğundan beri Galatasaraylı olduğunu ve bu gerçeğin değişmeyeceğini ifade etti. Her iki kulübün de kendisi için ayrı bir yeri olduğunu vurguladı.
EuroCup Şampiyonluğu Anıları
2016’daki EuroCup şampiyonluğunun çok özel bir zafer olduğunu söyleyen Köksal, o kadronun (Lazaros Papadopoulos, Blake Schilb, Vladimir Micov, Sinan Güler, Chuck Davis) EuroLeague seviyesinde bir takım olduğunu ve harika bir arkadaşlık ortamı bulunduğunu dile getirdi. Ergin Ataman‘ın sezon başında “EuroCup şampiyonu oluruz” sözlerinin gerçekleştiğini, özellikle iç saha maçlarında taraftarın inanılmaz desteğiyle zafere ulaştıklarını anlattı. Oktay Mahmuti döneminde CSKA ve Olympiakos gibi takımları yenerek Galatasaray basketbolunun yeniden yükselişe geçtiğini, ardından Ergin Ataman’ın çıtayı daha da yukarı taşıdığını ekledi.
Avrupa Basketbolunun Değişimi
Avrupa basketbolunun NBA’e doğru evrildiğini, oyun tarzının daha fiziksel, hızlı ve şut odaklı hale geldiğini belirten Köksal, set oyunlarından ziyade daha kuvvetli ve atletik bir yapıya büründüğünü söyledi. NBA’in daha çok şov ve atletizm üzerine kurulu olduğunu düşündüğünü, ancak Avrupa basketbolunun da bu değişime ayak uydurduğunu ifade etti.
Zorlu Rakipler ve En İyi Beşler
Kariyerinde tutmakta en çok zorlandığı oyuncuların Mike James ve Shane Larkin olduğunu açıklayan Köksal, ikisinin de ilk adımlarının hızı ve şut menzillerinin genişliği nedeniyle çok farklı seviyede olduğunu belirtti.
Oynadığı yabancı oyunculardan kurduğu “En İyi Beş” ise şu isimlerden oluşuyor:
- Oyun Kurucu: Dajuan Summers (Carlos Arroyo yerine takımı bozmayacağını düşündüğü için)
- Şutör Gard: David Hawkins
- Kısa Forvet: Vladimir Micov
- Uzun Forvet: Zoran Erceg
- Pivot: Boniface Ndong
Türk oyunculardan kurduğu “En İyi Beş” ise:
- Oyun Kurucu: Ender Arslan
- Şutör Gard: Sinan Güler
- Kısa Forvet: Göksenin Köksal (kendisi)
- Uzun Forvet: Sadık Emir Kabaca
- Pivot: Furkan Aldemir
Basketbol Sonrası Hayat ve İş Girişimleri
Basketbolu bıraktıktan sonra antrenörlük veya genel menajerlik gibi görevlerde bulunmak istemediğini belirten Köksal, maddi imkanlar elverirse bu yoğun temponun dışında kalmayı tercih ettiğini söyledi. Basketbol kariyeri devam ederken iş hayatına atıldığını ve Yeşilköy’de bir dondurmacı, Suadiye’de ise bir Maça dükkanı açtığını duyurdu. “Hayırlı uğurlu olsun” temennilerine teşekkür etti.
Hayata Bakış Açısı ve Keşkeler
“Keşkelerle yaşanmaz” felsefesini benimseyen Köksal, hayatında yaşadığı her şeyin bir kader ve nasip olduğuna inandığını belirtti. Yaşanan olumsuzluklara rağmen “hayırlısı böyleymiş” diyerek yoluna devam ettiğini, geçmişe takılıp kalmaktansa geleceği düşündüğünü ifade etti. En büyük ukdesinin Galatasaray kaptanı olarak bir Avrupa Kupası kaldıramamak olduğunu ancak bunun da Allah’ın takdiri olduğunu ekledi.
Fenerbahçe Rekabeti ve Dostluklar
Fenerbahçe ile olan rekabeti de değerlendiren Köksal, agresif savunması nedeniyle Fenerbahçe taraftarından tepki gördüğünü ancak kendisinin Fenerbahçe’ye karşı hiçbir düşmanlığı olmadığını vurguladı. Maç içindeki gerilimlerin sporun doğasında olduğunu, ancak saha dışında Melih Mahmutoğlu gibi Fenerbahçeli oyuncularla iyi dostlukları olduğunu ve kişisel husumet gütmediğini anlattı. Taraftarların bazı çıkışlarının normal olduğunu, ancak kendisine küfür eden taraftarlarla bile sokakta sarılıp fotoğraf çektirdiğini dile getirdi. Ergin Ataman‘ın da benzer şekilde rakip taraftarlardan tepki çektiğini, ancak bunun başarılı olmanın bir bedeli olduğunu söyledi.
Hayatına Etki Eden İsimler ve Ailenin Önemi
Basketbol kariyerinde Oktay Mahmuti, Ergin Ataman ve Andreas Pistiolis gibi antrenörlerin büyük etkisi olduğunu belirten Köksal, hayatında en çok ailesinin, özellikle eşi Simay Hanım‘ın ve oğlunun kendisine destek olduğunu vurguladı. Eşinin de eski bir milli basketbolcu olmasının sporcu hayatının zorluklarını anlamasında büyük bir şans olduğunu ve ailenin her şeyden önemli olduğunu dile getirerek programı sonlandırdı.
