Galatasaray’ın Avrupa Macerası ve Gelecek Hedefleri: Tüzemen’den Önemli Analizler
Galatasaray’ın son Avrupa maçlarındaki performansını ve gelecekteki hedeflerini masaya yatıran Levent Tüzemen, hem geçmişteki zaferleri anıyor hem de mevcut kadronun potansiyelini değerlendiriyor. Bu blog yazısında, Ajax galibiyetinden takımın transfer ihtiyaçlarına, Okan Buruk’un gelişiminden oyuncuların performansına kadar birçok konuya değineceğiz.
Galatasaray’ın Avrupa Zaferleri ve Tarihi Anlar
Leeds United Maçı ve Fatih Terim’in Liderliği
2000’li yılların başlarında yaşanan UEFA Kupası macerasında, özellikle Leeds United ile oynanan yarı final maçı büyük önem taşıyordu. O dönemde Leeds taraftarları ile Galatasaray taraftarları arasında yaşanan olaylar nedeniyle gergin bir atmosfer vardı. Fatih Terim, bu gerginliği futbolcularından uzak tutmak adına Leeds’e erken giderek bir lig maçını izlemiş ve tüm tepkiyi üzerine çekmişti. Bu cesur hareket, takıma büyük bir moral aşılamış ve oyuncuların “Helal olsun hocaya” demesini sağlamıştı. Leeds deplasmanında alınan 2-2’lik beraberlikle tur atlanırken, o dönemde güvenlik endişeleri nedeniyle sokakta yalnız dolaşma fırsatı bile bulunamamıştı. Maç sonrası otelde kalınmış, doğrudan havalimanına geçilmişti.
Kopenhag Finali ve Efsane İsimler
Kopenhag’da Arsenal ile oynanan UEFA Kupası finali de unutulmaz anlara sahne oldu. İngiliz taraftarlarla yaşanan olaylar sırasında rahmetli Aykut Işıklar gibi Türk gazeteciler bile arada kalıp darp edilmişti. Uzatmaya giden o mükemmel finali Can Bartu, Coşkun Özarı, Turgay Şeren, Gökmen Özanak ve Erman Toroğlu gibi değerli spor yazarlarıyla birlikte izlemenin keyfi yaşanmıştı. Maçtan bir gün önce şehir gezilmiş, yemekler yenmiş, heyecan dolu bir bekleyiş başlamıştı. Gece otelde Galatasaraylı yöneticilerle birlikte muhteşem bir kutlama yapılmıştı.
Monaco Süper Kupa ve Jardel’in Altın Golü
Süper Kupa finali için Monaco’ya gidildiğinde, bu prenslikte çok güzel vakit geçirilmiş, kafelerde oturulup sohbetler edilmişti. Hatta rahmetli Sakıp Sabancı da o maçtaydı. Maçın yıldızı, bugün Osimhen‘den bahsediyorsak, o günün önemli golcüsü Mário Jardel‘di. Jardel’in attığı iki gol, özellikle de altın golü, şahane bir an’dı. Galatasaray, Real Madrid’den önce Avrupa’da Süper Kupa’yı kazanan ilk Türk kulübü olarak tarihe geçmişti. Bu üç büyük başarıyı yakından yaşamanın eşsiz bir keyfiydi.
Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Macerası
Bu başarılar UEFA Kupası ile sınırlı kalmamıştı. Şampiyon Kulüpler Kupası yarı finalinde Bükreş’e gidilmiş, Galatasaray Mircea Lucescu ve Fatih Terim ile iki çeyrek final oynamıştı. Birinde Jose Mourinho‘nun takımı yenilmişti. İstanbul’daki maçlarda hakem etkinliklerinin çok fazla olması, Real Madrid’in lobisinin güçlü olması nedeniyle (Şenez Erzik’in “Deveden büyük fil var” sözleriyle ima ettiği gibi) bazı şanssızlıklar yaşanmıştı. Belki de Real Madrid ile eşleşmeseydi Galatasaray bu iki çeyrek finalde de yarı finali görebilirdi.
Ajax Maçı ve Osimhen’in Yükselişi
Maçın Kilit Anları ve Osimhen’in Rolü
Son Ajax maçında Osimhen‘in performansı, adeta bir “anıt adam” gibi öne çıktı. Şampiyonlar Ligi’nde bir hedefe koşan Galatasaray’ın bu yolda ilerlemesini sağlayan kişi Osimhen’di. Maç, Osimhen ile Ajax’ın kalecisi Pasveer arasındaki mücadeleyle geçti. İlk yarıda Pasveer mükemmel iki kurtarış yaparken, ikinci yarıda oyuna giren Barış Alper Yılmaz çok etkili oldu. Sane‘nin gollük olmayan ortasını uzun boyuna rağmen uçarak kafayla gole çeviren Osimhen, zaferin kapısını açtı. Ardından kazanılan haklı penaltılarla Galatasaray, Ajax’a oyunu dar etti. Üçüncü penaltıyı atmadan önce topu Sane‘ye vermesi, Osimhen‘in mütevaziliğini ve takım ruhunu gösterdi. Hattrick yapma şansını bile arkadaşına sunan Osimhen, Şampiyonlar Ligi’nde uzun aradan sonra gelen 3-0’lık galibiyetin mimarı oldu. Bu büyük başarı, tüm Galatasaray taraftarlarının gurur duyması gereken bir zaferdi.
“Tarihin En Kötü Ajax’ı” Tartışması
İlk kez bir Türk takımı deplasmanda Ajax’ı yenmeyi başardı. “Tarihin en kötü Ajax’ı” yorumlarına kesinlikle katılmamak gerekiyor. Ajax, Hollanda futbolunun bir rol modelidir. Geçmişte Cruyff, Haan, Rep, Rensenbrink gibi oyunculara sahip bir takımdı. Alman Milli Takımı’nda Franz Beckenbauer ve arkadaşları, Kev ve arkadaşlarıyla 74 finalini izledim. Bu tür yorumlar, Galatasaray’ın başarısını itibarsızlaştırmaya çalışmaktır. Bu Ajax’ın sorunu, Galatasaray’ın değil. Ajax teslimiyetçi bir ruhla oynamadı; onlar da puan almak için mücadele etti. Ancak Galatasaraylı oyuncular zihinsel olarak maçı kazanmaya tam anlamıyla motive olmuşlardı. Bu yüzden Galatasaray taraftarları başarıdan dolayı mutlu olmaya devam etmeli.
Galatasaray’ın Özgüvenli Oyunu ve Okan Buruk’un Gelişimi
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi deplasmanlarında daha önce bu kadar net, özgüvenli ve planlı bir oyun sergilemediği belirtildi. Takım, Liverpool ve Bodo/Glimt maçlarından sonra kendi oyununu geliştirdi. Bu oyunu hem teknik direktör Okan Buruk sahaya yansıtıyor, hem de oyuncular başarıyla uyguluyor. Okan Hoca’nın başarısı tesadüf değil. Fatih Terim’in UEFA Kupası’nı kazanmadan önce 3 yıl Avrupa’da başarı beklemesi gibi, Okan Buruk da gelişiyor ve olgunlaşıyor. Kendini analiz eden, aynanın karşısına geçip hatalarını sorgulayan hocalar her zaman başarılı olur. Okan Buruk, geçen seneki hatalarını kabul ettiğini, oyuncu tercihlerinde ve oyun kurmada eksiklikler yaşadığını ifade etti. Kemerburgaz’da gecelerce kalarak rakip analizleri yapan Okan Hoca, kısıtlı bir kadroya sahip olmasına rağmen, Icardi gibi bir fenomeni yönetme becerisiyle de öne çıkıyor. Maç içinde oyuncu değişiklikleriyle rekabeti yüksek tutuyor ve oyuncular arasında ayrım yapmamaya özen gösteriyor.
Transfer Hedefleri ve Kadro Yapısı
Osimhen’in Geleceği ve Avrupa Devlerinin İlgisi
Victor Osimhen‘in Avrupa’nın en iyi santraforlarından biri haline geldiği kesin. Haaland, Mbappe, Kane gibi yıldızlarla birlikte anılan genç santrafor, tüm takımların radarına girmiş durumda. Gelen bilgilere göre Barcelona, Lewandowski’nin yerine Osimhen’i düşünüyor ve atletik yapısının kendi oyunlarına uygun olduğunu planlıyor. Özellikle Lamine Yamal ile iyi anlaşacağını düşünüyorlar. Galatasaray ile uzun bir sözleşmesi olsa da, eğer Osimhen gitmek isterse ve yönetim de bırakırsa transfer gerçekleşebilir. Ancak şu an için Galatasaray yönetiminin Osimhen’i satmak gibi bir planı yok. Osimhen, Türkiye’yi ve Galatasaray taraftarını çok seviyor; taraftarların kendisini büyülediğini ifade ediyor. Taraftarlar da ona karşı büyülenmiş durumda. Kiralıkken bile Türkiye Kupası finalinde üç defa kulübeden çağrılan Osimhen, burada mutlu olduğunu, ailesiyle mutlu olduğunu ve Afrikalı insanlara Türkiye’de mükemmel davranıldığını belirtiyor. Başkan Dursun Özbek’i 75 milyon Euro bonservis bedeli nedeniyle eleştirenler, şimdi herhalde alkışlıyorlardır.
Barış Alper Yılmaz’ın Performansı ve Taraftar Desteği
Barış Alper Yılmaz, Liverpool maçından sonra Ajax deplasmanında da iki penaltı kazandırarak kritik katkı sağladı. Genç oyuncunun zaman zaman eleştirilmesi, özellikle menajerinin tutumuyla da alakalı olabilir. Ancak oyuna girdikten sonra Eyüpspor maçını kazandıran, Liverpool maçında ateşi yakan, Bodo/Glimt maçında savaşan ve Ajax maçında iki penaltı kazandıran Barış Alper, Galatasaray için çok değerli. Bu nedenle, Galatasaray taraftarlarının kendi futbolcularını ıslıklaması kabul edilemez. Kendi değerini yok etmeye çalışan bu tür taraftarların tribünde yeri olmamalıdır.
Singo’nun Değeri ve Manchester City İlgisi
Savunmanın en iyilerinden biri olan Singo‘nun transferi, Teknik Direktör Okan Buruk‘un vizyonunun bir kanıtı. Yüksek bonservisine rağmen ısrarla istenen Singo, Galatasaray için çok büyük bir değer. Genç yaşı göz önüne alındığında, ileride çok yüksek paralara satılabilir. Özellikle Manchester City‘nin Pep Guardiola liderliğinde Singo’yu yakından takip ettiği biliniyor. Sakatlık yaşamasaydı Beşiktaş ve Trabzon maçlarında takım bu sıkıntıları yaşamazdı. Singo, Galatasaray için bir şans olduğu kadar, Galatasaray da Singo için bir şans. Şampiyonlar Ligi’ndeki performansı ve ligdeki katkısıyla Singo, Galatasaray’ın vitrin oyuncularından biri olmaya devam edecektir.
Sane’nin Motivasyonu ve Milli Takım Dönüşü
Sane için bir parantez açmak gerekiyor. Ailesinin Türkiye’ye gelmesiyle birlikte büyük bir motivasyon kazandı. Yalnızlık çeken, ailesinden uzak kalan bir futbolcunun performansının düşmesi doğaldır. Ancak ailesi geldikten sonra Başakşehir maçında başlayan çıkışı, Ajax maçındaki çalışkanlığıyla devam etti. Hatta Slovakya ve Lüksemburg maçları için Almanya Milli Takımı‘na davet edilmesi de çifte moral oldu. Nagelsmann‘ın daha önce Sane’yi yok saymasını eleştirenler, şimdi performansını görüyor. Bu gelişmelerin meyvelerini Galatasaray toplayacaktır.
Torreira-Lemina Ortaklığı: Orta Sahadaki Şifre
Lucas Torreira ve Mario Lemina ikilisi, orta sahada olağanüstü bir maç çıkardı. Her dönemin ayrı oyuncuları olsa da, istikrar açısından Torreira tek geçiliyor. Melo ve Selçuk İnan ikilisiyle kıyaslandığında, bu ikilinin de çok değerli olduğu aşikar. Özellikle Lemina‘nın attırdığı gol öncesi topu rakipten çalması, Sane‘ye pası vermesi, oyun görüşü ve katkısı, Trabzon maçında stoperde başarılı oynaması gibi özellikler dikkat çekiyor. Torreira ve Lemina ikilisi, Galatasaray’ın ortadaki şifreleri. Bu şifreler birlikte oynadığı sürece kimse Galatasaray’ın orta saha düzenini çözemeyecektir.
Devre Arası Transfer İhtiyaçları: Hakan Çalhanoğlu, Kanat, Stoper ve Sağ Bek
Galatasaray’ın kadrosunu güçlendirmesi gerekiyor. Özellikle İlkay‘ın yaşı ve sakatlık riskleri göz önüne alındığında, iyi bir 10 numara alınmalı. Hakan Çalhanoğlu gibi şut atabilen, frikik kullanabilen bir isim ideal olsa da, İnter vermeyecektir. Daha genç bir oyuncu bulunabilir. Yunus Akgün‘ün sakatlıkları nedeniyle bir kanat oyuncusuna daha ihtiyaç var. Ayrıca Abdülkerim Bardakcı‘nın yedeği olmadığı ve rekabete sokulabilecek bir sol stoper alınması şart. Şampiyonlar Ligi için üç oyuncu yazılabildiği düşünülürse, iyi bir sağ bek de kadroya katılmalı. Galatasaray devre arasında 3 veya 4 oyuncu almayı planlıyor: sağ bek, stoper, orta saha ve hızlı bir kanat oyuncusu. Güney Amerika’dan bir kanat oyuncusu düşünülüyor. Bu transferler, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde büyük oynamaya çalıştığının göstergesi.
6 Kasım ve Galatasaray’ın Vizyonu
Geçmiş Skorlar ve Mevcut Başarılar
“6 Kasım” gibi geçmiş skorların Galatasaray için bir anlamı kalmadı. Galatasaray, Fenerbahçe’nin 6 şampiyonluk önünde. Yıldız farkı var, apolet farkı var. Hala 6-0’da kalıyorsa Fenerbahçe kendini aldatıyor demektir. Platini‘nin de dediği gibi: “Büyük takımlar kazandıkları kupalarla övünürler. Daha az büyük takımlar daha büyük takımlara karşı kazandıkları zaferle övünürler.” Galatasaray’ın başarıları, maalesef rakiplerini kendi seviyesine çekmek yerine, onların tek bir maçla övünmeye çalışmasına neden oluyor. Bunlar “keçi boynuzu gibi tat verir.” Artık geriye dönüp bakmamak lazım. Fenerbahçe’nin hedefi Avrupa’da başarılı olmak değil mi? Ligde Galatasaray’ı kovalamaktır. Galatasaray hedef büyütmüş, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final, yarı final ve finali görmek için çaba sarf ediyor. Hiçbir Galatasaraylı 6-0’a takılıp kalmaz. Çünkü Galatasaraylı şu anda ligin 5. yıldızını takmış durumda. Arada kocaman bir yıldız artı 1 yıl var ki bu da 6 yapar. Bu yüzden herkes Galatasaray’ın başarılarıyla övünmeye devam etmeli.
Levent Tüzemen’in değerli yorumları için teşekkür ederiz.
