Loading...
2026-06
01:15
logoParaguay
-
logoNikaragua
-
2026-06
02:00
logoS. Arabistan
-
logoPorto Riko
-
2026-06
02:30
logoKanada
-
logoİrlanda
-
2026-06
03:00
logoHaiti
-
logoPeru
-
2026-06
19:00
logoKomorlar
-
logoRuanda
-
2026-06
15:00
logoEtiyopya
-
logoMalavi
-
2026-06
13:00
logoVanuatu
-
logoFiji
-
2026-06
14:30
logoGuam
-
logoMyanmar
-
2026-06
16:00
logoBelçika
-
logoTunus
-
2026-06
17:00
logoErmenistan
-
logoKazakistan
-
2026-06
17:30
logoKırgızistan
-
logoFilistin
-
2026-06
19:00
logoSierra Leone
-
logoLiberya
-
2026-06
20:00
logoCebelitarık
-
logoCayman Adaları
-
2026-06
20:45
logoPortekiz
-
logoŞili
-
2026-06
20:45
logoRomanya
-
logoGaller
-
2026-06
21:00
logoArnavutluk
-
logoLüksemburg
-
2026-06
21:30
logoABD
-
logoAlmanya
-
2026-06
22:00
logoİsviçre
-
logoAvustralya
-
2026-06
22:00
logoPanama
-
logoBosna-Hersek
-
2026-06
23:00
logoİngiltere
-
logoYeni Zelanda
-
2026-06
23:00
logoBolivya
-
logoİskoçya
-
2026-06
23:00
logoKatar
-
logoEl Salvador
-
2026-06
23:00
logoYeşil Burun
-
logoBermuda
-
2026-06
01:00
logoVenezuela
-
logoTürkiye
-
2026-06
01:00
logoBrezilya
-
logoMısır
-
2026-06
03:00
logoArjantin
-
logoHonduras
-
2026-06
03:00
logoCuraçao
-
logoAruba
-
  1. Haberler
  2. Futbol Haberleri
  3. Galatasaray’dan Liverpool Karşısında Gurur Veren Performans: Bir Taktiksel Başyapıt

Galatasaray’dan Liverpool Karşısında Gurur Veren Performans: Bir Taktiksel Başyapıt

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala




Galatasaray’dan Liverpool Karşısında Gurur Veren Performans: Bir Taktiksel Başyapıt

Galatasaray’dan Liverpool Karşısında Gurur Veren Performans: Bir Taktiksel Başyapıt

Hastalık Bu Futbol’dan herkese merhabalar! Dün akşam oynanan ve 1-0 üstünlüğümüzle sona eren Galatasaray-Liverpool maçını konuşmak üzere mikrofonun başındayım. Öncelikle şuradan başlamak istiyorum: Gerçekten gurur veren, insanın göğsünü kabartan bir Galatasaray izledik. Hem skor olarak hem de oyun kalitesi olarak, Galatasaray istediğinde çok üst seviyelerde mücadeleler ortaya koyabiliyor. Bu analizde, takımın Liverpool karşısındaki üstün performansını, Okan Buruk’un taktiksel dehasını ve oyuncuların bireysel katkılarını detaylıca inceleyeceğiz.

Galatasaray’ın Üst Düzey Mücadelesi ve Okan Buruk’un Taktiksel Başyapıtı

Galatasaray, kendini bu seviyenin takımı olarak belirlerken ve adını bir üst ligin takımı olarak yazdırırken elbette bazı zorlanmalar yaşayacaktı. Ancak mevcut kadronun kapasitesinin %100’ünün kullanıldığı, %100 konsantrasyon, %100 motivasyon, %100 istek ve arzu gibi mental olguların fiziksel %100’lerle birleştiği bir mücadele izledik. Ortaya gerçekten üst düzey bir Premier Lig takımıyla kafa kafaya oynayabilen bir Galatasaray çıktı. Bu, benim Okan Buruk’un Galatasaray’ından hep umut ettiğim bir şeydi. Eleştirilsem de, Okan Buruk’un gerçekten çok iyi bir taktisyen olduğunu düşünüyorum. Bu takım, üstüne koya koya bugün kulüpler bazındaki dünyanın en prestijli turnuvasında son sekiz takım arasına adını yazdırmaya oldukça yaklaştı.

Savunma Anlamında Kusursuz Bir Performans

Liverpool deplasmanında benzer bir performans sergilersek tur gerçekten çok yakın. Geçmiş Juventus maçlarının aksine, bu maçta bahsedilebilecek olumsuz bir durum yoktu. Galatasaray için defansif anlamda hep “Oyun ortadayken muhteşem top oynuyor, öne geçtiğinde içgüdüsel olarak kapanıyor” deriz. Ancak bu maçta çok erken gelen 1-0’lık üstünlük, Okan Buruk’tan kusursuz savunulan bir başyapıt olarak karşımıza çıktı. Genellikle hücum presi veya hücum setleri üzerinden başyapıtlar görmüş olsak da, bu kez çok daha dengeli bir oyun izledik. Gerektiğinde boşlukları kapatarak, gerektiğinde derin savunma yaparak ve gerektiğinde de ön alan baskısı uygulayarak çok daha sürdürülebilir bir futbol oynadık. Liverpool’a neredeyse hiç pozisyon vermedik. Bu, Galatasaray adına sevindirici ve olgunlaştırıcı bir performans, takımı büyüten bir maçtı.

Sadece iki tane pozisyon verdik: Biri bir taç atışının devamında, dar alanda yapılan üst düzey tek paslarla oluşan ve Florian Wirtz’in Uğurcan’ın üzerine vurduğu 15. dakikadaki pozisyondu. Diğeri ise bizim yaptığımız korkunç bir hata, Barış Alper Yılmaz’ın pas hatası sonucu Hugo Ekitike’nin araya girip Uğurcan’ın devleştiği pozisyondu. Bu ikisi dışında Liverpool’un kayda değer bir gol beklentisi yoktu.

Oyuncuların Bireysel Katkıları ve Öne Çıkan İsimler

Okan Buruk’a başta gerekli payeyi verdikten sonra, bu defansif başyapıta imzasını atan oyuncularla devam edelim:

  • Uğurcan: 7 kurtarış yaptı. Ayrıca Juventus maçında da bahsettiğim gibi beklere attığı diyagonal paslar inanılmaz bir kesinliğe ulaşmış durumda. Kendisi için ödenen paranın yüksekliğini “ucuz” göstermeye başladı.
  • Sacha Boey: Çok büyük fark yarattı. 11 ikili mücadeleye girip yedisini kazandı.
  • Abdülkerim Bardakçı: Hem toplu hem topsuz oyunda kusursuz bir performans sergiledi. 13 defansif aksiyonla bu alanda takımının lideriydi.
  • İsmail Jakobs: 9 defansif hamle ile Abdülkerim’i takip etti. Mohamed Salah’ı muhteşem savunmasının yanı sıra, hücumda verdiği destek de çok kayda değerdi. Sakatlanmaz ve bu performansını sürdürürse muazzam bir sol bek olduğunu kanıtlıyor.
  • Mario Lemina: Golü atan oyuncuydu ama golün yanı sıra sekiz defansif aksiyonu vardı.
  • Noah Lang: Bence Okan Hoca’nın alameti farikasıydı. Hücumda inanılmazdı, Liverpool’un sol kanadını felç etti, Joe Gomez’le oynadı.
  • Kerem Aktürkoğlu: Bugüne kadar izlediğim en iyi Kerem Aktürkoğlu performansıydı. Dar alanda acayip becerikli hareketler yaptı. Zaten iyi oynadığında da kötü oynadığında da duran topun başına geçtiğinde potansiyel bir gol tehlikesi yaratır ve dün gece açtığı her top çok tehlikeliydi ki biri gol oldu.
  • Victor Osimhen: Maçtan önce Galatasaray taraftarının “zehir”ini verdiği, acayip iştahlı bir Victor Osimhen vardı sahada. Ibrahima Konaté ve Virgil van Dijk’a karşı 6’da 4 ikili mücadele kazanarak çok özel bir performans sergiledi.

Saymadığımız kim kaldı? Davinson Sánchez, Lucas Torreira ve Barış Alper Yılmaz. Davinson sarı kart görmeseydi daha iyi olurdu, birkaç bireysel hatası da oldu ama standardında diyebiliriz. Torreira’da ciddi bir toparlanma var. Barış’ın ise bir gol pozisyonunda ofsaytı bozması ve az önce bahsettiğim bireysel pas hatası dışında genel olarak standardın biraz altında kaldığını söyleyebiliriz. Ancak bu kadar önemli bir galibiyetin ardından kimseye kötü diyemem, sadece daha standart performanslardı.

12. Adam: Galatasaray Taraftarı

11 oyuncuyu ve teknik direktörü saydık ama bir de 12. kişi var: Galatasaray taraftarı. Bu gerçekten klişe olsun diye söylenen “ekstra güç” veya “12. adam” hikayesi değil. Bu, artık apaçık bir 12. oyuncu olarak sahaya girip takımla birlikte, top sağdaysa Sacha Boey ile, top soldaysa İsmail Jakobs ile birlikte defans yapan bir taraftar topluluğu. İnanılmaz kolektif, inanılmaz bilinçli. O topluluk, o kolektivite bir üst akla sahip ve koca bir adam gibi davranıyorlar. Her yerde, her anda doğru tepki, doğru reaksiyon veriyorlar, çok tecrübeliler.

Victor Osimhen’e yapılan koreografiyi bir kenara koyalım. Hem zamanlaması hem hikayesi (ki o hikayeyi iki hafta önce biz de işlemişti), çok muhteşem, epik bir hikaye. Kaydederken gerçekten birkaç kez gözyaşlarıma hakim olamadım, kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Hem zamanlama hem anlam olarak çok manidar bir iş. Zaten bu tip koreografilerde Galatasaray sadece Türkiye’nin değil, dünyada bence usta tribünlerden biri.

Benim bahsettiğim şey ise özellikle bu büyük maçlarda. Galatasaray tribünlerini dolduran profil mi değişiyor, yoksa o profil Anadolu maçlarında “Galatasaray’ın bu maçı kazanması için bizim desteğimize ihtiyacı yok” diye düşünüp büyük maçlarda “Hadi arkadaşlar bir el atalım” mı diyor? Tribünün müdavimleri o etrafındakileri de organize ettiği, taşın altına elini soktuğu bir tribün izliyoruz. Her kornerde giren aynı beste, her top Liverpool’a geçtiğinde tekrar ıslık, top Galatasaray’a geçtiğinde diğer beste kaldığı yerden devam etme… Şöyle söyleyeyim: Bir takımın ofans halinden defans haline veya defans halinden ofans haline geçmesine geçiş diyoruz ya; geçiş savunması, geçiş hücumu… Galatasaray tribünleri geçişe çıkıyor! Top ayak değiştirdiğinde çok samimi söylüyorum, Sacha Boey bir anda bindirme atıyor, Galatasaray tribünleri de atıyor. Oyuna tesir bakımından çok üst düzey bir performans. Galatasaray’ın bu stadyumda, İstanbul’da dünya üzerinde yenemeyeceği hiçbir takım yok. Tabii ki sadece taraftarla olacak iş değil, başta o yüzden futbolcuları ve hocayı saydım. Ama bu kadroya, bu kadro kalitesine eklenen çok kaliteli bir tribünle birlikte Galatasaray’ın burada kazanamayacağı bir maç olmadığını düşünüyorum.

Taktiksel Analiz: Eşleşme Şeması ve Pres Stratejisi

Şimdi dilerseniz biraz daha teknik anlamdaki analize geçelim. Dün sabah saatlerinde, maç oynanmadan önce yaptığım Liverpool maç analizini izledim; neler söylemişim, nasıl bir maçmış benim penceremden diye. Orada hep eşleşme şeması ve oyunu sürekli herkesin kendi tarafına yönlendirme, rakibi çıkmaz sokağa sokma üzerinden anlatmışım. Ve burada dönüyoruz, yine derslik, dört dörtlük bir karşılama şeması görüyoruz.

  • Top Liverpool’un sağ tarafındayken İsmail Jakobs’un da prese katıldığı ve arka tarafın Sacha Boey, Davinson Sánchez, Abdülkerim Bardakçı tarafından üçlendiği bir yapı vardı.
  • Top Liverpool’un sol tarafındayken de Sacha Boey’un prese katıldığı, Davinson Sánchez’in sağ stopere geçtiği, Abdülkerim Bardakçı’nın merkeze geçtiği ve İsmail Jakobs ile birlikte tamamlanan bir üçlü gördük her seferinde.

Normalde Galatasaray bunu Abdülkerim’i öne çıkarıp arkayı üçlü bırakarak birebir eşleşmeyi yapardı veya Davinson’u çıkararak yapardı. Bu durumda merkezden eksildiği zaman alanları büyütüp sıkıntılar yaşayabiliyordu. Bu maçta ise böyle bir strateji yapıldı ve çok çok iyi sonuç verdi. Sezonun geri kalanında da Okan Buruk için referans bir oyun olacaktır bu karşılama şeması.

Maçın İlk Dakikaları ve Gol Anı

Şimdi maça geçersek aslında bu muhteşem hikayeye çok tezat oluşturacak bir ilk 5 dakikası var Galatasaray’ın. Panik modda başladık resmen. Maçın ikinci dakikasında Mario Lemina’nın yaptığı fahiş bir hatayla başlıyor ki Uğurcan kalesinde değilken Florian Wirtz Allah’tan kötü günündeydi ve topu auta vurdu. Hemen devamında, aut atışını kullanırken bir başka fahiş hata bu kez Lucas Torreira’dan geldi; Alexis Mac Allister’a topu kaptırıyor. Bunun coverını yapsak da top dönüyor dolaşıyor ve sağ taraftan Dominik Szoboszlai ile bir şut şansı oluşsa da Abdülkerim Bardakçı’nın doğru zamanlamalı engellemesi pozisyonu savuşturuyor.

Bu pozisyonun devamında Uğurcan, Davinson Sánchez’le oynuyor. Davinson, Hugo Ekitike’den baskı yiyip topu inanılmaz bir hata yaparak ileri atıyor; o kadar bakmadan oynanmış bir top ki Alexis Mac Allister’a bir pas oluyor bu. Devamında Sacha Boey ile topu kazanıyoruz. Sacha Boey topu Davinson Sánchez’e oynuyor. Davinson orada çabuk davranıp belki Uğurcan’a, belki Abdülkerim’e dönmek varken ağır davranıp yön değişikliği yaparak bir çalıma giriyor. Ama karşısındaki oyuncu bu çalımı yemediği gibi Davinson’u bozdu ve topu kazandı. Altı pas içerisine bir anda rakibi sokmuş olduk. Bereket ki yine iyi vuramadılar. Burada da Lucas Torreira’nın çok kritik bir müdahalesi var. Yani şunlardan biri gol olsa çok saçma sapan bir şekilde başlayacaktık maça. Bu açıdan şanslıydık. Ama bu kadar bunalmışken ve daralmışken bir anda Noah Lang diye bir çocuk çıktı sahneye.

İsmail Jakobs’un esasında Victor Osimhen’e attığı bir pas rakipten sekip Noah Lang’ın önüne açılıyor ve Noah Lang, Ibrahima Konaté’yi karşısına aldığı, döküldüğü çizgiden pıtır pıtır topu götürüp asist sona kadar girdi topla birlikte ve devamında ortaya çevirdiği top da ters kademe yapan Miloš Kerkez tarafından kornere yollandı. İnanılmaz bunalmışken, Noah Lang’ın bir anda sahaya akıttığı bir bireysel yetenek bize bir korner kazandırdı. Kerem Aktürkoğlu’nun kestiği bir top, Victor Osimhen indiriyor, Mario Lemina dokunuyor ve Galatasaray bir anda rakibi şoka sokan bir şekilde 1-0 öne geçiyor. Nitekim bu gol bizim özgüvenimizi inanılmaz artırdı ve maçın devamında çok sakin kalarak, Liverpool baskı yaptığında pasla çıkarak, biz kendimiz baskıya gideceğimiz zaman gayet organize olarak maçın geri kalanında kusursuz bir maç oynadık.

Sakin Oyun Kurma ve Tempo Diktatörlüğü

Bakın burada gerçekten muhteşem bir maç oynandı. İsmail Jakobs’un Mohamed Salah’tan söktüğü bir pozisyonla başlıyor. Jakobs söktükten sonra Noah Lang’a oynuyor (1). Lang iki dökülüp Kerem Aktürkoğlu’na bırakıyor (2). Kerem Aktürkoğlu dar alanda aklını başından aldı burada ve hemen Abdülkerim Bardakçı’ya bıraktı (3). Abdülkerim hiç bekletmeden Davinson Sánchez’e (4). Davinson çekti, Sacha Boey’u buldu sağ kanattaki (5). Sacha Boey topla birlikte driblinge başladı. Ardından Kerem Aktürkoğlu’na aktardı (6). Kerem Aktürkoğlu tekte dokundu Mario Lemina’ya (7). Lemina çekti, Lucas Torreira’yı buldu (8). Torreira bir daha döndü Davinson Sánchez’e (9). Davinson kalecisine (10). Kaleci bir daha Lucas Torreira’ya (11). Torreira soluyla yukarıdan Kerem Aktürkoğlu’nu buldu (12). Kerem Aktürkoğlu döndü kafasını kaldırdı.

Burada biz de bir kafamızı kaldıralım bu anlatıdan. Hugo Ekitike, Florian Wirtz, Dominik Szoboszlai, Mohamed Salah (1, 2, 3, 4); Ryan Gravenberch, Alexis Mac Allister (5, 6, 7, 8) olmak üzere iki merkez orta sahası; Miloš Kerkez ve Joe Gomez olmak üzere iki beki… Kimler yok? İki tane stoperi yok. Onun haricinde 8 kişiyle Liverpool bizim yarı sahamızda. Nasıl yaptık? Hiç panik yapmadan, sakin kalarak, soğukkanlı, düzgün, tertemiz paslarla Liverpool’u şu kıvama soktuk. Kerem Aktürkoğlu hemen sağ ayağıyla hiç bekletmeden yüksek bir top atıyor. Bu yüksek topa vücuduyla öne atılarak bir hamle yapan Victor Osimhen ardından da patlıyor ve Ibrahima Konaté’yi arkasında bırakıyor. İnanılmaz bir oyun kurma. İsmail Jakobs’un kazandığı topla başlıyor ve sakin kalarak Liverpool’u şu kıvama getiriyoruz. Fakat burada Victor Osimhen, Barış Alper Yılmaz’a attıktan sonra Barış bu topu bir daha geri veremedi. Keşke Victor Osimhen kendisi topla birlikte gitseydi ve Barış Alper Yılmaz’a final yapabileceği bir pas verseydi. Ya da Barış hiç şu ceza sahasına girmeden önce bir fake atıp Victor Osimhen’e çıkarabilseydi bambaşka bir şeyden bahsedebilirdik. Ama her ne kadar finalize olmamış olsa da, Galatasaray’ın Liverpool presini nasıl sakin kalarak aşabildiğini ve günün sonunda da şöyle ikiye bir pozisyon ürettiğini görmek adına pozitif anlamda bir dersti bu.

11. dakikada Uğurcan’ın artık imzalaşan o diyagonalleri tam şuraya düşüyor. Bakar mısınız? Yani Noah Lang’a “Al da kullan” pası. Noah Lang üstüne üstüne gidiyor, Ibrahima Konaté’nin çekiyor, ortasını yapıyor. Kafayla karşılıyor Liverpool savunması, Virgil van Dijk. İsmail Jakobs’a bir daha orta yapma fırsatı geliyor. Onun ortasında Victor Osimhen’in kafa vuruşu, asfaltla auta gidiyor. Sıçrama zamanlaması çok mükemmel değildi burada. Victor Osimhen’in sıçradığı ve iniş yapmaya başlamışken topa vurduğu için darbeli vuramadı. Bu da bence çok net bir şanstı ve bu net şansı başlatan şeyin de en başa dönersek Uğurcan’ın attığı harkulade pas olduğunu söyleyebiliriz.

Organizeli Pres ve Tempo Kontrolü

Bahsettiğim 15. dakikada taçtan verdiğimiz pozisyon: Joe Gomez, Dominik Szoboszlai’ye oynadı. Szoboszlai tek pas Hugo Ekitike’ye. Ekitike çok hızlı döndü dar alanda Mohamed Salah’a. Salah dar alanda bir tek kontrol, tek pas Alexis Mac Allister’ı buldu merkezde. Ve biz bir anda bu tek paslar tık tık tık derken şöyle bir şey oldu merkezde: Bu kadar seri pas olunca şeklen çok bozulduğumuz bir an. Alexis Mac Allister kendi değerlendirmek yerine akıl dolu ekstra adamı buluyor, Florian Wirtz’i ve Wirtz yani “iyi ki de bugün gününde değildi” dediğimiz bir performans.

Devamında bir organize pres göstermek istiyorum. Galatasaray dediğim gibi tam sabit pres yapmadı. Daha dengeli. Zaman zaman alan kapatan, zaman zaman önde basan. Bu önde bastığı anları da bazı belirteçler tarafından belirlenmiş ve genellikle ben şöyle olduğunu hissettim: Topu ikinci bölgeye geçmek üzereyken geri pas yaptıklarında “çıkalım basmaya” ki burada tam olarak böyle bir sahne gerçekleşiyor. Dominik Szoboszlai geriye doğru oynadığında özellikle dikkat etmenizi istediğim isimler Mario Lemina, Lucas Torreira, Sacha Boey ve Barış Alper Yılmaz bir anda öne çıkıyorlar. Ve en başta anlattığım hadise, top Liverpool’un sağındayken İsmail Jakobs’un, solundayken de Sacha Boey’un prese katıldığı sahnelerden, organize preslerden biri. Ve burada Sacha Boey ile birlikte topu kazanıyoruz. Sacha Boey geriye dönüyor. Şunu çok doğru yaptı Galatasaray: Topu kazandıktan sonra da hemen hurra hücum etmek yerine Liverpool’un baskısını kırmak, onları geri koşturmak ve birazcık da bezdirmek adına topu her kazandığımız böyle ekstra toplarda geri dönüp oyunun temposunu düşürerek Liverpool’un oyunu harlamasına da engel olduk ve bunu çok akıllı bir şekilde yaptık. Bu sefer bir tempo diktatörlüğü yaptı aslında Galatasaray. Yani “tempoyu biz belirleyeceğiz, siz karışamazsınız” dedi Liverpool’a ve maç her daim 90 dakika boyunca Galatasaray’ın istediği tempoda oynandı.

Ve burada biz topu kazandıktan hemen sonra Liverpool’u artık savunma haline sokuyoruz. Noah Lang’ın derinleştiği bir pozisyon. Abdülkerim Bardakçı gerçekten oyun zekası çok yüksek bir oyuncu. Noah Lang’a bunu vermek yerine Joe Gomez’in oradan uzaklaştığını görünce driplingle birlikte alanı kat edip İsmail Jakobs’un önünde açılan boşluğu değerlendirmek istiyor. Solak olmasına rağmen sağ ayağıyla bu pası çok da ölçülü bir biçimde İsmail Jakobs’un önüne bırakıyor ve Galatasaray bir anda yine pozisyona giriyor. Ancak İsmail Jakobs ortayı yapsa içeride kimse yok. Bu yüzden topa basıp Noah Lang’a dönüyor. Noah Lang çekiyor bir orta atıyor. Serseri bir top. Evet, bence orta yapmak istemişti ama top yerden bir kere sekiyor. Giorgi Mamardashvili’nin inanılmaz refleksi olmasa gol olması içten bile değil. Gerçekten Gürcü Kaleci çok iyi bir refleks vermiş ama pozisyonun başına sizi götürürsem şurada bir Dominik Szoboszlai’ın yaptığı geri pasla başladı bu akın. Çok doğru anda yapılmış bir organize pres. Doğru anda rakibi bir nefeslenmek için geriye oynanan bir pas. Devamında rakibi tekrar üstünüze çekip Noah Lang’ın topsuz oyunu, Abdülkerim Bardakçı’nın akıl dolu pası. Sonra gidip Noah Lang’ın İsmail Jakobs’tan tekrar top alması şeklinde cereyan eden, tıpkı demin üst üste paslarda olduğu gibi üst üste çok soğukkanlı bir biçimde yapılan doğru işler ve takibinde golle burun buruna gelmemiz.

Bu Giorgi Mamardashvili’nin çeldiği top kornere dönüştü. O korner saniyeler içinde bir faule dönüştü. O faul hemen akabinde kornere dönüştü. O kornere önce Victor Osimhen akrobatik bir vuruş yaptı. Devamında bir başka korner Kerem Aktürkoğlu kesti, Davinson Sánchez vurdu, yine kornere gitti. 20 ile 26 arası işte o yaptığımız akıllı işlerle hem Liverpool’un hevesini, iştahını kursağında bırakan “vay be biz neyle karşı karşıyayız, kimle oynuyoruz” dedirten hem de taraftarın da işin içine dahil olmasıyla artık iyice futbolcuların özgüveninin tavan yapmasıyla Liverpool’u son derece baskıladığımız bir 10 dakikalık bölüm var burada. Yani burada gerçekten 2. golü bulabilirdik, bu emeğin sonucu bir golü daha hak ediyordu.

Defansif Düzen ve İkinci Yarıdan Notlar

28. dakikada göstereceğim: Liverpool yüksek oynadığında ya da o baskımızı açtığında nasıl davrandığımızla ilgili. Victor Osimhen, Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Mario Lemina ve Noah Lang olmak üzere aslında ikisinin arkasında bir 4, arkada bir 4 daha var. 4-4-2 karşıladığımızı gayet söyleyebilirim. Fakat Liverpool yüksek atıp bu baskıyı açtığında Barış Alper Yılmaz’ın hemen geri dönüp Sacha Boey’un iç koridora girdiği ve Galatasaray’ı bir beşli savunmaya çevirdiği anları gördük. Yani bu sayede Joe Gomez zaten stoper menşeli de bir oyuncudur. Liverpool’un arkayı üçleyip herkesi öne atma isteğini bertaraf ettik.

Bence Sacha Boey’u oynatmamasının sebebi oyuncuya bir ders vermek için diyenler çok olmuş. Olabilir, öyle de olabilir ama bence taktiksel tarafı buydu. Benim gördüğüm yerden Miloš Kerkez’i Barış Alper Yılmaz’la oynatma isteği ve şurada gördüğünüz üzere Galatasaray, Barış Alper Yılmaz’ın Miloš Kerkez’i takip etmesiyle, onun koşusuna cevap vermesiyle, Sacha Boey’un da iç koridora girmesiyle bir beşli düzene alıyor. Merkezde de Mario Lemina ve Lucas Torreira’yı görebiliyoruz ki Mario Lemina burada yaptığı bir baskıyla topu söküyor. Lucas Torreira çabuk bir pasla Kerem Aktürkoğlu’nu buluyor. Doğru zamanlamalı yaptığımız bir geri koşu ve topu kazandıktan sonra Sacha Boey’un patlattığı şiddetli bindirme. Devamında Kerem Aktürkoğlu bu bindirmeyi görüyor. O biraz daha sürüp arkaya Victor Osimhen’e doğru kestiğinde Ibrahima Konaté bu topu ıskaladı ve top bir anda Victor Osimhen’in önünde kaldı. Victor Osimhen çok iyi düzeltemedi topu. Biraz daha iyi kapatabilirdi bu şutu. Çok sert vurdu ama isabetsiz oldu. Yine bu da o 10 dakikalık bölümde baskımızı artırdığımız bölümde yaptığımız çok doğru işlerden biriydi.

Yani şunu görüyorum: Liverpool baskı yaparken doğru paslaşıyoruz. Biz baskı yaparken doğru organize oluyoruz. Liverpool baskımızı aşıp defans arkasına gitmek istediğinde doğru dönüyoruz. Geçişe çıkarken de doğru çıkıyoruz. Her şeyi doğru yapan bir Galatasaray. İşte o yüzden başta söyledim: Galatasaray istediğinde yapamayacağı iş yok. Öyle hissettirdi bu maç. Bu maç öyle bir maçtı ki İngiltere’deki tur için beni çok heyecanlandıran, heveslendiren, umutlandıran bir maç oldu.

Sizi bilmiyorum ama ben yarın maç oynansın istiyorum. Muhtemelen futbolcular da böyledir. Bu hafta Galatasaray’ın ligde oynayacağı maç gerçekten biraz “zul” gelecektir futbolculara. Zaman geçmek bilmeyecektir. Bu şekilde ilk yarıyı tamamlayabilirim. İkinci yarıdan sadece iki pozisyon aldım. İkisi de dolaylı yoldan Barış Alper Yılmaz’la ilgili.

Davinson Sánchez’in vurduğu uzun bir top. Victor Osimhen bunu bir strateji olarak çok yaptı: Virgil van Dijk’la birlikte kafa toplarına çıkmaktansa, onun hava topu almasına izin verip ondan sekecek toplara hareketlendi. Burada Kerem Aktürkoğlu topluyor bu benzer bir topu ve tekte sağ ayağıyla defans arkasına gönderiyor. Aslında Barış Alper Yılmaz pozisyonun içinde değil, pasın atıldığı yerde de Barış Alper Yılmaz yok ama tam şurada Andrew Robertson’ı engelliyor. Bu engellemeden sebep de pasif-aktif ofsayt kuralı devreye giriyor. Halbuki pozisyonun devamında Ibrahima Konaté’nin yaptığı fahiş bir hata. Victor Osimhen ve Noah Lang’ın ortak baskısı. Noah Lang’ın havalandırdığı top. Ibrahima Konaté burada bir hata daha yaptı ve Victor Osimhen golü attı ama maalesef incelemenin ardından gol iptal oldu.

65’teki pozisyonda yine aslında oyunun temposunu, vitesini küçültmek isterken Barış Alper Yılmaz’ın zayıf ayağıyla, sol ayağıyla yaptığı bir pas. Hem yön olarak kötü yöne doğru hem de şiddet olarak kısa düşüyor. Davinson Sánchez bu “çıkayım mı çıkmayayım mı” kararsızlıklarını çok yaşayan bir oyuncu. Burada o kararsızlığı da Hugo Ekitike çok iyi değerlendiriyor ve Davinson’dan kolay sıyrılıyor. Esasında çabuk da ivmelenebilen bir oyuncu bu arada Hugo Ekitike’nin burnunun dibinde bitiyor ama Uğurcan gerçekten muhteşem bir refleksle çok kritik, çok önemli bir kurtarış yapıyor Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi yolculuğu adına.

Genel Değerlendirme ve Tur Umutları

Notlarımı kontrol ediyorum: Çok yüksek konsantrasyon, hatasız defansif performanslar, çok iyi birebir savunmalar… Sacha Boey’un Florian Wirtz’i, öte tarafta Mohamed Salah’ı İsmail Jakobs’un tutması. Yani Liverpool oyuncuları etkisizdi hücumcuları ama onları etkisiz gösteren şey Galatasaray’ın çok üstün birebir savunmalarıydı ve takım içerisinde üst düzey bir yardımlaşma. Ben Galatasaray’ın lig maçlarında şunu görüyorum arkadaşlar: Birbirine trip atmalar, oflamalar, puflamalar, “Ya oraya nasıl atarsın, atmazsın?” gibi sürekli surat ifadelerine baktığımızda bunları çok görüyorum ama bu maç “Tamam sen bir hata mı yaptın, merak etme ben onu telafi ederim. Yoruldun mu, tamam ben senin yerine de koşarım bu pozisyonluk, bir sonrakinde de sen benim yerime koşarsın” gibi bir takımdaşlık, arkadaşlık, üst düzey bir yardımlaşma gördüm.

Tabii ki bu çok konuşuluyor. Ben de geçen Beşiktaş maçında söyledim “Galatasaray maç seçiyor” diye. Ama hani bu maç seçişler hem bir puan kaybına sebebiyet vermeyip hem de bir sonraki maçta böyle bir yardımlaşmaya sebebiyet veriyorsa, yani ben buna çok inanmam. İstikrarın her türlü anlık performanslardan, maçlık performansların çok daha önüne koyarım. Bana göre stabil güven aralıkları benim hayata bakış şeklime göre çok daha iyidir. Yani şöyle ifade edeyim: Bir futbolcunun bir maç 10 üzerinden 9’luk, bir maç 5’lik oynamasındansa hani 9’la 5’i toplayıp 2’ye böldüğünüzde 7 edecektir. Bu şekilde elde edilmiş bir 7’dense her maç 7,5 oynamasını ben daha değerli bulurum. Ama Galatasaray 10 üzerinden 6 oynayarak da Beşiktaş’ı yenebiliyor. Dönüp sonra 10 üstünden 10 oynayıp bir de Liverpool’u yenebiliyorsa bu da bir yöntemdir. Kazanan her zaman haklıdır. Ben bu yönteme de saygı duyarım, bunu söyleyebilirim kendi açımdan.

Tur açısından da dediğim gibi en az 5-2’lik Juventus maçının dönüşünde ne kadar turdan emin değilsek, ben 1-0 olmasına rağmen tur için “bu kadar eminim” demeyeyim ama o kadar umutluyum diyeyim. Çünkü bu oyun bize “biz Liverpool’u durdurabiliriz, doğru oynarsak Liverpool’u baskılayabiliriz” fikrini çok net bir şekilde hissettirdi. Tabii ki ikinci maçta Davinson Sánchez olmayacak ama Davinson’dan daha büyük bir eksiğimiz, o en başta bahsettiğim takımla birlikte geçiş savunması ve geçiş hücumu yapabilecek kadar tecrübeli tribünler.

Liverpool’un tribünleri bizi çok bozacağından değil ama bizim tribünümüzün arkamızda bize hissettirdiği destekten yoksun olacağımız için bu maça göre bir kişi eksik oynayacağımız bir maç olacak. Ama 1-0 da öndeyiz. Bu avantajı sonuna kadar çok iyi kullanabiliriz. Bu avantaja sığınarak Liverpool’un alacağı risklerde gerçekten dünya klasında kontra tehditlerimiz var. Noah Lang olsun, Sacha Boey olsun, Barış Alper Yılmaz olsun, Victor Osimhen olsun. Bunlar çok süratli, çok sprinter oyuncular ve Liverpool’un da arkada boşluklar verdiğini bu maçta da gördük. Ona göre bir kontra planıyla Liverpool’un alacağı risklerden faydalanıp İngiltere’de bir gol attığımızda her şey olabilir abi. Her şey olabilir. İnşallah sonu tur olsun diyorum.

Sonuç

Galatasaray’ın Liverpool karşısında sergilediği 1-0’lık galibiyet, sadece bir skor değil, aynı zamanda taktiksel zeka, bireysel parlamalar ve eşsiz taraftar desteğiyle yazılmış bir başarı öyküsüydü. Okan Buruk’un dengeli oyun anlayışı ve oyuncuların sahada gösterdiği kusursuz konsantrasyon, bir Premier Lig devine karşı bile Galatasaray’ın neler yapabileceğini gözler önüne serdi. Bu performans, Şampiyonlar Ligi’nde gelecek turlar için büyük umut vadediyor ve takımın potansiyelini bir kez daha kanıtladı. İngiltere’deki rövanş maçı, aynı disiplin ve kontra atak gücüyle oynandığında turun kapılarının ardına kadar açılacağına dair inancımız tam.

Bu arada Victor Osimhen’in o başta bahsettiğim hikayesini de hatırlatmış olayım. Belki bu videodan sonra onu izlemek istersiniz. Buraya kadar izlediğiniz ve dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sürçülisan ettiysem affola. Bir sonraki içerikte görüşmek dileğiyle. Kendinize çok iyi bakın. Hoşça kalın.


Galatasaray’dan Liverpool Karşısında Gurur Veren Performans: Bir Taktiksel Başyapıt
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Transfer Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Transfer AI