Galatasaray’ın Lig ve Avrupa Performansı: Oyuncular Maç mı Seçiyor?
Bu blog yazısında, Galatasaray ve Trabzonspor arasındaki son maçın ardından ortaya çıkan tartışmaları ve sarı-kırmızılı ekibin lig ile Avrupa performansları arasındaki dikkat çekici farkı ele alıyoruz. Uzman yorumcuların değerlendirmeleri ışığında, Galatasaraylı oyuncuların maç seçip seçmediği, taktiksel sıkıntılar ve kritik oyuncuların performans analizleri masaya yatırılacak.
Derbi Sonuçlarının Değerlendirilmesi: Puan Kaybı mı, Kazancı mı?
Galatasaray ve Trabzonspor’un birer puan alması, yüzeysel olarak iki puan kaybı gibi görünse de, asıl değerlendirme için Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinin sonucu beklenmelidir. Yarınki derbinin ardından iki takımın birer puan kazanıp kazanmadığı veya iki puan kaybedip kaybetmediği netlik kazanacaktır. Bu nedenle şu an için aceleci yorumlar yapmak doğru değildir; belki de bu beraberlikler birer kazanç olarak değerlendirilecektir.
Galatasaray’ın İç Saha Derbi Karnesi ve Kaleci Onana’nın Performansı
Galatasaray’ın kendi sahasında ezeli rakiplerine karşı beraberlik alması, özellikle geçen sezonki başarılı iç saha derbi performansları düşünüldüğünde, matematiksel olarak bir kayıp olarak yorumlanabilir. Ancak Beşiktaş maçı da ikinci yarıda 10 kişiyle oynanmasına rağmen beraberlikle sonuçlanmış, hatta galibiyet kaçırılmıştı.
Öte yandan, Trabzonspor kalecisi André Onana‘nın performansı dikkat çekti. Galatasaray’ın daha önce Şampiyonlar Ligi’nde Manchester’a karşı hem deplasmanda 3-2 yendiği hem de içeride 3-3 berabere kaldığı maçlarda toplam 6 gol attığı ve Onana’nın o maçlarda hatalı goller yediği hatırlatıldı. Trabzonspor maçındaki performansı ise o günlerden çok farklıydı. Bugün çok iyi oynayan Onana, tek hatalı golü ofsayt nedeniyle geçersiz sayılan pozisyonda yedi. Onun Manchester’daki gibi oynamaması, Trabzonspor için maçtaki en büyük kazançlardan biriydi.
Hücum Oyuncularının Genel Durumu ve Kaçan Fırsatlar
Galatasaray’ın hücum oyuncuları, Mauro Icardi başta olmak üzere, bu maçta beklenen katkıyı sağlayamadı. Ligdeki 6 golüyle öne çıkan Icardi’nin, daha az süre almasına rağmen golcülüğü vurgulandı. Ancak genel olarak Osimhen, Icardi ve diğer hücum oyuncularının mevcut gol sayılarına bu maçta yenilerini ekleyememesi, takımın hücumdaki üretkenlik sorununu gözler önüne serdi. Osimhen’in ikinci topunda Onana’nın çıkardığı şut ile Lemina ve Kaan Ayhan’ın pozisyonlardaki zamanlama hataları gibi kaçan fırsatlar, gol yollarındaki sıkıntıyı net bir şekilde gösterdi.
Galatasaray’ın Lig ve Avrupa Arasındaki Uçurum: Maç Seçiyorlar mı?
Galatasaray’ın bu sezonki en büyük sorunlarından biri, Şampiyonlar Ligi’ndeki oyununu Süper Lig’e taşıyamaması. Frankfurt maçından sonra oyun anlamında çok doğru ve planlı bir Galatasaray olduğu belirtilirken, bu oyunun lige yansımadığı eleştirisi getirildi. Yorumcular, Galatasaraylı oyuncuların net bir şekilde maç seçtiğini düşünüyor. Şampiyonlar Ligi’nde Liverpool veya Bodo/Glimt maçlarında gösterilen sprint kaliteleri, coşku, istek ve oyun hareketlilikleri ile lig maçlarındaki performans arasında ciddi farklar olduğu belirtildi. Ligde “telafisi var” düşüncesiyle aynı konsantrasyonla oynanmadığı, takımın ligde %50-60 tempoyla oynarken, Şampiyonlar Ligi’nde %90-100 tempoya çıktığı ifade edildi.
Oyuncu Lucas Torreira‘nın “Trabzon’un bizi zorlayacağını biliyorduk. Elimizden geleni yaptık. Onlar puan farkını kapatmak, biz açmak istiyorduk. Şimdi düzeltmemiz gereken çok şey var. Bir sonraki maçta daha iyisini yapacağız” şeklindeki açıklaması da takımın bu öz eleştirisini doğrular nitelikteydi.
Taktiksel Eleştiriler ve Barış Alper Yılmaz’ın Açıklamaları
Galatasaray’ın rakibe üstünlük kuramama ve oyun içinde farklı bir formüle evrilememe sorunları eleştirildi. Özellikle Yunus Akgün‘ün kanat oyuncusu olmasına rağmen 10 numara pozisyonunda oynatılması ve Arda gibi oyuncuların yedekte kalması, teknik direktörün taktiksel hamlelerine yönelik soru işaretleri doğurdu. Orta sahada Lemina gibi atletik oyuncuların olmaması, takımın daha çabuk ve tempolu oyununu olumsuz etkilediği ifade edildi.
Barış Alper Yılmaz ise yaptığı açıklamada, “Zaman zaman istediklerimi yapamıyorum. Gönül ister ki hep iyi oynayayım. Taraftar iyi zamanda, kötü zamanda arkamda dursun. Ben sıfırdan geldim. Üzülecek, mentalitemi düşürecek bir çocuk değilim. Çıkarken taraftar hep desteğini gösteriyor. Onlara teşekkür ediyorum. Çok çalışıp daha iyi Barış’ı seyrettirmek istiyorum” dedi. Bu açıklamalar, taraftardan gelen olumsuz tepkilere bir gönderme olarak yorumlandı. Barış Alper’in sezon başındaki 3 gol ve 1 asistle başlayan iyi performansının ardından son 10 maçta sadece 1 asist yapması, onun da performansında bir düşüş yaşandığını gösteriyor.
Sonuç
Galatasaray’ın Trabzonspor ile berabere kalması, sadece bir puan kaybı olmanın ötesinde, takımın genel performansına ve özellikle lig ile Avrupa arasındaki konsantrasyon farkına dair önemli sinyaller verdi. Oyuncuların maç seçtiği ve Şampiyonlar Ligi’ndeki yüksek tempoyu lige taşıyamadığı eleştirileri, takımın şampiyonluk yolundaki en büyük engeli olarak görülüyor. İlerleyen haftalarda bu sorunların nasıl aşılacağı ve Galatasaray’ın ligdeki istikrarı sağlayıp sağlayamayacağı merak konusu.
