Fenerbahçe Teknik Direktörü ve futbolcu Kerem Aktürkoğlu, yaklaşan Avrupa Ligi maçı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Toplantıda maç ritmi, eksik oyuncular, rakip analizi ve takımın hedefleri gibi önemli konular ele alındı.
Teknik Direktör Maç Ritmi ve Avrupa Arenası Hakkında Konuştu
Derbi Öncesi Avrupa Maçı: Avantaj mı Dezavantaj mı?
Teknik direktör, derbi öncesinde hafta içi oynanacak bir Avrupa maçının avantaj mı yoksa dezavantaj mı olduğu sorusuna, bunun milli takıma giden oyuncu sayısına ve onların oynama durumlarına bağlı olduğunu belirtti. Eğer çok sayıda milli oyuncu forma giyerse, takımın maç ritmini kaybetmeyeceğini ifade etti. Avrupa maçlarının her zaman bir bonus ve pozitif bir durum olduğunu vurguladı.
Eksik Oyuncular ve Kadro Derinliği
Fred ve İsmail Yüksek’in Yokluğu
Takımın önemli orta saha oyuncuları İsmail Yüksek ve Fred‘in eksikliği sorulduğunda, teknik direktör bunu oyunun bir parçası olarak değerlendirdi. Yoğun maç trafiğinde bazı oyuncuların eksik olmasının normal olduğunu dile getirdi. Kadro derinliğinin yeterli olduğunu ve tüm oyuncuların oynamayı hak ettiğini belirtti. Yeni yüzleri görmekten ve genç oyunculara şans vermekten mutlu olduğunu ekledi.
Yeni Yüzlere Şans
Teknik direktör, daha önceki bir toplantıda da belirttiği gibi, bir oyuncunun sırası geldiğinde oynaması gerektiğini, bunun bir hak olduğunu vurguladı. Bu durumu “kız arkadaşınızla tatil vaadi” benzetmesiyle açıkladı, yani verilen sözün tutulması gerektiğini ifade etti.
Rakip Analizi: Ferencváros’un Tehlikeleri
Hava Toplarındaki Üstünlük ve Savunma Planı
Ferencváros’un üçlü savunma sistemiyle oynadığı, kanat organizasyonlarında etkili olduğu ve Avrupa Ligi’ndeki gollerinin çoğunu ortalardan kafa vuruşuyla kaydettiği belirtilerek, Fenerbahçe’nin savunma planı soruldu. Teknik direktör, rakiplerinin sadece ortalardan değil, arkaya atılan toplarda da etkili olduğunu doğruladı. Özellikle Varga‘nın hava topu mücadelelerinde Avrupa’nın en iyilerinden olduğunu ve gollerinin %30’unu kafa vuruşuyla attıklarını söyledi. Savunma stratejisi olarak; öncelikle kenarlardan gelen ortaları engellemeleri, ceza sahasında ise adam markajı yaparak rakibe temaslı oynamaları ve topu uzaklaştırmada doğru pozisyon almaları gerektiğini vurguladı. Bu detaylar üzerinde çalıştıklarını ancak sahadaki durumun farklılık gösterebileceğini ekledi.
Ferencváros Avrupa Ligi’nde Nasıl Bir Rakip?
Bir Viktoria Plzeň oyuncusunun Ferencváros’u “en zayıf rakip” olarak nitelendirmesi üzerine, teknik direktör, lig tablosunun Ferencváros’un zorlu bir takım olduğunu gösterdiğini belirtti. Çok dikine ve direkt paslarla oynayan, Varga gibi istatistik lideri ve Naby Keita (Liverpool ve Leipzig geçmişi olan) gibi kaliteli oyunculara sahip bir takım olduklarını ifade etti. Maçın kendileri için önemli ve zorlu geçeceğini, ilk saniyeden itibaren hazır olmaları gerektiğini dile getirdi.
Savunma Hattındaki Durum ve Genç Yetenekler
Sakatlıklar ve Cezalılar
Savunma hattındaki eksiklikler, Jayden Oosterwolde‘nin cezalı olması, Çağlar Söyüncü‘nün sakatlığı ve Rodrigo Becao‘nun kadroda yer almaması üzerine, teknik direktörden gerçek stoper mevkii oyuncusu dışından bir ismin oynayıp oynamayacağı soruldu.
Genç Oyuncuya Güven
Teknik direktör, Attila Szalai ile birlikte genç bir Türk oyuncunun (muhtemelen Yusuf Demir) oynayacağını belirtti. Bu oyuncunun sırasının geldiğini, iyi, genç, güçlü ve akıllı bir futbolcu olduğunu söyledi. Geçen sezon Karagümrük’teki maçlarını izlediğini ve liderlik özelliklerini beğendiğini ifade etti. Maç ritmi olmamasına rağmen, yarın yapacağı hataları affedeceğini ve kafasının özgür olup oyundan keyif almasını istediğini dile getirdi.
Oyun Kurulumunda Çözümler ve Eleştiriler
Altay Bayındır’ın Pas Yeteneği ve Oyun Kurulumu
Kaleci Altay Bayındır‘ın (Eddie) orta sahayla pas bağlantısının kuvvetli olduğu ancak rakiplerin buna önlem almaya başladığı, Çaykur Rizespor ve Beşiktaş maçlarında benzer goller yediği belirtilerek, yeni çözümler düşünülüp düşünülmediği soruldu. Teknik direktör, “Eddie”nin birçok çözüm üretebilecek yeteneğe sahip olduğunu, uzun paslarıyla etkili olduğunu söyledi. Oyun kurulumunda kısa paslar, rakibi üzerine çekip uzun top ya da direkt uzun top gibi farklı çözümlerinin olduğunu belirtti. Bunların oyunculara, rakibe ve duruma göre değiştiğini ekledi. Altay’ın çok yönlü bir oyuncu olduğunu ve ona sahip oldukları için mutlu olduklarını ifade etti. Kaleden cesurca oyun kurmaya çalıştıklarında hatalar olabileceğini, yediğimiz bazı gollerin %50 şans durumları olduğunu ancak “Eddie”den memnun olduğunu dile getirdi.
Erken Gol Yeme Sorunu ve Takımın Tepkisi
Taraftarların takımın 2-0 geriye düşse bile maçı kazanacağına inandığı ancak bazılarının “kalp krizi geçirtecek” yorumları olduğu belirtilerek, takımın bazen maça kötü başlaması hakkında önlemler alınıp alınmadığı soruldu. Teknik direktör, kendisinin de 2-0 geriye düşmek istemediğini, bunun iki kez olduğunu ancak bunun bir alışkanlık olmadığını söyledi. Birçok maçı 1-0 önde götürdüklerini veya gol yemediklerini belirtti. Büyük takımların daha az gol yemesi gerektiğini, istatistiklere göre savunmanın başarı için çok önemli olduğunu vurguladı. Bazı gollerin savunulamayacak nitelikte olduğunu, bazen şanssızlıkların veya rakibin iyi performansının etkili olduğunu ifade etti. Son olarak, kimseye kalp krizi yaşatmak istemediğini, ama her maçı 6-4 kazanacaklarsa bunu da kabul edeceğini esprili bir dille ekledi.
Kerem Aktürkoğlu Basın Mensuplarının Sorularını Yanıtladı
Rakiple İlgili Beklentiler
Kerem Aktürkoğlu, Avrupa’da gol atan tek isim olmasının ardından Ferencváros maçında bireysel olarak zorlanıp zorlanmayacağı sorusuna, takım olarak Ferencváros’un hem savunma hem hücumda etkili, iyi bir takım olduğunu belirtti. Bireysel olarak zorlanmayacağını ancak takım olarak zorlu ve güzel bir maç olacağını düşündüğünü dile getirdi. Rakibin kendi sistemine bağlı, etkili ataklar yapabilen ve blokları iyi kapatan bir takım olduğunu, %100’lerini vererek kazanacaklarına inandığını söyledi.
Takım Ruhu ve Geriye Düşme Durumları
Takımın geriye düştüğünde maçı çevirebileceğine dair oluşan özgüven hakkında Kerem, geriye düşmenin moral bozduğunu ancak Çaykur Rizespor maçında soyunma odasında herkesin maçı çevireceklerine inandığını söylediğini aktardı. Hocanın da bu inancı teyit ettiğini belirtti. İnanmanın başarmanın yarısı olduğunu ancak sahaya konulan karakterin de çok önemli olduğunu vurguladı. Takım içinde (oyuncular, yedek kulübesi, teknik ekip) mükemmel bir birliktelik olduğunu, maçı çevireceklerini düşündüklerini ancak 5 gollü bir galibiyeti beklemediklerini ifade etti. Bu tür geri dönüşlerin zor olduğunu, ancak kazanmanın çok mutlu edici olduğunu ekledi.
Gol Krallığı Hedefi ve Takım Katkısı
Avrupa Ligi’nde attığı 3 golle gol krallığı hedefi olup olmadığı sorusuna Kerem, hedeflerinin olduğunu ancak gol krallığı olarak değerlendiremeyeceğini söyledi. Kendisinin bir golcü olmadığını, çok iyi futbolcular ve golcüler olduğunu belirtti. Her maçta takıma katkı sağlamak, gol atmak, asist yapmak istediğini, bunların günümüz futbolunda çok önemli olduğunu dile getirdi. Attıkça daha çok atmak istediğini ancak takımın kazanmasının ve hedeflerine ulaşmasının daha önemli olduğunu, en büyük hedefinin takıma yardımcı olmak olduğunu söyledi.
Derbiye Odaklanma Yerine Güncel Maçlara Konsantrasyon
Türkiye’de futbol kamuoyunun şimdiden derbiyi konuşmaya başlaması ve yerli oyuncuların psikolojik olarak etkilenip etkilenmediği soruldu. Kerem, takımın şu an derbiyle ilgili bir düşüncesi olmadığını, tek odak noktasının yarınki Avrupa Ligi maçı olduğunu belirtti. Takım içinde derbiyle ilgili konuşma duymadığını, bunun doğru olmadığını düşündüğünü söyledi. Derbilerin taraftarlar ve ülke için önemli olduğunu kabul etti ancak önceliklerinin Perşembe maçını başarıyla atlatmak olduğunu, ondan sonra derbiyi düşüneceklerini ifade etti.
Top Kayıpları Eleştirileri ve Kişisel Performans
Top kayıpları istatistiklerinin bazı kesimlerce öne çıkarılması ve skor katkısı olmasa bile gol pozisyonu hazırlayıcı rolü hakkında Kerem, bu tür eleştirilerin kendisini çok ilgilendirmediğini açıkça belirtti. İnsanların konuşmak için her zaman bir şeyler bulacağını, önemli olanın futbolu bilen insanların ve hocaların değerlendirmesi olduğunu söyledi. Onlardan güzel geri bildirimler aldığını, bu yüzden işine odaklandığını ifade etti. Skor katkısı sağladığında mutlu olduğunu ancak sağlayamadığında bile 90 dakika boyunca koşarak takıma yardım etmek için sahada olduğunu, mücadelesinin her zaman takım için olumlu olacağını dile getirdi.
Mental Durum ve Şampiyonluk Hedefi
Saha içi rakamlarının iyi gitmesine rağmen, Avrupa ve derbi öncesi mental durumu soruldu. Kerem, gayet motive olduğunu ve derbiyi düşünmediğini, sadece Avrupa Ligi maçına odaklandıklarını söyledi. Geldiği günden beri farklı bir motivasyonu olduğunu, ülkesini ve ülke futbolunu özlediğini belirtti. Burada şampiyonluk yaşamak istediğini en başından beri söylediğini vurguladı. Takım olarak iyi gittiklerini, bu durumun devam etmesi halinde motivasyonunun her zaman olumlu olacağını ve takıma yansıyacağını ifade etti. Takım olarak çok güzel bir motivasyonları olduğunu ve bunu ileriki süreçlere de aktararak güzel günler yaşayacaklarına inandığını söyledi.
Avrupa Ligi Hedefi: Adım Adım İlerleyiş
Fred‘in Avrupa Ligi’ni kazanabilecek güçte bir kadroya sahip oldukları yönündeki sözleri hatırlatılarak, Kerem’in takımın bu konudaki potansiyeli hakkındaki görüşleri soruldu. Kerem, hedeflerinin maç maç ilerlediğini, bu maçtan sonra ilk 8’i, ardından son 16’yı ve çeyrek finali konuşabileceklerini söyledi. Takımına ve arkadaşlarına inandığını ancak şu an doğrudan “final oynayabiliriz, finali kazanabiliriz” demenin iddialı olacağını belirtti. Adım adım ilerledikleri takdirde, bu kalitedeki oyuncularla bunu başarabilecek bir ekibe sahip olduklarını ve neden olmasın diye düşündüğünü, ancak beklentiyi çok fazla yükseltmemek gerektiğini ekledi. Yavaş yavaş ilerledikleri takdirde bu beklentiyi karşılayabileceklerini ifade etti.
Fenerbahçe, hem Avrupa’da hem de ligde emin adımlarla ilerlerken, teknik ekip ve oyuncular, her maça ayrı ayrı odaklanarak hedeflerine ulaşma konusunda kararlı olduklarını gösteriyor. Özellikle genç oyuncuların performansı ve takımın birlikteliği, gelecek adına umut verici sinyaller taşıyor.
