Loading...
2026-06
İY
logoParaguay
2
logoNikaragua
-
2026-06
DUR
logoS. Arabistan
-
logoPorto Riko
-
2026-06
02:45
logoKanada
-
logoİrlanda
-
2026-06
03:00
logoHaiti
-
logoPeru
-
2026-06
19:00
logoKomorlar
-
logoRuanda
-
2026-06
15:00
logoEtiyopya
-
logoMalavi
-
2026-06
13:00
logoVanuatu
-
logoFiji
-
2026-06
14:30
logoGuam
-
logoMyanmar
-
2026-06
16:00
logoBelçika
-
logoTunus
-
2026-06
17:00
logoErmenistan
-
logoKazakistan
-
2026-06
17:30
logoKırgızistan
-
logoFilistin
-
2026-06
19:00
logoSierra Leone
-
logoLiberya
-
2026-06
20:00
logoCebelitarık
-
logoCayman Adaları
-
2026-06
20:45
logoPortekiz
-
logoŞili
-
2026-06
20:45
logoRomanya
-
logoGaller
-
2026-06
21:00
logoArnavutluk
-
logoLüksemburg
-
2026-06
21:30
logoABD
-
logoAlmanya
-
2026-06
22:00
logoİsviçre
-
logoAvustralya
-
2026-06
22:00
logoPanama
-
logoBosna-Hersek
-
2026-06
23:00
logoİngiltere
-
logoYeni Zelanda
-
2026-06
23:00
logoBolivya
-
logoİskoçya
-
2026-06
23:00
logoKatar
-
logoEl Salvador
-
2026-06
23:00
logoYeşil Burun
-
logoBermuda
-
2026-06
01:00
logoVenezuela
-
logoTürkiye
-
2026-06
01:00
logoBrezilya
-
logoMısır
-
2026-06
03:00
logoArjantin
-
logoHonduras
-
2026-06
03:00
logoCuraçao
-
logoAruba
-
  1. Haberler
  2. Futbol Haberleri
  3. Derbiye Dair İlk Yorumlar: Kalite Nerede, Futbol Nerede?

Derbiye Dair İlk Yorumlar: Kalite Nerede, Futbol Nerede?

Derbiye Dair İlk Yorumlar: Kalite Nerede, Futbol Nerede?
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala




Derbiye Dair İlk Yorumlar: Kalite Nerede, Futbol Nerede?

Derbiye Dair İlk Yorumlar: Kalite Nerede, Futbol Nerede?

Geride bıraktığımız derbi haftasında futbolseverlerin en çok merak ettiği soruların başında maçın kalitesi ve takımların performansı geliyordu. Bu analizimizde, Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki büyük derbinin detaylarını, teknik direktörlerin tercihlerini, bireysel oyuncu performanslarını ve hakem yönetimini derinlemesine inceleyeceğiz. Ayrıca, şampiyonluk yarışındaki son durumu ve gelecek haftanın heyecan verici maçlarını da değerlendireceğiz.

Derbi Değerlendirmesi

Maçın Genel Havası ve Stratejiler

Herkesin aklındaki soru şuydu: Nerede kalite, nerede futbol? Maçı izleyenler için bu sorular geçerli olsa da, sahada yer alan oyuncular ve teknik heyetler belli bir strateji doğrultusunda hareket etti. Her iki takım da kendi konumunu korumak, güçlendirmek ya da avantaj elde etmek amacıyla çeşitli hesaplar yaptı.

Galatasaray’ın Derbiye Hazırlığı ve Maç Performansı

Galatasaray, bu Fenerbahçe maçına belki de en sıkıntılı döneminde hazırlandı. Sol bek mevkisinde ilk iki alternatifi sakatken, üçüncü alternatifi sahada yer aldı. Sağ bekte ise devşirme bir oyuncuyla mücadele edildi. Savunmanın oturmuş ikilisi Davinson Sánchez ve Abdülkerim Bardakcı bozuldu, Lucas Torreira ile kurulan orta saha ikilisi de değişime uğradı. Victor Osimhen‘in sakatlıktan yeni çıkmış olması ve tam hazır olmaması, İlkay Gündoğan‘ın ise “Henüz yeterli değilim, verilerim iyi değil” demesi takımın yaşadığı zorlukları gözler önüne serdi. Böyle bir Galatasaray, maçtan önce bir beraberliği iyi bir sonuç olarak görürdü, zira liderliğini koruyarak dönecekti. Ancak öne geçtikten sonra 60 dakika boyunca maçı yorulmadan idare eden Galatasaray, 90+5’te yediği golle büyük bir üzüntü yaşadı. Beraberlik iyi diyenler bile bu durumdan mutsuz oldu.

Fenerbahçe’nin Derbi Yaklaşımı ve Hayal Kırıklığı

Fenerbahçe cephesinde ise durum farklıydı. Bir Galatasaray’ı yenmek için koşulların bu kadar iyi olma şansı herhalde hiç yoktur. Ancak 60 dakika boyunca adeta sinen bir Fenerbahçe vardı. Geçmişte Galatasaray’ın Fenerbahçe karşısındaki ürkekliği, son 7-8 senedir Fenerbahçe’ye yansımış gibiydi. Seyircisinin yarattığı olağanüstü atmosfere rağmen sahaya yansıyan bir üstünlük yoktu. Yenilmesi durumunda uzun haftalar sonra lider olma, iki puan öne geçme gibi büyük bir haz elden kaçırıldı. Takım son derece duygusuz, mücadeleden uzak ve yavaş bir futbol sergiledi. Fenerbahçe için teselli, 90+5’te gelen golün bir piyango gibi olmasıydı. Bu gol, bir puan farkının korunmasını sağladı ve olası bir mağlubiyet psikolojisinin önüne geçti.

Derbinin Kazananı Kim?

Maçın kazananı kim diye sorulursa, bana göre Galatasaray’dı. Bu kadar kötü, eksik ve sıkıntılı koşullarda hazırlanıp Kadıköy’den bir maç daha kaybetmeden çıkması büyük başarıydı. Galatasaray bir kez daha Kadıköy’de yenilmeden evine döndü. Fenerbahçe ise oyun anlamında pek fazla üstünlük kuramadı. Galatasaray iyi bir savunma performansı sergilese de, Fenerbahçe’nin son dakikaya kadar gol arayışı ve beraberliği yakalaması da takdire şayandı.

Teknik Direktörlerin Performansı

Tedesco’nun Eleştirilen Tercihleri ve Değişikliklerin Etkisi

Tedesco’ya gelirsek, performansı bana göre iyi değildi. Beraberliğe bir fatura kesilecekse, bu Tedesco’ya kesilmeli. John Duran ile başlamamasını kabul edebilirim ama Edin Džeko ile başlamasını asla kabul edemem. Talişka ile başlasa bari, adam hiç olmazsa vuruyor. Uğur Meleke’nin de dediği gibi, Edin Džeko artık günümüzün santraforu değil. Her pozisyonda yarım saniye geç kalıyor, rakip stoperin arkasına saklanıyor. Bu yüzden Fenerbahçe 60 dakika boyunca adeta bir eksik oynadı. Son 30 dakikada maçı dengelemesinin hatta daha iyi oynamasının nedeni, Edin Džeko’nun çıkmasıyla 11’e 11 oynamaya başlamalarıydı. İlk yarıda Galatasaray kalesine şut dahi atılamadı. Hatta Uğurcan Çakır, 90+5’teki golde ilk kez yere yattı. Fenerbahçe kendi sahasında oynarken defans ve orta sahası, kalecisiyle defalarca geri pas yaptı. Galatasaray’da ise Uğurcan Çakır’ın bir kez bile geri pas yaptığını görmedik. Fenerbahçe önü oynamayı beceremiyordu. Galatasaray önde baskı yaparken, Fenerbahçe’nin kısa markaj altındaki oyuncularına top atması sağlıklı atak geliştirmesini engelledi.

Bireysel Yetenekler ve Fenerbahçe’nin Eksikliği

Galatasaray, 60 dakikayı kalesinde en ufak bir tehlike yaşamadan, elini kolunu sallayarak çok rahat geçirdi. John Duran’ın girmesi ve diğer değişikliklerin yapılmasıyla Fenerbahçe’nin hücum üstünlüğü ve baskısı arttı. Ancak Fenerbahçe rakip ceza sahasına kadar gelebiliyor, asıl sıkıntı orada başlıyor. Topu kullanabilen oyuncu yok. Sané‘nin attığı gole bakalım; benim için maçın en iyi adamıydı. Arşı Brown ile İsmail‘in çarpışması Fenerbahçe adına talihsizlik olsa da, Barış Alper Yılmaz‘ın topa çarpmasıyla top Sané’nin önünde kaldı. Sané, ceza alanının önüne geldiğinde bir vücut hareketiyle Alvarez‘i eksiltti, bir hareket daha yaparak Djiku‘yu eksiltti. Belki de 2-3 saniye içinde ve 2 metrenin içinde Fenerbahçe’nin iki önemli savunma adamını açığa aldı ve vurdu. Top direğe çarpıp gol oldu. Burası şans ya da şanssızlık olsa da, Sané’nin bu eksiltmesini rakip ceza alanı çevresinde yapabilecek bir Fenerbahçeli oyuncu yoktu. Kerem adam geçemiyor, Fred‘in birebirde adam geçme şansı yok, Edin Džeko zaten hiçbir şey yapamıyordu. Bunu yapabilecek tek isim belki Asensio‘ydu ama o da hiçbir şey oynamadı. Bu maçta ne kadar kötü oynamış olurlarsa oynasınlar, Galatasaray’ın büyük maç soğukkanlılığını ve kalitesini çok net biçimde gördük.

Okan Buruk’un Zorlu Şartlardaki Başarısı

Okan Buruk, Galatasaray teknik direktörü olduğu 2022-23 sezonundan bu yana Fenerbahçe Kadıköy’de rakip olduğu 5 maçta henüz mağlubiyet yüzü görmemiş oldu. Ben Okan hocayı bu maçta kaybetse de eleştirmezdim. Çünkü çok sıkıntılı, zor şartlarda maça hazırlandı. Sülyas maçında olduğu gibi hamle gücü yoktu, elinde yeterli oyuncular yoktu. Victor Osimhen ve İlkay Gündoğan gibi alternatif oyuncular elinde olsa belki de ilk 11’de bile oynatmayabilirdi. Bu şartlarda, rakibin bu kadar istim üstündeyken aldığı bir puanı değerli ve önemli buluyorum. Büyük maçları iyi oynadığını düşünüyorum.

Saha Dışı Gerginlikler ve Kazımcan’a Yapılan Saldırı

Sadece şurada abartılı olduğunu söylemeliyim: O da saha dışı. “Canımızı zor kurtardık” ifadesini abartılı buldum açıkçası. Yayına girmeden önce de çok titiz araştırdım. Kazımcan‘ın (Kazımcan Karataş) olayı dışında herhangi bir şey oldu mu diye. Hayır olmadı dediler. Kazımcan’a da büyük geçmiş olsun. Forma gözetmeksizin, rekabet gözetmeksizin bu tip olayların karşısında durmalıyız. Burada insani, vicdani ve hukuki bir durum var. 1 cm üste gelse Allah korusun çocuk bu genç yaşında kör olabilirdi. Ali Koç yönetimi döneminde bu tip hareketleri bireysel yapanların kartları falan iptal ediliyordu. Saadettin Saran yönetiminin de bu konularda aynı uygulamayı yapması lazım. Bu tip bireysel olayların caydırıcılığının daha artması gerektiğini düşünüyorum. Bir kez daha geçmiş olsun Kazımcan’a.

Oyuncuların Bireysel Katkıları

John Duran’ın Yükselişi ve Tedesco’ya Eleştiriler

John Duran, Fenerbahçe tarihinde Atkinson‘ın ardından Süper Lig’deki ilk iki golüyle Galatasaray ve Beşiktaş ağlarını havalandıran ikinci oyuncu olmuş. Duran’ın fizik gücünün yerine geldiğini düşünüyorum ama mental bir sıkıntısının olduğu da çok kesin. Bu sadece Türkiye’de değil, İngiltere’de oynarken de böyle olduğu söyleniyor. Burada hocanın bunu yönetmesi ya da psikolojik bir destek alması gerekir. İlk 45 dakika Edin Džeko’nun sıfır olduğunu gördün. Sahada görünmüyor. Sen bari Edin Džeko’yu soyunma odasında bırakıp ikinci yarıya John Duran’la çık. Onu da yapmıyorsun. 15 dakika daha ikinci yarıda devam ediyorsun. Bir de 50.000 kişiye futbolcunu yuhalatıyorsun, protesto ettiriyorsun. Tedesco bu hamlede çok geç kaldı. John Duran, Beşiktaş maçında mucize bir gol attı, 2 puanı Fenerbahçe oradan kurtardı. Galatasaray maçında bakıyorsun, 90+5’te attığı gol çok kolay bir gol değil. Herkes genç Ardunya‘yı eleştiriyor ama Levent‘in ortasında John Duran kafayı vururken o dakikada Davinson Sánchez de ceza alanı içinde, Abdülkerim Bardakcı da ceza alanı içinde. Galatasaray 8-9 oyuncuyla ceza alanının içinde. Burada genç Arda’nın hatasından çok, John Duran’ın yeteneği söz konusu. Vurduğu yer, vurma zorluğu, gerine gerine vurulan bir top değil. Vurduğu kafa topunun şiddeti. Fenerbahçe o dakikaya kadar attığı kornerlerde kaleciye pas gibi vuruyordu. Duran darbeli de vuruyor. Bir puanını da buradan aldın. Sadece 3 puanı John Duran aldı Fenerbahçe’ye. Bir de Fenerbahçe’nin yenilmezliğini de kurtardı. Bunun da psikolojik bir çöküntüsü olurdu. İlk yenilgini Galatasaray’dan alıyorsun. Artık John Duran’a gerekirse bir destek, bir yardımla birlikte onu iyice motive edip Fenerbahçe’nin 90 dakikalık santraforu olma konusunda hazır hale getirmesi gerekiyor. Tedesco’nun artık bu Edin Džeko hayranlığından yahut zorunluluğundan vazgeçmesi lazım. Zorunlu değilsin. Santraforsuz oynarım, 6 tane orta saha dikerim, gene Edin Džeko ile oynamam.

Derbi Hakemi ve Türk Futbolundaki Hakem Sorunu

Yasin Kol’un Performansı ve Tartışmalı Pozisyonlar

Okan Buruk ve Metin Öztürk‘ün de maçın ardından hakem yönetimine dair açıklamaları oldu. Yasin Kol‘un berbat bir maç yönettiği çok kesin, bunu tartışmamıza gerek bile yok. Son 20 dakikada ikili mücadelelerde özellikle takdir hakkını Fenerbahçe’den yana kullandı, bunu kabul etmeliyiz. En fazla tartışılan ve konuşulan Djiku – Sané pozisyonu sınırda bir pozisyondu. Hakem yorumcularının çoğu sarı kartın makul olduğunu söyledi. Ahmet Çakar “sarı da olur, kırmızı da olur” derken, Bünyamin Gezer kırmızı dediğini duyduğumuz tek isimdi. Ancak pozisyonu devam ettirmesi çok ilginçti, faul bile vermedi. Pozisyonun çok yakınında olmasına, yardımcı hakemin de çok yakınında bulunmasına ve VAR’da Ali Şansalan gibi tecrübeli bir hakem oturmasına rağmen bu karar şaşırtıcıydı. Galatasaray’ın golünde kolla buluşan bir top vardı, orada konuşulacak bir taraf yoktu zaten. Ederson – Barış Alper pozisyonunda penaltıyla uzaktan yakından ilgisi yoktu, hiçbir hakem yorumcusu da bu pozisyona penaltı demedi. Yasin Kol’u eleştiririm; Djiku – Sané pozisyonunda en azından en hafifinden sarı kartı mutlaka çıkarmalıydı. Kırmızı olsaydı bu defa Fenerbahçe isyan edecekti, öyle sınırda bir pozisyondu. Semedo – Barış mücadelesi gibi pozisyonlarda biraz dağıldı. Kötü bir maç yönetti.

Türk Futbol İkliminde Hakem Gelişimi

Türkiye’de şu anda normal, çağdaş ölçülere uygun bir hakem maalesef yok. Biz hep hakemler üstünden yürüyoruz ama şunu da kabul edelim: Bizim futbol iklimimizde, bizim futbol kültürümüzde iyi bir hakemin yetişme şansı da yok. Örneğin, Oğuzhan Çakır veya Cihan Aydın ilk çıktıklarında oyunu hiç kesmezler, hep akıtırlardı. Premier Lig gibi hafif temaslarda çalmazlardı. Ancak bir-iki-beş maç sonra kulüp başkanı, yönetici, teknik direktör, tribünler ve medya ayağa kalktı. Hakemleri sindirdik. Döndüler her pozisyona çalmaya başladılar. Ne yapsınlar? Yasin Kol’un FIFA kokartı bile yok, 2-3 sene önce klasman düşürülmüş bir hakem. Hemşehrilik kontenjanından derbilerde görev alıyor bana göre. Yönetme şansı yoktu. Her derbiden sonra hakem tartışması oluyor. Bu bizim futbol kültürümüzde var. Hakem de yok. Kimi vereceksin? Genç evladımız Mehmet Türkmen mi vardı? Nerede? Kayıp. Eylül’de iki maç, Ekim’de bir maç, Kasım’da bir maç yönetmiş. Elit hakem olacak umuduyla beklediğimiz genç hakemimiz ortada yok. Okan hocaya dönünce, Okan hocanın doğasında hakemleri ciddi biçimde eleştirmek var. Hakem eleştirisine maç sonrası saygı duyarım. Ancak “canımızı zor kurtardık” ifadesine katılmıyorum. Onun dışındaki söyledikleri kendi görüşüdür, saygı duymak ve anlayışla karşılamak lazım. 90 dakika bitmiş, öfke, gerginlik, adrenalin tavan yapmışken hocaların bazı şeylerini hoşgörüyle karşılamak lazım. Ama Okan hoca bu defa çıtayı yüksek tuttu gibi geldi bana.

Beşiktaş’ın Çıkışı ve Gelecek Odaklanması

Karagümrük Maçı ve Takımdaki Değişimler

Beşiktaş’a geçelim. Orada daha sessiz, sedasız, daha sakin bir ortam var gibi duruyor. Beşiktaş, 22 Ekim’de oynanan Konyaspor maçının ardından ilk kez kalesini gole kapatarak bir galibiyet aldı. Karagümrük maçının Beşiktaş için bir test maçı olduğunu düşünmüyorum ama kazanma alışkanlığı adına ve gol yememe adına önemli bir ivme yakaladığını düşünüyorum. Bu Beşiktaş takımında mevcut santraforlar oynayabilir. Jota Silva‘nın artık yedek beklemeyeceğini, bu ilk 11’in banko adamı olduğunu Karagümrük maçında bir daha gördük. Orkun‘da ciddi bir kıpırdanma gördüm, iyi gördü.

Rafa Silva ve Lig Yarışı

Beşiktaş öyle hesapta kitapta olmayan puanlar kaybetti ki, şimdi önünde çok önemli üç rakip var: Galatasaray, Fenerbahçe ve zirveye artık iyice yerleşen Trabzonspor. Bunları yakalama şansı olduğunu düşünmüyorum ama Beşiktaş’ın moralini bulması adına, bazı futbolcuların kendine gelmesi adına, Sergen Yalçın‘ın yeri zaten bana göre sağlamdı da özgüven tazelemesi adına önemli bir galibiyet oldu. Ben artık Beşiktaş’ın enerjisini, motivasyonunu Rafa Silva ile harcamasının son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Beşiktaş mutlaka lig maçlarına, yarışa odaklanmalı. Rafa Silva oynamıyorsa UEFA’da bedelini öder. Bunun bir bedeli var. Öyle 8-10 milyonu alıp yan gelip yatamazsın. Yok öyle yağma. Beşiktaş onun bunun çiftliği değil, tarihi Beşiktaş kulübü burası. Beşiktaş saha içine odaklanmalı, önemli olan budur. Karagümrük maçı belki de Beşiktaş için bir şanstı, kendini toparlaması, özgüvenini kazanması adına olumlu sinyaller gördüm ben Beşiktaş’ta ama daha güçlü bir rakip karşısında bunu test etmesinde tabii gerçekçi değerler orada daha iyi ortaya çıkar diye düşünüyorum.

Şampiyonluk Yarışı ve Trabzonspor’un Yükselişi

Üç Takımlı Zirve Mücadelesi

Bugün itibarıyla lider Galatasaray 33 puan, ikinci Fenerbahçe 32 puan, üçüncü Trabzonspor 31 puan; hepsi arasında birer puan fark var. Sezonun ilk devresinin sona ermesine son 3 hafta kaldı. Belki de çok uzun yıllar sonra böyle yakın puanlı üç takımımız arka arkaya diziliyor. Bu Türk futbolu adına son derece iyi bir iş. Keşke oralarda Beşiktaş, Göztepe, Samsun gibi takımlar da olabilseydi. Ne kadar şampiyon adayı bol bir lig yarışına tanıklık edersek, bunun kazancı Türk futboluna yazar. Uzun yıllardır ikili bir yarışa alıştık, Galatasaray ve Fenerbahçe üstüne kurulu bir Süper Lig iskeleti ortaya çıktı. Şimdi Trabzonspor‘un bu yarışa katılması çok önemli bir renk kattı lige.

Fatih Tekke ve Trabzonspor’un Güçlü Kadrosu

Trabzon’da iyi bir kadro var, iyi bir hoca var. Fatih Tekke‘nin kazandığı ya da kaybettiği maçtan sonraki duruşunu son derece beğeniyorum. Türkiye’de bütün hocalara örnek olacak bir hoca varsa Fatih Tekke’dir bana göre. Eksiklerini, yanlışlarını, abartılarını Fatih Hoca’ya bakarak düzeltmeye çalışsınlar. Hiçbir şekilde, hiçbir şeyde bir sorun yaratmıyor. Çok gerçekçi, özeleştiri yapabiliyor. Sahadaki doğruları söyleyebiliyor. Neyi iyi yaptıklarını, neyi kötü yaptıklarını çok gerçekçi biçimde ifade edebiliyor. Popülist yaklaşmıyor, seyircinin gönlünü alayım demiyor. Seyirciyi karamsarlığa itmiyor ama bir hayal dünyasına da sürüklemiyor. Geldi geldi geldi, 31 puanda. Trabzon uzun yıllardır böyle bir performansı sergileyemiyordu. İşin iyi tarafı, güçlü bir kadrosu var. İki tane çok iyi beki var. İyi bir stoperi var. Okay Yokuşlu gibi isimler orta sahada oynuyor. Genç ve etkili bir orta saha oyuncusunu bulup çıkardın. Nereden çıkardıysan müthiş oynuyor. Hücumda etkili isimler ve Ona gibi bir santraforu var. Solda etkili oyuncular iyi oynuyor. Alternatifleri var, bir de hamle gücü var Trabzonspor’un. Bu yarışta bir sürekliliği olacağını kanıtladığını düşünüyorum. Hele bu hafta çok ciddi bir rakibe gidiyor, çok saygı duyulacak bir rakibe gidiyor: Göztepe’ye. Göztepe’yi de aşabilirse ve iki maçı kalıyor devre arasına. Belki futbol aklı kim bilmiyorum, bu transferler konusunda mutlaka Fatih hoca işin içindedir de bir-iki ciddi takviye yapabilirse bu yarışı sonuna kadar sürdüreceğini düşünüyorum. Bir de şu var: Fenerbahçe ile iç sahada oynayacak, Galatasaray’la da içeride oynayacak bildiğim kadarıyla. Bunlar da Trabzon adına bir avantaj sayılmalı. Trabzon takımı da kulübü de sakin kalmaya çalışmalı. Bu sene onu yaptıklarını hissediyorum. Motivasyonunu, gücünü, zamanını saha dışına ne kadar fazla yansıtırsan saha içinde o kadar eksik kalıyorsun. Sahaya motive olursan sonucunu alıyorsun. Bana göre Trabzon bu sene bunu iyi beceriyor, iyi yapıyor, iyi gidiyor. Umarım son haftaya kadar bu bayrağı taşır.

Gelecek Haftanın Zorlu Maçları

Yeni haftaya giriyoruz. Genelde çok sormam ama öyle dört maç var ki hakikaten mükemmel fikstür bizi bekliyor. Müthiş bir hafta.

  • Beşiktaş – Gaziantep: Beşiktaş İstanbul’da oynayacak. Gaziantep sanki biraz sallandı gibi geliyor ama çok iyi oyuncuları var. Beşiktaş’ı çok iyi tanıyan Burak Yılmaz var. Keyifli bir maç olacak.
  • Galatasaray – Samsun: İyi bir maç olacağını düşünüyorum. Samsun’u Konferans Kupası‘nda seyrettim, müthiş mücadele ediyorlar.
  • Başakşehir – Fenerbahçe: Başakşehir’in ligin alt sıralarında olduğuna bakmayalım. Son derece iyi bir kadrosu var, son derece etkili golcüleri var. Şah Muradov‘un 10 golü var herhalde, Türkmen mi Özbek futbolcu herhalde. Çok hızlı, çok çabuk. Fenerbahçe’yi zor, sıkıntılı bir maç bekliyor.
  • Göztepe – Trabzonspor: Göztepe Trabzonspor için de aynı şeyler geçerli. O müthiş Göztepe seyircisi önünde ve çok çabuk oynayan Göztepe önünde. Göztepe de biraz sezon başında aşırı tap noktasında değil ama takımın seviyesi oluştu, o seviyenin altına inmiyor. Zor bir maç oynayacak.

Şampiyon adayları için en zor iki maç hangisi derseniz, ben Başakşehir – Fenerbahçe ve Göztepe – Trabzonspor maçı diyorum. Çünkü Galatasaray Samsun’la oynamış olsa bile en azından kendi sahasında oynuyor. İç saha gücü zaten yadsınamaz bir gerçek. Ağzınıza sağlık.

Sonuç

Bu detaylı analizle, derbi haftasının ardından Süper Lig’deki genel tabloyu ortaya koyduk. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın derbideki performansları, teknik direktörlerin kritik kararları ve oyuncuların bireysel yetenekleri masaya yatırıldı. Hakem yönetimi her zaman olduğu gibi tartışma konusu olurken, Türk futbolundaki hakem yetiştirme sorununa da değinildi. Beşiktaş’ın toparlanma çabaları ve Trabzonspor’un şampiyonluk yarışına iddialı girişi dikkat çekiciydi. Gelecek hafta bizi bekleyen zorlu fikstür ise zirve yarışındaki takımların kaderini belirlemede önemli rol oynayacak.


Derbiye Dair İlk Yorumlar: Kalite Nerede, Futbol Nerede?
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Transfer Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Transfer AI