Cenk Akyol: Oyunculuktan Koçluğa Uzanan Bir Basketbol Dehasının Hikayesi
Basketbol sahalarının tanıdık yüzlerinden Cenk Akyol, HT Spor’un “Zone Press” programına konuk oldu. Türk basketbolunun önemli figürlerinden biri olan Akyol, kariyerindeki dönüm noktalarını, oyunculuktan antrenörlüğe geçiş sürecini, milli takım maceralarını ve genç oyuncu yetiştirme felsefesini içtenlikle paylaştı. Bu yazımızda, Cenk Akyol’un hem saha içindeki hem de saha dışındaki dünyasına yakından bakacağız.
Oyunculuktan Koçluğa Geçiş ve Yeni Hedefler
Basketbol kariyerini sonlandırdıktan hemen sonra antrenörlüğe adım atan Cenk Akyol, şu anda Anadolu Efes BGL takımını çalıştırıyor. Geçtiğimiz sezondan itibaren bu görevi üstlenen Akyol, 4 senelik antrenörlük kariyerinde işlerin yolunda gittiğini belirtiyor. Uzun yıllar formasını giydiği, büyüdüğü kulüp olan Anadolu Efes’te bu fırsatı yakalamış olmaktan dolayı kendini şanslı hissediyor ve antrenörlük kariyerini uzun yıllar sürdürmek istediğini ifade ediyor.
Oyunculuktan antrenörlüğe geçişin kendisi için nasıl bir etki yarattığı sorusuna Cenk Akyol, “Koçluğun %100 daha zor olduğunu söyleyebilirim. Oyunculukta her şey önünüze hazır gelirken, antrenman bittikten sonra asıl süreç koçlukta başlar.” yanıtını veriyor. Bu zorluğa rağmen koçluğun çok daha keyifli ve eğlenceli olduğunu, adrenalinin daha yüksek olduğunu dile getiriyor. Hatta bu işe daha erken başlamış olmayı bile düşündüğünü ekliyor.
Türk Basketbolunun Altın Jenerasyonları ve Milli Takım Ruhu
Cenk Akyol, 87 jenerasyonunun (Ersan İlyasova, Oğuz Savaş, Semih Erden, Serhat Çetin, Mehmet Yağmur, Can Altıntığ) önemli bir oyuncusu olarak, bu jenerasyonun Türk basketbolunu uzun süre taşıdığından bahsediyor. Altyapı ve A Milli Takım düzeyinde oynanan 5 finalin (4 tanesi altyapıda İspanya ve Sırbistan’a karşı, sonuncusu 2010 Dünya Kupası’nda ABD’ye karşı) kaybedilmiş olmasıyla ilgili derin üzüntülerini paylaşıyor. Özellikle 2006 İzmir’deki Avrupa finali, kendisi için yıkıcı bir anı olmuş.
Cenk Akyol, hem 2010 Dünya Şampiyonası’nda gümüş madalya alan takımın hem de bu yaz Avrupa Şampiyonası’nda başarılı olan son jenerasyonun en belirgin ortak özelliğinin, “sahada beraber vakit geçirmekten keyif alan oyuncu grubu” olması olduğunu vurguluyor. Takım olmanın, birbirine yardımcı olmanın, birbirinin hatalarını kapatmanın ve fedakarlık yapmanın başarıya giden en önemli yol olduğunu dile getiriyor. Bu durumun, oyuncuların olduğundan çok daha iyi basketbol oynamasına ve yapabildiklerinin fazlasını sergilemesine olanak sağladığını belirtiyor.
Alperen Şengün: Yeni Neslin Lideri
Milli takımdaki son başarılar konuşulurken, Alperen Şengün‘ün etkisi de gündeme geliyor. Cenk Akyol, Alperen’i Türk basketbol tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak görüyor. Özellikle NBA’deki performansı ve Avrupa Şampiyonası’ndaki liderliği, takdir edilmesi gereken bir durum. Genç yaşına rağmen takımı bir arada tutması, arkadaşlarına motivasyon sağlaması ve bu liderliğin takım tarafından kabul görmesi, başarının önemli etkenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Cenk Akyol’un Unutulmaz Maçları ve Şutörlük Sırları
Cenk Akyol’un kariyerindeki unutulmaz anılarından ikisi öne çıkıyor:
- 2008 Pekin Olimpiyat Elemeleri: Rüya Takım’a Karşı 22 Sayı: Makao’da ABD Rüya Takımı’na karşı sergilediği 22 sayılık performans, hala hafızalarda tazeliğini koruyor.
- 2014 Dünya Kupası: Finlandiya Maçındaki Kritik Üçlük: Çeyrek finale kalma maçında, uzatmanın son saniyelerinde attığı üçlükle takıma galibiyeti getiren isim olmuştu. Bu kritik şut sonrası neden sevinmediği sorusuna Akyol, Ergin Ataman’ın Galatasaray’dan bildiği bir set olduğunu ve daha önce kaçırdığı bir şut yüzünden hocasının kendisine çok kızdığını anlatıyor. O anki hissin bir sevinçten ziyade “rahatlama” olduğunu ve kafasında yüzlerce şeyin geçtiğini dile getiriyor.
İyi bir şutörün özelliklerine değinirken, Akyol rahat olmanın ve negatif düşüncelerden uzak durup sadece ana odaklanmanın önemini vurguluyor. Baskının da bir yere kadar olduğunu, pota ve top varken işin daha çok konsantrasyon ve o günkü eforla ilgili olduğunu belirtiyor.
Cenk Akyol’un Koçluk Felsefesi
Oyuncu yetiştirme pozisyonunda olan Cenk Akyol, genç oyuncularına öncelikle özgüvenlerini hiçbir zaman kaybetmemelerini ve hata yapmaktan korkmamalarını aşılıyor. Hata yapmanın, doğrusunu öğrenmenin ve gelişmenin bir parçası olduğunu düşünüyor. Basketbolu basit bir oyun olarak tanımlayan Akyol, doğru tercihi yapabilmenin, boş şutu değerlendirmenin ve savunmadaki agresifliğin önemine dikkat çekiyor. Genç oyuncuların sahada 2-3 dakikalık sürelerde bile gösterecekleri efor ve doğru tercihin, kariyerlerinde önemli bir yol açabileceğini belirtiyor.
Türk Antrenörlerin Avrupa’daki Yeri ve NCAA Etkisi
Türk antrenörlerinin Avrupa arenasında daha fazla yer alması gerektiğine inanan Cenk Akyol, Sırp, Yunan ve İtalyan koçların pazarlama konusunda daha başarılı olduğunu belirtiyor. Kendi kariyer yolunun mantıklı olduğunu ve doğru zaman geldiğinde yurt dışından gelebilecek fırsatları değerlendirebileceğini ifade ediyor.
Genç Türk oyuncuların NCAA’e gidişi de programın önemli konularından biriydi. Akyol, bunun gençler için cazip bir durum olduğunu kabul ediyor: üniversite eğitimi, para kazanma fırsatı, NBA’e yakınlık, erken olgunlaşma ve konfor alanının dışına çıkma gibi pozitif yönleri olduğunu belirtiyor. Ancak kulüplerin yıllarca yetiştirdiği gençleri kaybetmesinin bir sorun olduğunu ve bu duruma nasıl bir önlem alınabileceğini bilmediğini dile getiriyor. Bununla birlikte, Anadolu Efes altyapısının Türk basketboluna ve Milli Takım’a önemli oyuncular kazandırmaya devam ettiğini vurguluyor.
NBA Draft Tecrübesi ve Sonrası
Cenk Akyol, 2005 yılında NBA Draftı‘nda 59. sıradan Atlanta Hawks tarafından seçilmesinin çocukluk hayali olduğunu anlatıyor. Draft gecesi Kuşadası’nda milli takım kampındayken internetten takip ettiğini, 56. sırada kalınca umudunu kestiğini ancak sonradan Tolga Tavul’dan 59. sırada seçildiği haberini aldığını belirtiyor. Atlanta’nın yaz kampına katıldıktan sonra oradaki oyunun ve atletizmin kendisine göre olmadığını anlayarak NBA defterini kapattığını ifade ediyor. Kariyeri boyunca eline top değmeden 6 farklı NBA takımına takas edilmiş olması da ilginç bir detay olarak kayda geçiyor.
Kariyerindeki Önemli Anlar ve Takımlar
Cenk Akyol, kariyerindeki önemli anları şöyle paylaşıyor:
- İlk EuroLeague Maçı: Milano deplasmanında kazanılan ilk EuroLeague maçının kendisi için çok değerli olduğunu ve genç yaşta sergilediği performansın kariyerinde yol açtığını belirtiyor.
- 2006 Dünya Şampiyonası: Japonya’da oynanan bu turnuvanın, 79 ve 87 jenerasyonlarının bir araya geldiği, genç ve keyifli bir kadroyla mücadele ettikleri ve dünya altıncılığı elde ettikleri için unutulmaz olduğunu söylüyor.
- Galatasaray Dönemi: 2007-2008 sezonunda kiralık olarak başladığı, ardından 2012-2013’te Ergin Ataman’la şampiyonluk yaşadığı Galatasaray döneminin kendisi için özel olduğunu vurguluyor. Taraftarla kurduğu bağın, kulüpten her ayrıldığında tekrar geri dönüşlerinde hiç kopmamış gibi hissettirmesi ona gurur veriyor.
Yıldız Koçlarla Çalışmak: Tanjević ve Ergin Ataman
Milli takım döneminde Bogdan Tanjević ile çalıştığı yılları, iki farklı jenerasyonun birleştiği zorlu bir süreç olarak tanımlıyor. Genç yaşta gelen beklentilerin kendisi için yıpratıcı olduğunu belirtirken, o dönemdeki sorunlarla ilgili detaylı yorum yapmaktan kaçınıyor.
Ergin Ataman ile çalıştığı dönemlerin ise oyuncu kariyerindeki en rahat dönemler olduğunu ifade ediyor. Ergin Ataman’ın oyuncudan ne istediğini çok net bir şekilde belirtmesi, oyuncunun kafasında soru işareti bırakmaması ve en iyi eforu almasını çok iyi bilmesi, Akyol’un takdir ettiği özellikler arasında yer alıyor. Ataman’ın oyuncuya rolünü kabul ettirebiliyor olmasının büyük bir detay olduğunu düşünüyor.
Koçluk stilindeki iletişim ve agresiflik konusunda ise Cenk Akyol, jenerasyonun değiştiğini ve bağırış çağırışın bir yere kadar işe yaradığını, sonrasında ilişkileri bozabileceğini gözlemlediğini belirtiyor. Sağlıklı iletişimin, oyuncu-antrenör arasındaki inanç ve saygı çerçevesinin önemine vurgu yapıyor. Agresifliğin iletişimin bir parçası olabileceğini ancak her oyuncuya aynı yaklaşımın doğru olmadığını, nabza göre şerbet vermenin gerektiğini de ekliyor.
Saha Dışında Cenk Akyol: Aile Hayatı
Türk voleybolunun önemli isimlerinden Naz Aydemir Akyol ile evli olan Cenk Akyol’un Pamir adında bir de oğlu var. Her şeyin yolunda gittiğini belirten Akyol, Pamir’in basketbola başladığını ancak henüz 7 yaşında olduğu için sporcu olup olmayacağına kendi karar vereceğini söylüyor. Pamir’in hem annesinin hem de babasının maçlarına gittiğini, hatta bazen babasını “Baba bağırdın bugün!” diye eleştirdiğini gülerek anlatıyor. Yoğun programları içinde Pamir’le geçirdikleri zamanın çok değerli olduğunu ve tatillerini hep birlikte geçirmeye özen gösterdiklerini belirtiyor.
Oyunculuğu Bırakma Kararı ve Genç Oyuncu Yetiştirme Vizyonu
Cenk Akyol, basketbolu 34 yaşında, zamanında bıraktığını düşünüyor. Çok erken yaşta A Milli Takım’a yükselmenin getirdiği beklentilerin ve bunun yorgunluğunun yıpratıcı olduğunu dile getiriyor. Fiziksel olarak yapabilecek durumda olsa da, mental olarak zorlanmaya başladığında zorlamanın alemi olmadığını düşünerek ani bir kararla oyunculuğu bırakmış.
Genç oyuncu yetiştirme konusundaki vizyonunda, onların özgüvenlerini korumaları ve hata yapmaktan çekinmemeleri en önemli prensipler. Basketbolun basit bir oyun olduğunu, boş şut geldiğinde atmak gerektiğini, sonucun ne olursa olsun doğru tercihi yapmanın anahtar olduğunu öğütlüyor. Savunmadaki efor, ribaundlar ve doğru hamlelerin, genç oyuncuların sürelerini artırarak ilerlemelerinde kritik rol oynayacağını vurguluyor. Son milli takımın başarısını da bu “doğru şut tercihlerine” ve “egoları bir kenara bırakıp takım olmaya” bağlıyor.
Cenk Akyol’un İlk Beşi
Cenk Akyol, beraber oynadığı en iyi oyunculardan oluşan ilk beşini şu isimlerle oluşturuyor:
- Oyun Kurucu: Ender Arslan
- Şutör Guard: Antonio Granger
- Kısa Forvet: Trajan Langdon
- Uzun Forvet: Kaya Peker / Kerem Gönlüm (değişmeli)
- Pivot: Mehmet Okur
Sonuç
Cenk Akyol’un kariyeri, Türk basketbolunun yakın tarihine ışık tutan zengin bir deneyim sunuyor. Oyunculuktan antrenörlüğe uzanan bu yolculukta edindiği bilgi ve tecrübeleri genç nesillere aktarırken, başarıya giden yolda sadece yeteneğin değil, aynı zamanda özgüvenin, doğru tercihin ve takım ruhunun vazgeçilmez olduğunu vurguluyor. Cenk Akyol, basketbolun geleceğine umutla bakmamızı sağlayan önemli bir değer olarak hem sahanın içinde hem de kenarında aktif rol almaya devam ediyor.
