Bizler ne yazık ki sık sık ihraçları, kavgaları ve gürültüleri konuşmak zorunda kalıyoruz. Bu durumu iyi görmediğimi belirtmek isterim. Sportif başarılar elbette önemlidir ve yönetimler gelip geçicidir, ancak Beşiktaş camiasında ne yazık ki bir birlik ve bütünlükten söz etmek mümkün değil. En büyük sorun da bu. Örneğin, Galatasaray’daki camia birliğini Beşiktaş yansıtamıyor; sürekli bir kaos ortamı hakim.
Beşiktaş Camiasındaki Kaos ve Süleyman Seba Mirası
Beşiktaş camiasında divan başkanlığı seçimleri yapılırken bile konuşulanlar, toplantılarda yumruklaşmalarla sonuçlanıyor. Bir kulübün, takımın ve yönetimin başarılı olabilmesi için camianın birlik beraberlik içinde olması şart. Maalesef bu durum Beşiktaş’ta gerçekleşmiyor ve düzelmediği sürece kısa vadede olumlu gelişmeler beklemiyorum. Her zaman söylediğim gibi, rahmetli Süleyman Seba’dan sonra gelen yönetimler bu kaosa adeta çanak tuttu. Seba gibi bir lider figürü gelmediği müddetçe bu tür sorunları konuşmaya devam edeceğiz.
Hüseyin Yücel’in Eleştirileri ve Şeffaflık Çağrısı
Bugün Sayın Hüseyin Yücel de önemli açıklamalarda bulundu. Kendisi çok kısa bir süre başkanlık yapmış olsa da, takdir ettiğim bir isimdir; istese devam edebilirdi ama kongreye götürdü ve kazanamadı. Bugünkü toplantısında sarf ettiği şu cümle dikkat çekiciydi: “Denetleme kurulunu vicdanıyla baş başa bırakıyorum. Bizim dönemimizi her bakımdan incelemişler, en son ayrıntısına kadar araştırmışsınız ve olumsuz bir rapor sunmuşsunuz. Peki mevcut yönetim Elen Ricardo ve Araro‘yu transfer etti, bunlarla ilgili neden tek bir açıklama, tek bir rapor yok? Bunun nedenini sorabilir miyim size?”
Sayın Hüseyin Yücel’in bu konuda haklı olduğunu düşünüyorum. Kimse bilmiyor; Elen Ricardo ve Araro ne kadara alındı, Beşiktaş ne yaptı, kaça sattı? Resmi olarak hiçbir şey açıklanmadı. Kulüp zarar mı etti? Bu oyuncular neden alındı, neden gitti? Bunlar denetim raporunda hiçbir şekilde yer almamış.
Yücel, Rafa Silva örneğini de verdi. Rafa Silva’nın durumu tartışılırken, verilen paralarda kulübün zarara uğratıldığı iddia ediliyordu. Ancak Hüseyin Yücel, Rafa Silva’ya yıllık 6 milyon euro verildiğini ve şu an Beşiktaş’ın en değerli oyuncusu olduğunu belirtti. Galatasaray örneğini vererek, “Okan Hoca‘nın açıklamalarını izleyin, ona göre konuşun, ona göre davranın” diyerek yönetime de tepkisini gösterdi. Sürekli olarak eski yönetimin aldığı oyuncular üzerinden eleştirildiklerini, kulüpte hiç mi iyi bir şey yapılmadığını sordu. Rafa Silva konusunda ben de Hüseyin Yücel’e katılıyorum. Şu an taraftarın en çok umut beklediği, en çok güvendiği isim bir numarada hâlâ Rafa Silva. Orkun gelmesine rağmen hâlâ Rafa Silva… Rafa Silva’nın değersizleştirilmesine ben de karşıyım. Yönetim de eski oyuncular diyerek, zaman zaman Sergen Hoca da bunu yaptı. Bunların yanlış olduğunu düşünüyorum ve bu konuda Hüseyin Yücel haklı.
Yönetim Vaatleri ve Kulübün Gayrimenkul Projeleri
Kongrede Sayın Serdal Adalı‘nın ilk dönemi mali ve idari açıdan ibra edildi. Bu beklenen bir durumdu ve sonraki dönemi de ibra edilecektir; bugünkü kongrede bir ibrasızlık beklemiyorum. Ancak artık camiada, kongre üyeleri ve taraftarlar yönetimden ve teknik ekipten icraat bekliyor. Mevcut yönetim büyük vaatlerle gelmişti: “Biz olursak kasamızda hava atmayacağız,” “Fenerbahçe ve Galatasaray ne koyduysa onların üzerine yapacağız,” “Onların üzerinde oyuncular alacağız” demişlerdi. Ne yazık ki bu sözler tutulmadı ve insanlar doğal olarak bunu sorguluyor. Çünkü vaatler verildiyse bunların yerine getirilmesi gerekir.
Dikilitaş Projesi ve Süleyman Seba’nın İzleri
En çok konuşulan projelerden biri olan Dikilitaş projesi sona geldi ve son imzaların yakında atılması bekleniyor. Bu önemli bir proje ve bu tip projelerin olması lazım. Yönetimin kulübe gelir sağlayacak bir değerlendirme yapması doğru bir hamle. Oradan ciddi bir gelir bekleniyor, umarız öyle olur.
Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, Dikilitaş dahil Beşiktaş’ın bütün gayrimenkullerinin altında rahmetli başkan Süleyman Seba‘nın imzası var. Bugüne kadar gelen hiçbir başkan maalesef ki üstüne bir şey koyamadı. Kasalar da boşaltılmış, bomboş kalmış. Süleyman Seba’dan sonra, Seba’nın kazandırdıklarının dışında bir şey olmadığı gibi, hâlâ onun mirası neredeyse tüketiliyor. Evet, bu projeye destek verilmesi lazım. Oradan kulübe gelir gelecekse kimse hayır dememeli. Ama siz de artık üstüne bir şey koyun, bir şeyler yapın. Bu, sadece mevcut yönetim için değil, tüm yönetimler için geçerli.
Taraftarın yönetimden beklentileri büyük. Başkan Serdar Adalı‘nın da gayrimenkul kazandırma noktasında iyi niyetli çabaları var. Arnavutköy’de bir arazi alınma aşamasında, altyapı tesislerini oraya taşımak istiyorlar. Ayrıca Sancaktepe’deki stadı ve tesislerini 5 yıl süreyle kiralamışlar. Burada kadın futbol takımı ve U17 takımı antrenman yapacak ve maçlarını oynayacak. Yani bazı adımlar atılıyor.
Acı Kaybımız: Hikmet Çapanoğlu
Bu vesileyle, U17 takımının antrenörü, değerli kardeşimiz Hikmet Çapanoğlu‘nu anmak isterim. Çok sevdiğimiz, genç yaşta kaybettiğimiz bir isimdi. John Benjamin Toshack döneminde ilk 11’de yer bulmuştu. Sabaha karşı geçirdiği ani bir kalp kriziyle hayatını kaybetti. Cenazesi pazartesi günü öğlen Sinan Paşa Camii’nden kalkacak. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve Beşiktaş camiasına başsağlığı dileriz.
Fenerbahçe’nin Başarı Sırrı ve Beşiktaş İçin Dersler
Fenerbahçe’nin başarısının altında ne yatıyor biliyor musunuz? Beşiktaş’taki yönetim kaosuna baktığımız zaman, eğer Fenerbahçe’de de Sayın Ali Koç kalsaydı, sonuçların böyle olmayacağının garantisini verirdim. Yeni bir başkanın gelmesiyle camia üzerindeki stres boşaldı. Sevgi diliyle yaklaşan bir başkan ve beyanatlarıyla sadece sahanın içinde kalan bir teknik direktör (Tedesco‘nun da eli değdi) olunca camia birleşti. Bu değişime ihtiyaç vardı. Bu iklimde futbolcular kendi performanslarını sergilemeye başladılar. Zihinsel olgunluğa eriştiren bu gidişat, futbolcuların iyi performans almasını sağladı. Yoksa Fenerbahçe takımının kadrosu, Anadolu takımlarını çok rahat geçebilecek, büyük maçlarda skor yapabilecek bir kadroydu ama verim alınamıyordu. Bu da ortamdan dolayıydı.
Bu nedenle Beşiktaş takımının öncelikle yönetimler bazındaki kaosu çözmesi gerekiyor. Camianın içindeki kaosun bitmesi lazım. Bugün Sayın Başkan da gerginliği sakinleştirmiş ve “Yapmayalım artık bu işlerle uğraşmayalım” demiş, ki çok doğru. Beşiktaş camiası yıllardır kavganın, gürültünün, kaosun içerisinde. O başkan gidiyor, bu başkan geliyor; sürekli olağanüstü kongreler. O hocalar gidiyor, bu hocalar geliyor. Nereye kadar varacak bu durum? O yüzden camianın artık kenetlenmesi, birlik olması lazım. Kendi içinde kavga varsa, sorunu dışarıda değil, içeride arayacaksın. Beşiktaş kendi içinde kavga ediyor, o yüzden bir şeyler olmuyor. Bu birliği sağlamaları lazım. Fenerbahçe bunu yaptı; başkan da toparladı, hoca da toparladı.
Hatta, iki kadro dışı bırakma kararı bile takım üzerinde olumlu bir etki yarattı. Özellikle İrfan Can Kahveci gibi önemli bir oyuncunun nasıl kadro dışı bırakıldığı tartışılmıştı ama demek ki bir şey varmış. Takım toparladı, reaksiyon gösterdi. Teknik direktörün ilk baştaki acemi telaşı artık gitti. Gözlerindeki ışıltı futbolculara “Ben her türlü sorunun üstesinden gelirim” diyor. Bir rahatlama oldu.
Galatasaray – Trabzonspor Mücadelesi: Taktiksel Bir Satranç
Dün oynanan Galatasaray-Trabzonspor mücadelesi bir taktik savaşına sahne oldu. Daha gollü bir maç bekliyorduk açıkçası. İki takımın da skor üretebileceği, izlemesi keyifli anlar vardı ama gol yoktu. Kaliteli bir maç olmasa da, bence izlemesi keyifli bir maçtı. Çünkü iki teknik adamın da birbirleriyle saha içerisindeki o stratejik satranç oyununu hissedebildik.
Sezon başında Fatih Tekke‘ye hakkını vermek lazım. Üç aylık bir takımla, ona bir oyun bulan, bu oyunu bulmak için de oyuncu profillerini buna monte etmeye çalışan bir teknik ekip ve teknik direktör olarak, Trabzonspor gibi bir camiada yarıştırmak kolay değil.
Sonuç
Beşiktaş camiasının içinde bulunduğu kaos ortamından sıyrılarak birlik ve beraberliği sağlaması, kulübün geleceği için hayati önem taşımaktadır. Süleyman Seba’dan miras kalan değerlere sahip çıkarken, yeni yönetimlerin de kalıcı projelerle kulübü ileriye taşıması beklenmektedir. Fenerbahçe örneği, camia birliğinin ve doğru liderliğin sportif başarılara nasıl yansıdığının açık bir göstergesidir. Beşiktaş’ın da bu derslerden çıkarım yaparak iç çekişmeleri sonlandırması ve saha içine odaklanması gerekmektedir.
