Futbolda bazı pozisyonları hakemler yönetirken, bazı pozisyonlar hakemleri yönetir. Bu ayrımı yapabilmek, sahadaki deneyim ve doğru atamalarla mümkün olur. Süper Lig’de bu sezon yaşanan derbi maçlarında yapılan hakem atamaları, özellikle genç hakem Ali Yılmaz’ın Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşmasındaki performansı, Türk hakemliğinin geleceği hakkında önemli soruları gündeme getiriyor. Bu yazımızda, Ali Yılmaz’ın derbiye atanma sürecini, geçmişin büyük hakemleriyle karşılaştırmalarını ve maç içinde yaşanan kritik pozisyonları detaylıca ele alacağız.
Hakem Yönetimi ve Deneyim Farkı
Hakem eğitimlerinde sıkça vurgulanan bir konu vardır: bazı pozisyonlar vardır ki hakem kontrolü altındadır, kararlar net bir şekilde sarı ile kırmızı arasında veya hiçbir şey arasında verilebilir. Ancak bazı pozisyonlar vardır ki, adeta “ben sarı kartım” diye bağırır; yani pozisyon hakemi yönlendirir. Bu iki durum arasındaki farkı anlayabilmek, bir hakemin sahada sergileyeceği performansın temelini oluşturur.
Ali Yılmaz: Süper Lig’deki Derbi Karnesi
31 yaşındaki hakemimiz Ali Yılmaz’ın kariyer tablosuna baktığımızda dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Süper Lig’de henüz iki sezondur görev alan Yılmaz, geçen sezon sadece 2 maç yönetmişken, bu sezon yönettiği maçlarla beraber henüz 10. Süper Lig maçında bir derbiye atanmıştır. Bu kadar genç bir yaşta ve bu kadar az tecrübeyle böylesine kritik bir maça atanması, hiçbir Merkez Hakem Kurulu (MHK) veya hakem yöneticisi tarafından yapılabilecek bir atama değildir. Böyle bir atama, kaçınılmaz olarak sahada beklenen performans sorunlarını beraberinde getirir. Ali Yılmaz yetenekli ve gelecekte iyi bir hakem olabilecek bir isim olsa da, bu tür bir atama onun gelişimi için doğru bir yol değildir.
Efsane Hakemlerin İlk Derbi Deneyimleri
Ali Yılmaz’ın atamasının ne kadar irrasyonel olduğunu daha iyi anlamak için Türk ve dünya futbolunun efsane hakemlerinin kariyerlerine bakmak faydalı olacaktır:
Cüneyt Çakır
- Türk futbolunun gelmiş geçmiş en ünlü ve kariyerli hakemlerinden Cüneyt Çakır, 2001-2002 sezonunda Süper Lig’e çıktı.
- İlk sezonunda 3, ertesi sezon 7, bir sonraki sezon 12 ve daha sonra 13 maç yönetti.
- 29 yaşında, 2005-2006 sezonunda ve 42. Süper Lig maçında ilk derbisi olan Galatasaray-Beşiktaş karşılaşmasını yönetti.
- Daha sonra aynı sezon Fenerbahçe-Galatasaray derbisini de yönetti. Çakır, bu seviyeye “sindire sindire” gelmiş, alt kategorilerde de birçok sert maçta tecrübe kazanmıştı.
Fırat Aydınus
- Bir diğer önemli Türk hakem Fırat Aydınus, 2003-2004 sezonunda Süper Lig’e çıktı.
- İlk sezonunda 7 maç yönetti.
- İkinci sezonunda (2004-2005), 31 yaşında ve 13. Süper Lig maçında Beşiktaş-Fenerbahçe derbisine atandı. Fırat Aydınus da Türk hakemliğine 40-50 yılda bir gelen “ekstra” yeteneklerden biri olarak kabul edilir.
Pierluigi Collina
- Dünyanın en iyi hakemi olarak kabul edilen Pierluigi Collina bile 1991-1992 sezonunda 31 yaşında Serie A’ya çıktı.
- İkinci sezonunda (1992-1993), 32 yaşındayken ve 18. Serie A maçında Juventus-Inter gibi büyük bir maçı yönetti. Collina da Serie C ve Serie B gibi alt liglerde çok sayıda maç yöneterek tecrübe kazanmıştı.
Bu örnekler açıkça gösteriyor ki, en üst düzey hakemler bile derbi seviyesine gelmeden önce uzun ve kademeli bir süreçten geçiyorlar. Ali Yılmaz’ın bu denli kısa sürede ve az deneyimle bir derbiye atanması, standart hakemlik yönetmelikleriyle uyuşmamaktadır.
Diğer Genç Hakemlere Yapılan Hatalı Atamalar
Bu hata sadece Ali Yılmaz özelinde kalmamıştır. Geçmiş dönemlerde de benzer irrasyonel atamalar yaşanmıştır:
- Oğuzhan Çakır: Geçen sezon 13. Süper Lig maçında Trabzonspor-Fenerbahçe maçına atandı. Bu aynı zamanda onun ilk Fenerbahçe ve ilk Trabzonspor maçıydı.
- Mehmet Türkmen: 14. Süper Lig maçında Beşiktaş-Fenerbahçe derbisine atandı.
Bu tür atamalar, hakem yönetiminin nasıl büyük yanlışlar yaptığını gözler önüne sermektedir. Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği’nin bu durumu oturup iyice düşünmesi gerekmektedir.
Beşiktaş – Fenerbahçe Derbisindeki Kritik Anlar
İrrasyonel bir atama sonrası maçta yaşananlar da bu atamanın sonuçlarını doğrulamıştır:
- 14. dakikada Oosterwolde’nin Sarı Kartı: Bu pozisyonda net bir sarı kartın verilmemesi ve sadece uyarıyla geçiştirilmesi, uluslararası standartlara aykırıdır. Bu durumun Sergen Yalçın ve Orkun gibi isimleri sinirlendirmiş olması muhtemeldir.
- Orkun ve Sergen Yalçın’ın Kırmızı Kartları: Orkun’a önce sarı kart gösterilip, VAR incelemesi sonrası kırmızıya dönmesi hakemin ilk kararında yanıldığını gösterir. Sergen Yalçın’ın atılması ise Beşiktaş’ın oyun düzenini derinden etkilemiş ve takımın bocalamasına neden olmuştur. Teknik direktörün atılması, bir oyuncunun atılmasından daha önemli sonuçlar doğurabilir.
- 45+1’de Kerem Aktürkoğlu Penaltısı: Kerem Aktürkoğlu’na yapılan net bir penaltı pozisyonu göz ardı edilmiştir. Maç yorumcularının tamamına yakını bu pozisyonun penaltı olduğu konusunda hemfikirdir.
- Faul İstatistikleri: İkinci yarıda Fenerbahçe lehine sadece 2, Beşiktaş lehine ise 9 faul düdüğü çalınması, oyunun akıcılığını ve dengesini bozmuştur. Bu “dehşet verici” rakamlar, maçı yöneten hakeme adeta “hakem şansı” vermiştir.
- Son Dakika John Durán Pozisyonu: Maçın son dakikalarında John Durán’a yapılan itme pozisyonu da tartışmalıydı. Penaltı verilmese de olabilecek bir pozisyon olarak yorumlansa da, skorun 3-2 Fenerbahçe lehine sonuçlanması bu pozisyonların ve atamanın daha az konuşulmasına neden olmuştur.
Sonuç: Türk Hakemliği Büyük Bir Ünlem İşaretiyle Karşı Karşıya
Dünya hakemlik yönetmeliğiyle uyuşmayan, irrasyonel bir hakem ataması sonrasında bu performansı beklemek kaçınılmazdı. Ferhat Gündoğdu başkanlığındaki Merkez Hakem Kurulu dışında, dünyanın herhangi bir yerindeki bir Merkez Hakem Kurulu bile böyle bir atama yapmaz. Hakemliği gençleştirmeye çalışmak veya “farklı şeyler denemek” bu tür hatalı atamaları meşrulaştırmaz. Bu çocuklar için büyük bir yazıktır.
Elimizde hakem seçeneği az olsa da, mevcut havuzdan Ali Şansalan, Zorbay Küçük, Kadir Sağlam gibi FIFA kokartlı ve daha rasyonel atamalar yapılabilecek hakemler bulunmaktadır. Önemli olan “hakeme maç atamak” değil, “maça hakem atamaktır”. Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi gibi kritik maçları, bu maç geçmişiyle 31 yaşındaki bir hakem yönetemez. Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Collina gibi 40-50 yılda bir gelen istisnai yetenekler dışındaki hiçbir hakem bu denli erken bu seviyede bir maça atanmamalıdır. Türk hakemliğinin yeterli yetenek havuzu olmadığı göz önüne alındığında, bu tür atamalar daha da büyük sorunlara yol açmaktadır.
Bu maç, başta Merkez Hakem Kurulu olmak üzere, Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği için büyük bir ünlem işaretidir. Eğer bu uyarılar dikkate alınmazsa, Türk futbolunda daha da kötüye gidiş kaçınılmaz olacaktır.
