Galatasaray’ın yedek kulübesinde süre alamayan futbolcular ve genel kadro planlaması üzerine yoğun eleştiriler devam ediyor. Özellikle Berkan Kutlu, Ahmet Kutucu ve Yusuf Demir gibi isimlerin yeterince forma şansı bulamaması, taraftarlar ve futbol yorumcuları arasında tartışmalara yol açıyor. Bu yazımızda, Galatasaray’ın kadro tercihleri, sakatlıklar ve Okan Buruk’un planlaması üzerindeki detayları masaya yatıracağız.
Galatasaray’da Forma Şansı Bulamayan İsimler ve Eleştiriler
Dün akşamki maçta yedek kulübesinde yer alan ancak süre alamayan birçok futbolcu vardı. Bu durum, özellikle bazı isimler üzerinden ciddi eleştirilere neden oldu. Yedek kulübesindeki futbolcular arasında Batuhan Şen (kaleci), Günay Güvenç (ikinci yedek kaleci), Yusuf Demir, Ahmet Kutucu, Berkan Kutlu, Ege Araç, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak ve Çağrı Hakan Balta bulunuyordu. Genç oyuncular dışında, Berkan Kutlu, Ahmet Kutucu ve Yusuf Demir’in süre alamaması “Bu kadar kötüler mi, kötüyse neden kadrodalar?” şeklinde soruları beraberinde getirdi.
Süre alan Mauro Icardi ve Yunus Akgün’ün de maça çok fazla etki edemediği belirtilirken, Yunus Akgün’ün normalde rehabilitasyon sürecinde olması ve Fenerbahçe maçı gibi kritik süreçler nedeniyle inisiyatif alarak sahada olması gerektiğinin altı çizildi.
Perde Arkası: Yusuf Demir, Ahmet Kutucu ve Berkan Kutlu’nun Durumu
Yusuf Demir, Galatasaray’da dördüncü sezonunu geçiriyor ve kendisine çok fazla şans verilmesine rağmen bu şansları iyi değerlendiremediği yorumları yapılıyor. Gençlerbirliği maçındaki performansı, Okan Buruk’un onu sadece “lastik patlamışken yama yapmak” amacıyla oyuna aldığı şeklinde nitelendirildi. Şu anda Şampiyonlar Ligi listesinde yer aldığı için deplasmanlara götürülse de, süre alamayacağını kendisinin de bildiği düşünülüyor.
Ahmet Kutucu ise geçen sezon Eyüpspor’da ligin ilk yarısının en çok gol katkısı yapan oyuncusuydu. Ancak Galatasaray’a geldikten sonra büyük takım baskısını mental olarak kaldıramadığı ve performansının düştüğü gözlemlendi.
Berkan Kutlu ise bu isimler arasında ayrı bir yere konuluyor. Sezon başında Espanyol’dan teklif almasına rağmen, kulüp yöneticileri ve teknik heyetin “bizim için önemlisin, rotasyonla değerlisin, senden faydalanacağız” diyerek kalması yönünde ikna etmesi sonrası takımda kaldı. Berkan’ın iyi çalıştığı ve özverili olduğu belirtilirken, süre bulamamasının haksızlık olduğu düşünülüyor.
Okan Buruk’un Kadro Planlaması ve Eleştiriler
Okan Buruk’un genel kadro planlaması dar rotasyonla sezonu tamamlamak üzerine kurulu. Bu stratejinin, Pep Guardiola ve Carlo Ancelotti gibi dünya çapındaki teknik direktörler tarafından da uygulandığı belirtilerek, fikren yanlış olmadığı ifade ediliyor. Ancak Galatasaray’ın bu planlamayı yaparken eksik kaldığı nokta, 15-16 oyuncuyla sezonu geçirecekse, bu oyuncuların en az 8-9 tanesinin sezon boyunca 50 maça çıkabilecek kalibrede olması gerektiğidir.
Galatasaray kadrosuna bakıldığında, Fernando Muslera, Abdülkerim Bardakcı, Lucas Torreira ve Barış Alper Yılmaz gibi 50 maça çıkabilecek isimler olsa da, Davinson Sánchez gibi bazı oyuncuların bu kadar maç oynaması şüpheli görülüyor. Ayrıca, Tanguy Ndombele ve Sacha Boey gibi oyuncuların sakatlık geçmişleri veya fiziksel durumları, dar rotasyon planlamasına uygun olmadıkları şeklinde yorumlanıyor. Örneğin, Sacha Boey’nin üç maç üst üste oynayamayacağının biliniyor olmasına rağmen kadroda tutulması ve Victor Osimhen gibi sprint atan oyuncuların sakatlığa yatkınlığı, bu planlamanın uygulama kısmındaki hataları gözler önüne seriyor.
Okan Buruk’un sakatlıklar konusundaki “yedek sol bek, sağ bek gibi durumları nereden bilebilirdim?” şeklindeki açıklamaları haklı bulunsa da, “önce üstüne düşeni yapıp sonra tevekkül etmek” gerektiği vurgulanıyor. Galatasaray’ın 50 maça çıkacak oyuncu sayısının 5-6 ile sınırlı olması, bu anlamda bir eksiklik olarak görülüyor.
Kadro Derinliği ve Bütçe Tartışmaları
Galatasaray’ın geniş bir kadro oluşturacak bütçesi olup olmadığı da tartışılan bir diğer konu. Yorumcu, Galatasaray’ın transfer döneminde ciddi bonservis bedelleri ödediğini ve bu kadar harcama sonrası bütçe kalıp kalmadığını sorguluyor. Ancak, Galatasaray’ın parası olduğu ve Okan Buruk’un tamamen kendi tercihiyle “bu kadro benim için yeterli, 15-16 oyuncu olsun ve birkaç farklı mevkide oynayabilsinler” diyerek transfer dönemini kapattığı belirtiliyor. Sacha Boey ve Kaan Ayhan gibi çok yönlü oyuncuların bu strateji doğrultusunda alındığı ifade ediliyor.
Okan Buruk’un transfer dönemi sonunda yaptığı “Yönetimimiz çok iyi bir performans ortaya koydu. Benim istediğim kadroyu oluşturdu. Bundan sonra top bende” açıklaması, eleştirilerin artık doğrudan kendisine yönelmesinin doğal olduğunu gösteriyor. Galatasaray’ın son birkaç senedir benzer senaryoları yaşaması – Avrupa Kupaları’nda iyi başlangıçlara rağmen ilerleyememe ve Kasım-Aralık aylarında yaşanan sakatlık problemleri – Okan Buruk üzerindeki baskıyı artırıyor.
Özellikle Sacha Boey’nin sağ bekte oynatılması sonrası yaşadığı sakatlık üzerine Okan Buruk’un “fazlasıyla sprint attı ve sakatlığını tetikleyen bir şey oldu” açıklaması, Sacha Boey’nin zaten sağ bek olarak alındığı ve atletizmiyle ön plana çıkan bir oyuncu olduğu gerçeğiyle çelişiyor. Oyuncunun menajerinin görüşmelerde stoperliğin ana özelliği olmadığını, sağ bek olarak çok iyi olduğunu belirttiği vurgulanıyor. Bu durum, oyuncunun sakatlığında kendi antrenman performansının veya kendisine az bakmasının etkili olabileceği ihtimalini de akıllara getiriyor.
Sonuç
Galatasaray’ın mevcut kadro yapısı ve Okan Buruk’un dar rotasyon tercihi, özellikle yoğun maç temposu ve artan sakatlıklarla birlikte sorgulanmaya devam ediyor. Yusuf Demir, Ahmet Kutucu ve Berkan Kutlu gibi isimlerin yeterli şansı bulamaması, kadro derinliği konusundaki endişeleri artırıyor. Okan Buruk’un hak ettiği kadar övülmemesi gibi bir durum söz konusu olsa da, mevcut eleştirilerde haklılık payı olduğu ve Galatasaray’ın kadro planlamasını yeniden gözden geçirmesi gerektiği aşikar. Sakatlıkların ve form düşüklüklerinin önüne geçmek adına daha geniş ve her mevkiye uygun alternatiflere sahip bir kadro, şampiyonluk yolunda ve Avrupa Arenası’nda başarı için kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıkıyor.
