Herkese keyifli ve mutlu günler! A Spor’da yayınlanan Spor Gündemi programına hoş geldiniz. Ben Koray Baloğlu, değerli yorumcularımız Levent Tüzemen ve Şenol Ustaömer ile birlikte gündemdeki spor haberlerini, özellikle de milli takımımızın İspanya maçını ve kulüplerimizdeki son gelişmeleri konuşacağız.
Beşiktaş ve Rafa Silva Krizi: Niyet mi Gerçek mi?
Programımızın açılışını, Beşiktaş gündemini uzun süredir meşgul eden Rafa Silva konusuyla yapıyoruz. Rafa Silva’nın belindeki ağrıları gerekçe göstererek antrenmana çıkmaması ve kulübün MR çekilmesi kararının ardından karşılıklı bir satranç oyunu yaşanıyor. Levent Tüzemen’in de belirttiği gibi, oyuncunun bu tutumu düşündürücü. Beşiktaş yönetimi, oyuncunun talebi üzerine MR çekileceğini açıkladı. Bu durum, iplerin koptuğuna ve geri dönüşün zor olacağına işaret ediyor.
Şenol Ustaömer, Beşiktaş Kulübü’nün duruşunu takdir ederken, hiçbir futbolcunun kulüpten büyük olamayacağını vurguladı. Rafa Silva’nın tavrı, Sergen Yalçın’ın “ona karşı bir şeyim yok” açıklamalarına rağmen, hem kulübü hem de hocasını zan altında bırakıyor. Oyuncunun, “Futbolu bırakırım” gibi söylemlerinin bir anlık sitem olduğu iddia edilse de, bu durumun UEFA ve FIFA nezdinde de sonuçları olacağı düşünülüyor. Kulüp, sözleşmeli oyuncusundan yatırımının karşılığını almak istiyor.
Sergen Yalçın’ın anjiyo olduktan bir gün sonra antrenmana çıkması ile Rafa Silva’nın “belim ağrıyor” diyerek antrenmana katılmaması arasındaki tezat, konuyu daha da çarpıcı hale getirdi. Bu durum, Sergen Yalçın’ın Beşiktaş’ın başarısı için gösterdiği özveriyle, Rafa Silva’nın tavrı arasındaki farkı gözler önüne seriyor. Levent Tüzemen ve Şenol Ustaömer, bu tür durumlarda kulüplerin açıklama yapmak yerine, Fenerbahçe’nin İrfan Can Kahveci ve Cengiz Ünder krizini içerde çözdüğü gibi, konuyu kendi içinde halletmesi gerektiğini savundu. Oyuncuların menajerlerinin de bu krizlerde önemli rol oynadığı belirtildi.
Rafa Silva’nın takım içinde asosyal bir yapıya sahip olması ve sadece birkaç oyuncuyla arkadaşlık kurması, takım arkadaşları tarafından da desteklenmemesine neden oluyor. Bu dönemde Beşiktaş’ın ona en çok ihtiyacı varken sergilediği bu tavır, bir ihanet olarak yorumlanıyor. Sergen Yalçın’ın Rafa Silva’ya kaptanlık teklif etmesi ancak oyuncunun bunu reddetmesi, krizin derinliğini gösteren başka bir detay olarak ortaya çıktı. Eğer Rafa Silva’nın sakatlığı gerçek dışı çıkarsa, Beşiktaş’ın UEFA/FIFA’ya başvurarak tazminat davası açma hakkı bulunuyor.
Bu noktada Rafa Silva-Talisca takası gündeme gelse de, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi takımların da Rafa Silva’ya ilgi göstereceği konuşuluyor. Ancak Talisca’nın fiziksel kondisyonunu artırması gerektiği vurgulandı. Rafa Silva’nın geçmişte Galatasaray maçlarındaki performansı da dikkat çekiciydi.
A Milli Takımımızın İspanya Sınavı: Mucize Beklentisi mi, Prestij Maçı mı?
Programımızda A Milli Futbol Takımımızın Dünya Kupası elemelerindeki son maçı olan İspanya karşılaşması da ele alındı. Muhabirimiz Dündar Keşaplı, İspanya’dan son gelişmeleri aktardı. İspanya’nın Avrupa’nın en güçlü takımlarından biri olduğu, 25 maçtır yenilmediği ve İtalya’nın 30 maçlık rekorunu kırmayı hedeflediği belirtildi. Milli takımımızın doğrudan Dünya Kupası’na gidebilmesi için 7 gol atması gerektiği, İspanya ve İtalya medyasında “Türkler mucize arıyor” şeklinde yorumlandı.
Montella, basın toplantısında milli takımımızın maça en iyi şekilde hazırlandığını belirtti. İspanya medyası, Türk futbolcularından Zeki Çelik, Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız ve Arda Güler’e övgüler yağdırırken, İspanya’nın düzeni korumak için oynayacağını ve beraberliğin bile onlar için yeterli olacağını yazdı. El Mundo gazetesi, Türkiye’nin kaliteli, fiziksel ve agresif olduğunu ancak İspanya’nın topa sahip olma ritmini bozmanın kolay olmadığını dile getirdi.
Türkiye’nin uzun yıllardır süren Dünya Kupası özlemi, bu maça ayrı bir anlam katıyor. Maçın biletleri tamamen satılmış durumda ve dünyanın dört bir yanından gelen Türk taraftarlar milli takımımızı yalnız bırakmayacak. Tarihi bir not olarak, 1952 yılında İspanya ile oynanan maçta İtalyan bir çocuğun çektiği kura ile Dünya Kupası’na gidemeyişimiz de hatırlandı. Montella’nın önderliğindeki takımımız, İspanya karşısında en iyi mücadeleyi sergilemeye çalışacak.
Galatasaray’da Sakatlık Raporu ve Icardi’nin Durumu
Galatasaray’da ise önemli eksikler dikkat çekiyor. İlkay Gündoğan, Yunus Akgün (ameliyat oldu), Abdülkerim Bardakcı, Kaan Ayhan, Berkan Kutlu ve Victor Osimhen sakatlıklar nedeniyle kadroda yer alamıyor. Özellikle Osimhen’in milli takımda sakatlanması ve Icardi’nin izinli olması, forvet hattında büyük bir boşluk yaratıyor. Levent Tüzemen, Icardi’nin Osimhen’in sakatlandığı gün hemen geri dönmesi gerektiğini, Galatasaray’ın ona ihtiyacı olduğunu vurguladı. Geçen sezon Fatih Terim’in Feghouli’ye tanıdığı izne rağmen oyuncunun erken dönerek takıma katkı sağlaması örnek gösterildi.
Talisca’nın milli arada kişisel fiziki çalışmalarına devam etmesi, profesyonelliğin bir göstergesi olarak takdir edildi. Ancak Icardi’nin izin süresince antrenman yapmadığı yönündeki bilgiler, eleştirilere neden oldu. Galatasaray’ın bu sakatlıklarla beraber Gençlerbirliği maçına nasıl bir kadroyla çıkacağı merak konusu. Savunma ve orta sahada da eksiklerin bulunması, Okan Buruk’u zorlu bir dönemeçte bırakıyor.
Afrika Uluslar Kupası’nın ligin ortasına denk gelmesi ve milli takımlara gidecek oyuncular, kulüpleri büyük bir sıkıntıya sokuyor. Kulüplerin bu tür durumlarda oyuncuları göndermeme hakkı olması gerektiği, ya da FIFA/UEFA’nın bu takvimi değiştirmesi gerektiği belirtildi.
Leroy Sane ve Nagelsmann Tartışması
Leroy Sane’nin Almanya Milli Takımı formasıyla Slovakya karşısında gösterdiği üstün performans (2 gol, 1 asist), Alman medyasında geniş yankı uyandırdı. Nagelsmann’ın daha önce Sane’nin Türkiye Ligi’nde oynamasının performansını düşürdüğü yönündeki eleştirilerine karşın, bu performans sonrası Sane’nin yükselişini kendi “baskı”sına bağlaması eleştirildi. Alman basını ise Sane’nin “tam anlamıyla geri döndüğünü” ve milli takım için kritik bir adam olabileceğini yazdı.
Şenol Ustaömer ve Levent Tüzemen, Nagelsmann’ın bu yorumlarını “önyargılı” buldu. Sane’nin Galatasaray’daki oyun tarzının, takımın rakibi kendi sahasına hapsetmesinden dolayı Almanya’daki gibi savunma arkasına koşular yapamamasına bağlandı. Avrupa maçlarında daha etkili olmasının nedeni de bu oyun farkı olarak açıklandı. Türkiye Ligi’nin kalitesi ve Bayern Münih dışındaki Alman takımlarıyla kıyaslanması, Nagelsmann’ın eleştirilerine cevap niteliğindeydi.
Transfer Gündemi: Lookman, Hakan Çalhanoğlu, Goretzka
Transfer dönemi yaklaşırken Galatasaray ve Fenerbahçe için yeni isimler gündeme geliyor. Galatasaray’ın Ademola Lookman’ı ve eski oyuncusu Hakan Çalhanoğlu’nu transfer etmek istediği belirtildi. Ancak Lookman’ın ve Hakan Çalhanoğlu’nun yüksek bonservis bedelleri, bu transferleri zorlaştırıyor. Hakan Çalhanoğlu’nun Inter’de mutlu olması ve değerinin 40 milyon Euro’ya çıkması, Galatasaray için büyük bir maliyet oluşturuyor.
Fenerbahçe’nin ise Bayern Münih’in orta saha oyuncusu Leon Goretzka ile ilgilendiği iddia edildi. Goretzka’nın sezon sonunda sözleşmesinin bitmesi ve yüksek maaşına rağmen sıfır bonservis avantajı, transferi cazip kılıyor. Ancak Fenerbahçe’nin orta sahasında Fred, İsmail Yüksek, Szymanski gibi önemli oyuncuların bulunması ve John Durán’ın sakatlık belirsizliği, kulübün önceliklerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Fenerbahçe’nin ilk olarak bir santrafor ihtiyacını gidermesi gerektiği vurgulandı.
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin kadro derinliği tartışması devam ederken, Fenerbahçe’nin şu anki kadrosunun daha geniş ve alternatifli olduğu belirtildi. Ancak önemli olanın oyuncu verimliliği olduğu ve Galatasaray’ın ilk 11 dışındaki oyuncularından daha fazla katkı alması gerektiği vurgulandı.
Milli Takımımızın İspanya Maçı Stratejisi ve Naim Süleymanoğlu Anısına
A Milli Takımımızın İspanya karşısında puan almak için gerçekçi bir strateji izlemesi gerektiği vurgulandı. İspanya’nın namağlup serisi ve Dünya Kupası’na katılma hedefleri göz önüne alındığında, Montella’nın İtalyan savunma kültürüyle takımı sahaya sürmesi gerektiği belirtildi. Kompakt bir savunma, dar alanlarda baskı ve hızlı kontrataklarla rakibi tehdit etmek, milli takımımız için en doğru strateji olacaktır.
Programımızın sonunda, Türk spor tarihinin unutulmaz isimlerinden, “Cep Herkülü” lakaplı Naim Süleymanoğlu vefatının 8. yıl dönümünde rahmetle ve saygıyla anıldı. 46 dünya rekoru, 3 Olimpiyat şampiyonluğu, 7 Dünya ve 7 Avrupa şampiyonluğu ile ülkemize büyük gurur yaşatan Naim Süleymanoğlu’nun portresiyle programımızı noktalıyoruz. Ağzınıza sağlık, teşekkür ederiz.
