Beşiktaş’ta Rafa Silva Belirsizliği ve Takım İçi Çalkantılar
Beşiktaş camiası, futbol sahasında ve idari alanda birçok tartışmanın odağında. Özellikle taraftarların sevgilisi Rafa Silva’nın geleceği ve takımın genel performansı, kulüp içindeki endişeleri artırıyor. Bu blog yazımızda, son dönemde Beşiktaş’ta yaşanan olayları, saha içi ve saha dışı tartışmaları detaylı bir şekilde ele alacağız.
Rafa Silva ve Beşiktaş’ın Hücum Gücü
Bu süreçte taraftarların aklına birçok soru işareti geliyor. Herkes bir kuşku ve endişe içinde. Özellikle Rafa Silva‘nın kaybedilip kaybedilmeyeceği noktası önemli bir gündem maddesi. Ancak Beşiktaş’ın Rafa Silva’yı kaybetmemesi gerektiği, sadece bir yorum olarak değil, aynı zamanda bir gerçek olarak da ön plana çıkıyor.
Rafa Silva, Beşiktaş’ın mevcut kadrosunda en farklı ve en özel yeteneklere sahip oyuncusu. Onu izlemek her zaman keyif veriyor ve gününde olduğunda neler yapabildiğini çok iyi biliyoruz. Takımdaki kötü gidişatın Rafa Silva’dan kaynaklandığını söylemek doğru değil, aksine o, takımın en çok gol katkısı veren ikinci oyuncusu durumunda. Bu listede birincilik ise Tammy Abraham‘a ait. Rafa Silva ile ilgili sorunlar olduğu dillendirilse de, Beşiktaş bu konuyu sorun haline gelmeden çözmeli ve kimsenin diline malzeme yapmamalıdır. Eğer Rafa Silva’nın süreç içerisinde sağlıklı bir şekilde devam etmesi isteniyorsa, Beşiktaş’ın en özel yeteneklerinden biri olduğu unutulmamalıdır. Kulüp toparlanacaksa ve bir çıkış yakalayacaksa, Rafa Silva’ya büyük bir rol biçilmelidir.
Beşiktaş’ın Süregelen Sorunlar Sarmalı
Beşiktaş, uzun süredir sağlıklı bir ortama kavuşamıyor. Sürekli bir yerden bir şeyler tartışılıyor ve bu tartışmalar camianın gündemini o kadar olumsuz etkiliyor ki, kim ne derse desin artık kabul görüyor. Beşiktaş’a dair herhangi bir olumsuz söylem, gerçekmiş gibi bir algı yaratıyor. Bunun nedeni, kulübün son 4-5 sezondur sürekli sorunlar yaşaması ve üzerine yapışmış bir imaj olmasıdır. Oyuncularla, teknik direktörlerle, idari kısımla veya genel kurullarla ilgili sürekli kavgalar, dövüşler ve gürültüler yaşanıyor. Bu durum, “bu doğru değildir” denilse bile herkes tarafından geçerli kabul ediliyor.
Kulübün başkanı dahi “şampiyonluk kelimesini çok erken kullandım, taraftar duygusu ayrı, yöneticilik ayrı” ifadelerini kullanmışken, transferle her şeyin çözüleceğini düşünen bir yönetim anlayışı da mevcut. Ancak hocalar (Giovanni van Bronckhorst, Sergen Yalçın) sürekli 2-3 transfer dönemine daha ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar. Her gelen aynı teşhisi koysa da, hataların devam ettiği aşikar. Mevcut kadro, önceki teknik adamlara verilen kadrolardan daha iyi olmasına rağmen, saha içindeki sorunlar devam ediyor.
Orkun Kökçü’nün Kırmızı Kartı ve Kolektif Sorumluluk
Son maçta Orkun Kökçü‘nün kırmızı kart görmesi de büyük tartışmalara neden oldu. Ancak Orkun Kökçü’nün “Futbol kolektif bir oyundur ve sonuçlar birçok faktörün birleşimidir” şeklindeki açıklaması, maçın 2-0’dan 3-2 kaybedilmesinin sadece kendi kırmızı kartıyla açıklanamayacağının alt metnini taşıyordu. Bu, hem kendisine hem takım arkadaşlarına hem de teknik adama yönelik bir eleştiri olarak yorumlanabilir.
Elbette Orkun’un kırmızı kartı oyunu ciddi şekilde etkiledi ve olumsuz sonucun bir numaralı kahramanı olarak gösterildi. Ancak Beşiktaş tarihinde ilk kez 10 kişi kalıp maç kaybetmiyor, hatta 10 kişi kalıp geriden gelip derbi kazandığı örnekler de var. Örneğin, Sergen Yalçın ve Şenol Güneş dönemlerinde böyle zaferler yaşandı. Bu, bir oyuncunun motivasyonunun zaman zaman aşırıya kaçabileceğinin ve kendine zarar verebileceğinin bir göstergesidir.
Takımın Saha İçi Zafiyetleri
Beşiktaş’ın saha içindeki temel sorunları devam ediyor. Takım hala hava toplarından durmadan gol yiyor. Duran top zafiyeti devam etmekte. Beşiktaş çok çabuk kırılan bir takım profili çiziyor; ilk golü yediğinde hemen ikincisini yiyecek hissiyatını veriyor ve rakiplerde “bir tane atarsak ikinciyi de atarız” özgüvenini yaratıyor. Gençlerbirliği, Kasımpaşa ve Galatasaray maçları bu durumun yakın örnekleridir. Galatasaray maçında rakip 10 kişi kalmasına rağmen Beşiktaş skorunu koruyamadı ve puan kaybetti. Bu durum, sadece Orkun Kökçü’nün değil, genel takım performansının ve taktiksel eksikliklerin de bir göstergesidir.
Yönetimsel Kararlar ve Kaptanlık Tartışması
Sezon devam ederken yapılan yönetimsel hatalar da dikkat çekiyor. İki kaptanın birden değiştirilmesi ve ikinci kaptanlığın Wilfred Ndidi‘ye verilmesi büyük eleştirilere yol açtı. Ndidi, Beşiktaş tarihinde ne Atiba Hutchinson, ne Josef de Souza, ne de Paulista veya Rafa Silva gibi performans, sadakat veya uzun yıllar kulübe hizmet etmiş bir oyuncu profiline sahip değil. Bu karar, geçmiş CV’ye veya tecrübeye dayalı bir seçim olarak açıklansa da, Beşiktaş kariyeri açısından tartışmalıdır. Bu tür anlaşılması güç kararlar alındıktan sonra takımın düzlüğe çıkmasını beklemek zordur.
Kurumsal Yapıdaki Boşluklar
Beşiktaş’ta kurumsal hafızanın ve sürekli bir analiz departmanının olmaması da önemli bir sorundur. Teknik adamlar değiştiğinde, onlarla birlikte gelen analiz ve scout ekipleri de ayrılıyor ve geriye sadece bir kişi kalıyor. Bu durum, kulübün geleceğe yönelik sürdürülebilir bir futbol aklı oluşturmasını engelliyor. Kulübün kendi kurumsal scout sistemine sahip olması ve teknik ekibin bu sistemi desteklemesi gerekmektedir.
Sonuç
Beşiktaş, Rafa Silva’nın geleceği, saha içi performans düşüklükleri, yönetimsel hatalar ve kurumsal yapıdaki eksiklikler gibi çok sayıda sorunla boğuşmaktadır. Bu olumsuzluklar sarmalından kurtulmak için yalnızca saha sonuçlarının değil, kulübün genel işleyişindeki köklü sorunların da çözülmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde, camianın üzerindeki kara bulutlar dağılacak ve kulüp daha aydınlık günlere ulaşabilecektir.
