Türk Futbolunda Bahis Şikesi ve Güven Krizi: Ahmet Çakar Tüm Detaylarıyla Anlatıyor
Bahis, dini, imanı, kitabı, ırkı, milliyeti olmayan, tek motivasyonu “kirli para” olan bir alandır. Bu kirli para uğruna hakemler veya bahis mafyasının organizatörleri kendi tuttukları takımı bile feda edebilirler. Türk futbolunun son dönemde yaşadığı bahis şikesi skandalı, ülke futbolunda derin bir güven krizine yol açtı. Eski hakem ve yorumcu Ahmet Çakar, bu çarpıcı konuları tüm detaylarıyla masaya yatırdı.
Bahis Şikesi Nasıl Anlaşılır?
Bir maçta bahis şikesi yapılıp yapılmadığını her zaman sezmek mümkün değildir; ancak hissedilebilir. Türkiye’de futbolun geldiği noktayı gösteren bu durum, ne yazık ki sıkça karşılaşılan bir soru haline gelmiştir. Geçtiğimiz günlerde İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Süper Lig ve TFF 1. Lig’de görev yapan hakemlerin üçte birinin bahis sitelerine üye olduğunu açıklaması, büyük bir şok etkisi yaratmıştır. Bu açıklama, Türk hakemlerinin mesleklerine ihaneti ve eğer kendi yönettikleri maçlara bahis oynadılarsa karşılaşacakları adli süreçler açısından büyük riskler taşıdığını gözler önüne sermiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil birçok kesimden gelen tepkiler haklı bulunurken, UEFA ve FIFA gibi uluslararası kuruluşlar da Türkiye’deki bu “rezilliğe” bir çözüm bulunması gerektiğini belirtmiştir.
Güven Bitince Her Şey Biter
Bu skandalın ardından Türk futbolunda en büyük problem, güvenin sarsılmasıdır. Daha önce hakem hataları veya yetersizlikleri olarak görülen durumlar, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun açıklamalarından sonra “hakem bahis oynamış” gibi gayriahlaki yakıştırmalara dönüşmüştür. Bu durum, Türk hakemliğinin sonu anlamına gelebilecek kadar vahim bir tablodur.
3 Temmuz Sürecinden Daha Kötü Bir Dönem Mi?
Ahmet Çakar’a göre bu süreç, 2011’deki 3 Temmuz sürecinden bile daha kötüdür. Çünkü bu defa sadece hakemler değil, binlerce futbolcu ve yüzlerce yöneticinin de adının bahis skandallarına karışma ihtimali bulunmaktadır. Özellikle alt liglerde oynayan ve gelir düzeyi daha düşük profesyonel futbolcuların, kendi maçlarına bahis oynamış olmaları durumunda kariyerlerinin sonu gelecektir. Bu durum, Türk futbolunun ahlaki dejenerasyonunu derinleştiren, uluslararası alanda büyük olumsuz yankılar uyandıracak bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Zeka ve Ahlaksızlık Dengesi
Bahis şikesi yapanların birçoğunun “geri zekalı” olduğunu belirten Çakar, ahlaksız bir kişinin mantıken arkadaşı üzerinden bahis oynayarak iz bırakmaması gerektiğini vurgulamıştır. Zira banka havaleleri veya resmi para transferleri olmadan yapılan elden ödemelerle, yargı sürecinin şikeyi ispatlaması oldukça zorlaşmaktadır. Ancak, bu tür yasa dışı faaliyetlerin kanıtlanması durumunda ağır cezalar kaçınılmazdır.
Derbi Haftası ve Hakem Atamaları
Beşiktaş-Fenerbahçe derbisine Ali Yılmaz, Galatasaray-Trabzonspor derbisine ise Cihan Aydın’ın atanması da tartışmalara yol açmıştır. Ahmet Çakar, mevcut iklimde bu atamaların ikisinin de yanlış olduğunu belirtmiştir. Özellikle Cihan Aydın’ın geçmişte bir online konferansta kızının hesabından “Galatasaray” kullanıcı adıyla katılması, her hatasının artık şüpheyle karşılanmasına neden olacaktır. Ali Yılmaz gibi az Süper Lig maçı yönetmiş bir hakemin böyle kritik bir derbide görevlendirilmesi de, kasırgalı bir dönemde tecrübesizlik nedeniyle büyük riskler barındırmaktadır. Bu tür atamalar, zaten dibe vurmuş olan güven ortamını daha da sarsma potansiyeli taşımaktadır.
Ligin Geleceğine Etkisi
Bu haftaki derbi sonuçlarının Süper Lig’in gidişatını önemli ölçüde etkileyeceği belirtilmiştir. Eğer Galatasaray Trabzon’u yener, Fenerbahçe de Beşiktaş’ı yenemezse, Galatasaray’ın puan farkını açarak şampiyonluğa erken yürüyeceği algısı oluşacaktır. Tam tersi durumda ise Trabzonspor’un Galatasaray’ı yenmesi ve Fenerbahçe’nin de Beşiktaş’ı mağlup etmesiyle ligin yeniden heyecan kazanacağı ve şampiyonluk yarışına yeni adayların katılacağı düşünülmektedir.
Ahmet Çakar’dan Unutulmaz Bir Derbi Anısı
Ahmet Çakar, kendi hakemlik döneminden yorucu bir anısını paylaşmıştır. Büyük kızının dünyaya geldiği dönemde, doktorluk ve hakemlik görevlerini bir arada yürütürken uykusuzluk ve yorgunluk içinde Galatasaray-Trabzonspor maçını yönetmiştir. Maçı iyi yönettiğini söyleyemeyen Çakar, o dönemde Ünal Karaman ve Ergün Pembe gibi oyunculara kırmızı kart gösterdiğini ve maç sonrası Şenol Güneş’in büyük tepki gösterdiğini belirtmiştir. Bu yorgunluk, maç sonrası ciddi bir hastalığa yakalanmasına neden olmuştur.
Federasyon ve Hakem Camiasının Sorumluluğu
Çakar, Futbol Federasyonu ve hakem camiasına ağır eleştiriler yöneltmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ üyelerinin Baylock gibi uygulamalarla haberleştiğinin ortaya çıkması ve üst düzey subayların tutuklanması örneğini vererek, profesyonel liglerde görev yapan hakemlerin üçte birinin bahis oynadığını fark edememelerini sorgulamıştır. Bu kadar büyük bir “ahlaksızlık” ve “aptallık” zincirini yıllardır fark edemeyen federasyon başkanları, MHK başkanları ve gözlemcilerin sorumluluğu büyüktür. İtirafçılık müessesesi ile bu olayların gün yüzüne çıkacağını ve sorumluların hesap vereceğini öngörmektedir.
Bahis Şikesinde Kimler Rol Alır?
Futbolcu, hakem, başkan, federasyon, UEFA, teknik direktör ve medya… Ahmet Çakar’a göre bahis şikesinde herkes rol alabilir. Ancak Türkiye’de yaşananların “torbacı” işi, yani küçük çaplı olduğunu, global çapta ise yıllık cirosu milyarlarca euro olan bahis şirketlerinin Real Madrid gibi büyük maçları bile “yıkarak” para kazandığını belirtmiştir. Bu tür büyük baronların devlet başkanlarını bile seçtirebilecek güçte olabileceğine dikkat çekmiştir. Bahis, alkol ve sigara gibi toplumda var olan, bağımlılık yapan ve insanları “hazır paraya” tahrik eden bir olgudur.
Zorbay Küçük Olayı ve Kumpas İhtimali
Zorbay Küçük’ün babası Feyzullah Küçük’ün geçmişte “teşvik primi” iddialarının odağında olması, Türk futbolundaki bazı bağlantıların devam edip etmediği sorusunu akıllara getirmiştir. Ancak Zorbay Küçük’ün bahis oynamadığını ve hiçbir bahis sitesine üye olmadığını iddialı bir dille belirtmesi, Ahmet Çakar’da “masum olduğu” izlenimi yaratmıştır. Çakar, bir kişinin TC kimlik numarasıyla kolayca üyelik açılabileceğini, ancak para transferi için mutlaka kişinin kendi IBAN’ının kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. Eğer Zorbay Küçük’ün IBAN’ı ile para transferi yapılmamışsa, genç hakemin bir kumpasın kurbanı olabileceğini, bu kumpası da muhtemelen yeni hakem arkadaşlarının düzenlemiş olabileceğini öne sürmüştür.
Geçmiş Sezonların Araştırılması ve Kupa İadesi
Geriye dönük sezonların araştırılması durumunda, kupa iadeleri gibi konuların gündeme gelebilmesi için doğrudan bahis şikesinin maçın sonucunu etkileyecek şekilde kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir. Örneğin, Galatasaray’ın averajla kaybettiği bir sezonda, o maçı yöneten hakemin o maçı gol sayısı üzerine bahis oynadığının kanıtlanması gibi spesifik durumlar olursa tartışma yaşanır. Aksi takdirde, paranın dini, imanı, kulübü olmadığı gibi, bahis şikesinin de bir kulübü veya tarafı yoktur; tek motivasyon kirli para kazanmaktır.
Kulüp Başkanlarının Tepkileri ve Kendi Geçmişleri
Ali Koç’un “yapı” söylemleri, Erden Timur’un ilk açıklama yapanlardan biri olması, Dursun Özbek’in “sonuna kadar gitsin” demesi ve Saadettin Saran’ın geçmişteki yasa dışı bahis bağlantıları gibi konular da ele alınmıştır. Çakar, bu kişilerin kendi geçmişleriyle çelişen açıklamalar yaptığını, özellikle Saadettin Saran’ın bir bahis aracı kurumunun sahibi olması nedeniyle yargılandığını ve Fenerbahçe başkanı olamama ihtimalinin bulunduğunu hatırlatmıştır. Bu durum, “herkesin kendini çektiği”, ancak futbolcular ve idarecilerin de bu işin içine gireceği daha geniş bir skandalın işareti olarak görülmektedir.
Play-off Sistemi ve Türk Futbolunun Reçetesi
Play-off sisteminin geri dönmesinin bahis şikesiyle bir bağlantısı olmadığı belirtilmiştir. Dünya futbolunda üst liglerde play-off sisteminin yaygın olmadığı, ancak heyecan getirdiği de kabul edilmiştir. Ahmet Çakar’a göre Türk futbolunun düzlüğe çıkması, dünyanın genelinde futbolun kirli olduğu gerçeğiyle bağlantılıdır. Silah satan birinin barış istememesi, ilaç satan birinin sağlık istememesi gibi, bahis olan yerde de işlerin tamamen namuslu gitmesi beklenemez. Ancak Türkiye’deki durumun “rezil rüsva” bir hale geldiği, geçmişte İngiltere ve İtalya’da da benzer operasyonlar görüldüğü ve ABD’de bile NBA oyuncularının bahis skandallarına karıştığı örneklerle vurgulanmıştır. Önemli olanın, bizimkilerin “aptalca” işler yaparak rezil olmaları olduğu dile getirilmiştir.
Cüneyt Çakır ve Fırat Aydınus’a Haksızlık Edildi mi?
Ahmet Çakar, Cüneyt Çakır ve Fırat Aydınus gibi geçmişin önemli hakemlerine haksızlık edildiği görüşünü savunmuştur. Onların döneminde yapılan hatalar, masum hakem hatası, formsuzluk veya takım tutma gibi gerekçelerle açıklanırken, günümüzde yaşanan skandal sonrası her hakem hatasının “bahis mafyasının elemanı”, “para için maçı sattı” gibi ağır ithamlarla karşılanacağı belirtilmiştir. Bu durum, Türk hakemliğinin geleceği için büyük bir tehlike arz etmektedir.
Türk Milli Takımı’nın Geleceği
Kerem Aktürkoğlu, Yunus Akgün, Juventus’ta oynayan Kenan Yıldız, Barış Alper Yılmaz ve Arda Güler gibi genç oyuncuların Türk Milli Takımı’nın geleceği olduğunu vurgulayan Çakar, bu oyuncuların performanslarının Dünya Kupası gibi turnuvalarda başarılı olmak için kritik olduğunu belirtmiştir. Orkun Kökçü, İsmail Yüksek ve Hakan Çalhanoğlu gibi orta saha oyuncuları da geleceğin önemli isimleri arasında sayılmıştır.
Mehmet Aurelio ve Christoph Daum
Mehmet Aurelio’nun vefat eden teknik direktör Christoph Daum’un mezarını ziyaret etmesi, eski günleri akıllara getirmiştir. Ahmet Çakar, Daum’un çok sevdiği bir arkadaşı olduğunu, Alman olmasına rağmen Doğu Almanya’daki zorlu çocukluğundan dolayı Alman gibi olmadığını, içki, sigara ve bir dönem kokain gibi kötü alışkanlıkları olduğunu ancak renkli, mütevazı ve dost canlısı bir insan olduğunu belirtmiştir. Ruhu şad olsun.
Cem Papila ve Beşiktaş’ın Önü Nasıl Kesildi?
2003-2004 sezonundaki Beşiktaş-Samsunspor maçında Cem Papila’nın gösterdiği beş kırmızı kartın dördünün kesinlikle doğru olduğunu belirten Çakar, Beşiktaş’ın önünün “gizli bir el” tarafından kesildiği iddialarını reddetmiştir. Aksine, o sezon Beşiktaş’ın önünü gayriahlaki şekilde para karşılığı Beşiktaş’ı yönetenler ve işin içindeki mafya kesmiştir. Bu durum, 8 puanlık farkın kapanmasına ve şampiyonluğun kaybedilmesine neden olmuştur.
Trabzonspor-Galatasaray Oyuncu İlişkisi
Trabzonspor’dan Galatasaray’a giden oyuncu sayısının çok olmasının özel bir hat veya komplo teorisi olmadığını belirten Çakar, Fenerbahçe ve Beşiktaş’a da Trabzonspor’dan oyuncular gittiğini hatırlatmıştır. Burak Yılmaz’ın her üç büyük kulüpte de oynayıp en çok Galatasaray’da başarılı olması bu duruma örnek olarak gösterilmiştir. Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki gerginliğin ise 3 Temmuz sürecinden kaynaklandığı, Trabzon halkının Fenerbahçe’yi sevmediği, Galatasaray’ı daha az sevdiği ve Beşiktaş’ı ise en çok desteklediği belirtilmiştir.
Sonuç
Türk futbolu, tarihinin en büyük güven krizlerinden birini yaşamaktadır. Bahis şikesi iddiaları, sadece hakemlerle sınırlı kalmayıp futbolculara, yöneticilere ve hatta kulüp başkanlarına kadar uzanabilecek derin bir yozlaşmayı işaret etmektedir. Bu kirli paranın cazibesiyle hareket edenlerin, Türk futbolunun geleceğini ve itibarını derinden sarstığı aşikardır. Güvenin yeniden tesis edilmesi ve futbolun temizlenmesi için kapsamlı bir soruşturma ve cezalandırma süreci kaçınılmaz görünmektedir. Aksi takdirde, her hata, her karar şüpheyle karşılanacak ve Türk futbolu uluslararası alanda daha da yalnızlaşacaktır.
